13 Nisan 2021 Salı / 1 Ramazan 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Mehmet METİNER
mmetiner@stargazete.com
Yazarın Sayfası

İlker Başbuğ'a bir çift söz

08 Şubat 2020 Cumartesi

İlker Başbuğ eski Genelkurmay Başkanı.

Merak ediyorum:

FETÖ ile mücadele konusunda kayda değer bir icraatı var mıdır?

Benim aklıma hiçbir şey gelmiyor.

Bir Genelkurmay Başkanı emri altındaki orduda kimin devlet ve millet için tehdit oluşturduğunu tespit edip açığa çıkartamıyorsa vay halimize...

Son zamanlarda moda oldu...

“Biz yapmak istedik de Erdoğan engel oldu.”

Her iyi şeyi kendilerine, her kötü şeyi Erdoğan’a havale eden eski Cumhurbaşkanı ve Başbakan kervanına bürokratlar ve askerler de katılmaya başladı.

İlker Başbuğ da onlardan biri.

Kendini siyasete hazırladığı için tutuklandığında kendisine cesaretle arka çıkan Erdoğan’ın sırtına siyasi hançer saplama yoluna gidiyor.

Belli ki CHP’nin başını çektiği Erdoğan düşmanı kampın gelecekteki Cumhurbaşkanı adayı olmayı kafasına sokmuş iyicene.

Bunun için CHP’nin gündeme taşıdığı “FETÖ’nün siyasi ayağı!” bahsinde tüm bakışları AK Parti’nin içine çekmeye çalışan bir kurnazlık sergiliyor.

Askerlerin askeri olmayan mahalde ve meslekleriyle ilgili olmayan konularda suç işlediklerinde sivil yargıda yargılanmalarının önünü açan bir kanun maddesi üzerinden AK Parti’nin FETÖ’nün siyasi ayağı olarak işlev gördüğü algısını oluşturacak hilaf-ı hakikat beyanlarda bulunuyor.

AK Parti’nin doğru bir demokratikleşme anlayışı çerçevesinde getirdiği bir kanun değişikliğinden FETÖ’cü yargının yararlanmış olması ne kadar gerçek ise, buna bakarak AK Parti’nin FETÖ’nün isteği doğrultusunda işbu kanun değişikliğini gerçekleştirdiği iddiasında bulunmak da bir o kadar gerçek dışıdır.

Dahası yalandır, iftiradır.

Başbuğ’un kendi kişisel siyasi ikbali uğruna inşa ettiği bu bakış açısına Cumhurbaşkanımızın AK Parti’nin lideri olarak verdiği tepki son derece haklıdır.

Başbuğ’un Cumhurbaşkanımıza cevaben dediği “Biz gerçekleri söylemeye devam edeceğiz!” yollu sözler, çok kötü bir siyasetin ifadesidir.

Başbuğ FETÖ’nün siyasi ayağını sahiden arıyorsa göz kırptığı Kılıçdaroğlu CHP’sine baksın!

FETÖ’nün ne kadar tehlikeli bir örgüt olduğunu bildikleri halde Erdoğan onların kökünü kazımaya koyulduğunda FETÖ ile mücadeleyi bırakıp Erdoğan düşmanlığında karar kılan Kılıçdaroğlu’na baksın!

En kötüsü FETÖ ile bir olup Erdoğan’ı bitirmeye kalkışan Kılıçdaroğlu öncülüğündeki muhalefete baksın!

ALÇAKÇA SİYASİ AYAK OYUNLARINA BAŞVURANLAR

Duyuyorum ki birileri benim için Cumhurbaşkanımızın bilgisi dahilinde 2009’da meclisten geçirilen “Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanabilmesini sağlayan” kanun değişikliğine karşı çıktığımı söylüyorlar.

Güya ben katıldığım bir televizyon kanalında böyle demişim.

Külliyen yalan...

CNN Türk’te dediklerimi anlamayacak kadar önyargılı olanlara cevap vermeyi zül addederim.

Beni üzen şu olur:

Benim neyi savunup savunmayacağımı çok iyi bilen, hatta uzun yıllara dayalı mücadele arkadaşlığımız dolayısıyla beni benden çok tanıyanların bu tür unvanları büyük ama hırsları ve kıskançlıkları akıllarından daha da büyük olan fitnecilerin bu yönde laf taşımalarına kulak veriyor olmalarıdır.

Güya ben meclisten o kanun değişikliğinin geçirilmesine ön ayak olan arkadaşlarımı toptan FETÖ’cü olmakla suçlamışım...

Külliyen iftira...

Katıldığım tüm televizyon konuşmalarımda bugün AK Parti grubumuz içinde FETÖ’cü olduğuna inanmadığımı ama FETÖ’nün tekrar içimize sızmak için her kılığa ve surete girebileceğini varsayarak azami tedbiri ve duyarlılığı elden bırakmamamız gerektiğini söyledim.

Söylemeye devam edeceğim.

Şunu da meraklıları için belirtmeden geçmeyeyim:

FETÖ’cü olmamakla birlikte FETÖ ile mücadele konusunda korkaklık ve gevşeklik gösterenler, geçmişte gözaltına alınıp tutuklanan kimi FETÖ’cüleri kurtarmak için makamını ve unvanını kullanan kimseler olduğunu da söylüyorum.

FETÖ’cülere hiçbir şekilde içimizden birilerinin siyasi hamilik yapmadığını söylersem hem yalan söylemiş hem de kendime saygımı yitirmiş olurum.

O kanun değişikliğinin mimarı olan dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i gerçek yüzü ortaya çıktıktan sonra ben niye savunayım ha söyler misiniz?

Kendi ilindeki bazı FETÖ’cüleri yargıdan kaçırtmak için nasıl çabaladıklarını bildiğimiz birilerini “partili midir?” diye ben niye savunayım kardeşim?

O kanun değişikliğini savunurum. Lakin Ergin gibileri eleştirmekten de geri durmam.

Vaktinde “içimizdeki hainler!” lafını kullandığımızda hakkımızda fitne-fücur üretenler, içimizden ne hainlerin ve hainliklerin çıktığını gördüklerinde nedense bizden özür dileme yoluna gitmediler.

Aynı kişiler bugün de dediğim konularda aynı tezvirat makinesini çalıştırıp duruyorlar ne yazık ki!

Sanki “Yüce Divan’a gitmeliler!” diyen ve Yüce Divan’a gidilmesi için “evet” diyen benmişim gibi!

Şimdi bunu söyledim diye birilerine FETÖ’cü mü demiş oldum?

Ne yani, birileri bizden FETÖ operasyonu olan Yüce Divan olayında FETÖ ile söylem birliği içinde olanları eleştirmeyelim mi istiyor?

Yok öyle yağma...

Ne dediğim ortada.

Ne demediğim de...

Kusurlu olanlar kusur aramaya çalışırlar da o kusurluların laflarına niye kulak verilir, anlamak güç...