26 Şubat 2021 Cuma / 14 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sibel ERASLAN
sibeleraslan@stargazete.com
Yazarın Sayfası

IMF borcunu kapattığımız gibi bunu da aşacağız

30 Eylül 2018 Pazar

Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde kurulan Maliyet ve Dönüşüm Ofisi'nin, Uluslararası yönetim şirketi McKinsey'den danışmanlık alacağını öğrendik. Tabii bu kararı duyduğumuzda endişelenmedik değil. Ne olduğunu bilmediğimiz bir kurum. Kararın açıklanmasından sonra Google'a hücum olmuş, nedir bu McKinsey diye...

Ama sorun, endişelenmekte değildir kanımca. Asıl sorun endişelenmemektir!

Mesela bu durum CHP tarafından ‘düyunu umumiye’ ilan edildi, ‘yeni IMF’ dendi, tabiri caizse muhalefet zil takıp oynuyor, sorumluluk paylaşıp çare üreteceğine... Türkiye için endişelenmek, muhalefet yapacağım derken Türkiye nefretine dönüşmekten bin kat iyidir...

2013'te IMF borçlarımızı kapatan hükümet, bu dar boğazı da aşacak inşallah.            

*** 

Birleşmiş Milletler toplantısında artık limitini doldurmuş küresel sistemin tartışmasıydı aslında seyrettiğimiz. Bedeli ağır ödenmiş iki büyük dünya savaşından sonra, insanlığın refah ve barış zorunluluğuyla kurduğu bir yapıydı Birleşmiş Milletler. İki amacı vardı, birincisi nükleer dengeyi muhafaza etmek, diğeriyse batı ve doğu blokları arasındaki gerilimi soğutmak... 

Ama dünya hızla değişti. Sovyetlerin çöküşüyle birlikte tehdit ve denge algıları tek kutuplu bir dünya düzenine evrildi. Neoliberal finans sistemi, insanlığın ölümüydü, ‘daha çok para ve daha çok hayat’ için sınır tanımayan profesyonel ordularıyla birlikte hareket ediyordu artık. Ardından vekalet savaşları ve nihayet ticaret savaşları dönemine girdik... 

Bu hızlı türbülans maalesef adalet ve refah yerine, işgal, zulüm ve yoksulluk yağdırdı dünyanın dört bir yanına... Birleşmiş Milletler’in, ‘beş ülke’ye tanınan ayrıcalıklı tekelleşmiş yapısı, geldiği süreçte artık adaleti değil adaletsizliği üretiyordu...

ABD Başkanı Trump'ın BM'deki konuşmasında sergilediği pervasız cahillik yeni dönemin yaslandığı tüm eğretileşmiş değerleri, bir kere daha göğsünden itiyor. 90'lardaki neo-con teorisyenlerin hiç olmazsa peçelemeye çalıştığı, ‘tarihin sonu mu’ gibi sorularının dahi artık bittiğini son konuşmanın dipsiz trajedisinde hep birlikte yaşadık...   

***

Trump ABD'si, sadece Orta Doğu için tehdit değil. Avrupa Birliği üyeleri ve özellikle Almanya, nasıl bir kıyamet provası çevrildiğinin farkında... Adalet sadece Somali, Ruanda, Halep, Keşmir, Gazze'nin sorunu değil. Yeryüzünde insan onuruna yaraşır bir hayatı sürmek herkesin hakkı. Oysa milyonlarca insanın her türlü insani hakka ve hizmete, erişimi ve paylaşımı imha edilmiş halde... Yoksulluk ve göç, tüm insanlığı, ama özellikle Avrupa'yı tehdit ediyor. 

İnsanlığın adalete ihtiyacı var... Türkiye ve Başkan Erdoğan, gezegenimizin yaşanabilir bir barış düzeyini ancak adaleti sağlayarak kurabileceğini ifade etti. Tarihi bir konuşmaydı. Sadece ülkesel, bölgesel mağduriyetlerden bahsetmedi, tüm dünya milletlerini, sömürü eşiğini atlayarak artık imha'da karar kılmış zulüm paradigmasını değiştirmeye çağırdı.