02 Mart 2021 Salı / 18 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Kafkasya'nın jeopolitiği ve Rus-Türk uyumu

10 Ekim 2020 Cumartesi

Ermenistan’ın başlattığı saldırılar, Paşinyan’ın yanlış hesapları ile birlikte yeni jeopolitik tabloyu karşımıza çıkartmakta.

Şunu net görmemiz gerekiyor. Ermenistan, özellikle Paşinyan’la birlikte yeni jeopolitik denklem oluşturma peşindeydi. Ve iktidar olduktan itibaren, bunu yavaş yavaş devreye sokmuştu. Rusya çevresinde çevrelenme politikasına talip olmasıyla birlikte ise, Moskova’nın kendisine yönelik pozisyon almasına neden oldu.

Rusya için Ermenistan, vazgeçilmesi mümkün bir ülke değil! O sebepten Paşinyan’ın kurgularına Moskova’nın cevabı, yeni jeopolitik ortamın devreye girmesine kapı açmış oldu.

Ama ortada tapu gibi hakikat var. Ermenistan Azerbaycan topraklarını işgal etmiştir. Ve Dağlık Karabağ ve tüm çevre bölgeleri Azerbaycan’ın ayrılmaz parçalarıdır ve bu sadece hukuki tespit değil, bu hem de tarihi gerçeklerdir.

Şimdi böyle bir ortamda, Azerbaycan’ın Ermenistan’a kendi sınırları içinde cevap operasyonlarına başlaması, meselenin esas ana damarıdır. Ermenistan, ısrarla “Rusya’nın devreye girmesini tetikleyen hamleler atmaya devam ediyor”. Karabağ dışındaki sivil yaşam alanlarını hedefe alan füzelerin, Ermenistan sınırlarından atılmasının sadece bir gayesi var. Azerbaycan’ın bu atışlara aynı cevabı vererek, Ermenistan’ı hedef almasını sağlamak. İşte bu olursa, Rusya kolektif güvenlik anlaşması çerçevesinde, “Ermenistan’ı koruma sorumluluğunu devreye sokacağını” murat ediyor, Ermenistan!

Azerbaycan bunu anladığı için, kendi sınırları çerçevesinde dışarıya çıkmadan atılan her füzeye, işgal edilmiş toprakların geri alınması adımlarını daha net pekiştiriyor.

Geldiğimiz tabloda, Güney Kafkasya’da etkili projeleri olan uluslararası güçleri dikkatle takip etmemiz lazım. Özellikle İngiliz etkisi ve finansını, burada denklem dışı bırakamıyoruz!

İngiltere’den gelen net açıklama, bize birazcık tablonun renklerini belirlemede yardımcı nitelikte.

İngiltere’nin Hazar’dan çıkan enerji kaynaklarının Batı’ya götürülmesindeki rolünü, hepimiz biliyoruz. O sebepten bölgede istikrar ve özellikle Azerbaycan’ın tatmin edilmesi konusundaki tutumu nettir.

İstikrar sağlanamazsa, enerji hatlarının tehdit altında olacağını görmekte, Londra.

İşte Fransa’nın Macron cahilliği ile yeni denge kurma oyununun böylece suya düşeceğini öngörmek, o kadar da zor değildir.

Hatta birbiri ile ters düşen Moskova ve Londra arasındaki pekişmez bağın bile ılımlı raya oturmasında, Moskova’nın son olaylardaki tavrı etkileyici olabilir.

Güney Kafkasya’da Türkiye’yi devreye sokarak, Rusya-Türkiye kapışmasını pekiştirmek isteyen Macron, son hesapta “kaybetti” görünüyor.

Lakin bu yeni olaylar zinciri, ciddi anlamda yeni kartların dağılmasını sağladı.

Denkleme, en önemli isim “Türkiye” oturdu. Türkiye’nin tereddütsüz Azerbaycan desteği, Azerbaycan ordusunun TSK frekansındaki hazırlığı, Başkan Erdoğan’ın kuşkusuz tavrı, İlham Aliyev’in siyasi dirayeti ve elbette Moskova-Paşinyan kavgası, bize yeni Kafkasya jeopolitiğinin sinyalini verdi.

Azerbaycan etken konuma girmekle birlikte, tek sesli talebini ileriye sürdü. Bundan sonra Azerbaycan, Türkiye’siz hiç bir masada oturmayacak. Bölgesel güvenlik ve istikrar açısından Türkiye ve Rusya uyumu, Güney Kafkasya’nın vazgeçilmezi oldu bile.