30 Kasım 2020 Pazartesi / 14 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Hüseyin GÜLERCE
hgulerce@stargazete.com
Yazarın Sayfası

İyi Parti dört sebepten karıştı…

22 Ekim 2020 Perşembe

İYİ Parti'de kriz, 2. Olağan Kongrede 'oy verilmeyecekler' listesi ile başladı. Tasfiye edildiklerini düşünen isimler, Koray Aydın’a cephe aldı. Aydın, Meral Akşener tarafından tekrar teşkilat başkanı olarak seçilince kriz derinleşti.

Birkaç gün önce CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programına tek başına katılan Ümit Özdağ bombanın pimini çekti.

Özdağ, programda yenilir yutulur olmayan üç iddia ileri sürdü:

1) Koray Aydın Meral Akşener kadar güçlü. Eş başkan gibi.

2) İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu FETÖ’cü. Enver Altaylı’nın akrabası.

3) CHP ile ittifak yapmamamız gerektiğini söylemiştim. “Bize yönelik HDP ile ilgili bir psikolojik operasyon başlayacak, HDP ile yan yana geldiğimiz söylenecek, bunun olmadığını göstermemiz lazım. Biz HDP ile yan yana gelemeyiz. Onun için, Iğdır’da ve Kars’ta MHP’yi desteklediğimizi açıklayalım, dedim. MHP’yi desteklemediğimiz için Kars’ta HDP kazandı.”

Bu kadar önemli iddiaları Ümit Özdağ, en başta söyleseydi, dürüstlük yapmış olurdu. Şimdi parti içinde kavga çıkmış, kendisi, tasfiye edileceği sinyallerini almış, konuşuyor. Böyle bir duruş samimiyet sorgulamasını zaruri kılar.

İyi Parti bu hale neden düştü?

1. İyi Parti bir ihtiyaçtan doğmadı. Davutoğlu ve Ali Babacan/Abdullah Gül partileri gibi sırf Erdoğan düşmanlığı/karşıtlığı üzerine kuruldu. İyi Parti’de ilave olarak bir de Devlet Bahçeli düşmanlığı var.

Fikrî/kültürel/sosyal zemini olmayan, nefret söylemi üzerine inşa edilen bir siyasî yapı, baştan çürük zemine oturur. Türkiye’nin problemlerine çözüm üretecek projeler yerine sabahtan akşama kadar Erdoğan/Cumhur İttifakı düşmanlığı yapmak, çıkmaz sokakta tepinmekten başka bir şey değildir.

2. İyi Parti, başta Meral Akşener olmak üzere liderlik vasfı taşımayan bir kadro elindedir. Bu tespit, küçümseme ile ilgili değildir. Karizma, kabiliyet, kitlelerde heyecan uyandırma, etkileme, velhasıl bir liderde bulunması gereken hasletlerin hiçbiri Akşener, Davutoğlu, Babacan’da yoktur. Abdullah Gül de hiç yoktur… Bu siyasiler için milletin estireceği bir rüzgâr hiçbir zaman olmayacaktır. Zaten kendileri de Batı’dan gelecek vantilatör üflemelerine dikkat kesilmişler, bel bağlamışlardır.

Dolayısıyla İyi Parti’deki çatlak o tür bünyeler için kaçınılmaz bir akıbettir ki, Gelecek ile Deva’yı bekleyen de budur.

3. İyi Parti ve diğer ismini zikrettiğim iki parti de FETÖ ve HDP/PKK ile işbirliği yapma iddialarının odağındadır. Bu iddialar ciddidir ve bu partilerin yakasını bırakmayacaktır.

İddialar bir yana, bu üç parti de CHP üzerinden HDP ile açıktan işbirliği yapmaktadır. Davutoğlu ve Ali Babacan’ın, Kobani tutuklamalarından sonra HDP’yi aramalarını, destek vermelerini milletimiz hassaten not etmiştir.

Demirtaş’ın kahvaltı teklifine de Akşener, “ne demek zaten Güneydoğu’da kan davalarında bile misafir etme geleneği vardır” demesi, neydi öyle?

İyi Parti’liler Meclis’te yüzlerine söylenen, “bu sıralarda HDP/PKK sayesinde oturuyorsunuz” lafını geçiştirmediler mi?

4. Siyaset bütün dünyada gayri insanî bir zemine oturuyor. Hırslar, rantlar, menfaatler, kıskançlıklar, kinler, düşmanlıklar, intikam almalar, vefasızlıklar, kalleşlikler, acımasızlıklar siyasette her zaman kavgaları, çatışmaları getiriyor/getirir.

İyi Parti’de yaşananların bir sebebi de siyasetin bu doğasıdır…