22 Ocak 2021 Cuma / 8 CemaziyelAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Karabağ'ın çözümü ve Rusya'nın tutumu

07 Kasım 2020 Cumartesi

Rusya, mevcut yeni dünya modeli içinde yeni oluşumları iyi analiz edebiliyor. Lavrov’dan gelen açıklamalar “sinirleri bozma denemesi” olsa da, anlaşılan Putin nabız yoklaması halinde.

Barış Gücü teklifleri, 30 yıl içinde hiç devreye girmedi. Hem de savaşın en acımasız ve en adaletsiz boyutunda. Peki neden şimdi bu niyet var?

Çünkü Rusya, kendini çevreleme içine giren Küreselci Batı ittifakının nasıl bir niyet peşinde olduğunu biliyor. Önümüzdeki süreç Rusya ile Çin arasında gerilimin doruk noktaya yükseltilmesinin istendiği süreçtir. Rusya yeni sorunlu alanlar istemiyor. O sebepten kendince, küçük çıkarları büyük sorunlar için tavize hazırdır.

Türkiye bir NATO ülkesi, lakin Rusya’yı çöktürme gibi bir derdi yok. Başkan Erdoğan istikrarlı ve sözüne bütün lider. En zor dönemlerde bile Putin, Başkan Erdoğan’dan gördüğü dirayeti halen unutmuş değil.

Yıllar önce “Türkiye” denildiğinde, ABD’nin taleplerini gerçekleştiren bir ülke olarak tanımlama yapılıyordu. Şimdi ise Moskova için “Türkiye” bağımsız politikalarından taviz vermeyen önemli faktördür.

Hal böyle olmuşken Küreselci Batı’nın, Paşinyan üzerinden yeni çember oluşumunu, “Türkiye Azerbaycan ittifakı” ile delmenin iyi fikir olduğu kanaatine vardı.

Karabağ’ın işgali, Ermenistan’a Rusya desteği ile gerçekleşti. Bu durum Ermenistan’ı, dünyaya entegreden alıkoydu. Tam anlamıyla Rusya’ya bağımlı hale getirdi. Azerbaycan bu dönemde Batı’ya entegre sürecini iyice geliştirdi ve Türkiye’nin yardımı ile önemli yol kat etti.

Geldiğimiz noktada Rusya; sınırlarına yaklaşan NATO yerine ittifak sağlayabildi. NATO üyesi Türkiye ile ortak paydada anlaşmanın mantıklı olduğuna inanmış durumda.

Tabii ki Rusya’daki farklı grupların, bu tutumuna bakış açısı hiç de ılımlı değil. Lakin Putin, onları da tolere etmek için Ermenistan’la Azerbaycan’a aynı mesafede durmaya çalışıyor.

Lakin anlaşılan Putin, Ankara Moskova hattının iyi tutulmasının daha sağlıklı tercih olduğunu anlamış durumda.

Yıllar önceki Rusya’nın, Karabağ’daki anti-terör operasyonlarında Rus ekolünün geri durması, Türk ekolünün ise ileriye geçmesini asla ve asla kabul edemezdi. Lakin konjonktür, farklı durumlar sunmakta. Yani dünyanın yeni şartları içinde, Türkiye ciddi boyutta ve bu büyük coğrafyanın kaderini sadece etkileyecek değil, hem de değiştirecek nitelikte.

Rusya; Karabağ’daki işgalin durması durumunda, yaralı bölgenin kapanması ile bölgenin istikrara açılmasının kendince doğru olduğu kanaatinde. Çünkü 30 yıl önceden farklı olarak Rusya için açık yara kanaması mümkün idi. 30 yıl önce, bu yarayı Rusya sadece iyi kullanıyordu. Şimdiki durumda bu açık yara, küresel güçlerin de kullanabileceği yaradır ve bu yaranın kanaması Rusya’nın içine girebileceği sorunlu dönemi tetikler. Yani bu yaradan, Rusya içine giriş sağlanır. Putin, farkında olduğu bu gerçeği değiştirme peşinde. Retoriğin ve eylemin değişimi bundandır.

Dünyaya bakıldığında İngiltere’nin başını çektiği “ulus devlet” modelini benimsemiş aktörlerin, Ermenistan’ın işgali bitirmesi ile birlikte Erivan’ın da dünyadaki sisteme entegre olunmasının kapısı açılır düşüncesindedir. Dolayısı ile Batı’dan az sesli desteğin altında yatan maksadın bu olduğu açıktır.

Yani Küreselciler ile Ulusalcılar arasındaki çekişmenin de yansıması var, şu anda Karabağ’daki temizleme operasyonunda.

Evet, Türkiye ve Azerbaycan konjonktürü iyi değerlendirebildi. Zaten ilk raundun kazanılması, bununla alakalı konjonktürü doğru okuyarak duruma el konuldu. Şimdi tam özgürleşme süreci bitene kadar bu olay sürer. ABD seçimlerinin net tablosu çıkana kadar, 2 aylık zaman ise Karabağ’ın tam özgürleşmesi için önemlidir. Azerbaycan’ın haklı davası üzerinden yeni şekillenen ittifaklarda yeni sürecin konuşulacak konularından olacak. Karabağ sadece bir toprak parçası değil, Azerbaycan’ın özgüveni için hayati kaynaktır ve yeni dünya için de Türkiye yanında esas poz alacak önemli duruşun simgesidir. Başkan Erdoğan’ın siyaset yapma, ilmek ilmek hedefe yaklaşma ustalığı ve ordunun gücü birlikte Azerbaycan’ın özgüven hikayesinin esas temelini oluşturdu. İlham Aliyev’in rüştünü ispatlaması ve istikrarlı duruşu ise ilerideki gücün halkalarının genişlemesine kapı açmış durumda. Biz bu cazibeli ittifaka daha fazla dost ve kardeşlerin katılacağını şimdiden görebiliyoruz. İşte Karabağ sadece toprak parçası değil, yazdım ya! Evet, bu başarı, Türkiye çevresinde dostlardan ve kardeşlerden oluşan yeni halkların oluşumunu hızlandırmakta.