Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Beril DEDEOĞLU
bdedeoglu@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Karadeniz’de de sular ısınıyor mu?

28 Kasım 2018 Çarşamba

Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve Ukrayna’yı fiilen ikiye bölme faaliyetleri, birçok ülke tarafından büyük tepkilerle karşılanmış, hatta ekonomik yaptırımlar uygulanmış olsa da, siyasi yaptırım kapsamında pek görülmemişti. AB’nin Ukrayna’yı Rusya etki alanından koparma girişimi Rusya’yı, Almanya’nın da Ukrayna üzerinden Rusya ile yakınlaşması ABD’yi kızdırmıştı. Rusya’nın duruma müdahale etmesiyle Ukrayna’nın Doğu-Batı dengesindeki “tampon” durumuna dönmesi Rusya’yı, Ukrayna üzerinden kurulan Rusya-Almanya hattının kesilmesi de ABD’yi rahatlatmıştı. 

Bir tür “alan memnun, veren memnun durumu” ortaya çıkınca, neredeyse tüm devletlerin Kırım konusunda ölü taklidi yapmaları mümkün olabilmişti. 

Ancak Kırım ilhakı, sadece Ukrayna’nın Almanya-Rusya arasındaki konumuyla açıklanabilecek durumlara karşılık gelmiyor. Kırım aynı zamanda Karadeniz güç dengeleri açısından yaşamsal önemde. 

İlhak sonrası Rusya Kırım’daki askeri kapasitesini genişletti ve aynı zamanda Ukrayna’nın Azak Denizi’nden Karadeniz’e çıkışını kapatmış oldu. Böylece bir yandan Ukrayna’nın Karadeniz’deki hareket kabiliyetini epeyce sınırladı, diğer yandan hem AB hem NATO üyesi olan Bulgaristan ve Romanya’nın da Batı Karadeniz’e hapsolmalarına yol açtı. 

    

Hedefteki Ukrayna

Suriye üzerinden Akdeniz’in, Kırım üzerinden Karadeniz’in doğusunda varlığını güçlendirmeye çalışan Rusya’nın Karadeniz-Akdeniz-Hazar havzasında kendisine kuzey-güney doğrultusunda bir hat çekme çabasında olduğu söylenebilir. 

Söz konusu gelişmelerin birçok ülke tarafından tedirginlikle izlendiğine şüphe bulunmuyor. ABD kendisine Suriye’de seçtiği müttefiklerle bu tür hatları kırabileceğini hesapladıysa, Rusya’nın çok daha etkili yöntemler kullandığını fark etmesi uygun olur. 

Görünen o ki, Rusya’nın girişimlerine tepki gösterme işini Ukrayna üstlenmiş. 

Azak Denizi ile Karadeniz’i birbirine bağlayan Kerç Boğazı’nın iki yakasını birleştiren köprünün 2018 Mayıs’ında hizmete girmesi, ardından da Türk Akımı Projesinin önemli bir aşamasının daha hayata geçmesi, Ukrayna’nın stratejik değerinin azalmasına neden oldu. Dolayısıyla Ukrayna’nın Rusya’ya karşı harekete geçmek için fazla nedeni bulunuyor. 

  

Araçsallaşmış Ukrayna  

Ukrayna, birikmiş sorunlarını Rusya’nın haksız Kırım ilhakı üzerinden yeniden dünya gündemine taşımak istemiş olacak ki, 3 savaş gemisini Kerç Boğazı’na doğru yönlendirdi. Kırım karasularındaki bu bölgenin aidiyetinin kendisinde olduğundan son derece emin olan Rusya, Ukrayna’nın bölgeye izinsiz girdiğini iddia etti; 4 savaş gemisiyle duruma müdahale edip biraz da fiziksel temasta bulundu. 

Ukrayna savaş gemileri, Odessa’dan, Azak Denizi’ndeki bir diğer Ukrayna limanı olan Mariupol’a gidecekler ama iki liman arasında Rusya bulunuyor. Ukrayna’nın güvenlik telaşına düşmekte hakkı var, ancak Rusya ile baş edecek gücü yok. 

Şimdiden öngörüde bulunmak kolay değil, ancak Ukrayna’nın bu olayı uluslararası kurumlara bir şikayet konusu olarak götürüp Rusya’nın ceza almasını sağlama niyeti bulunabilir. Bununla birlikte, Kırım’ı ilhak ettiğinde açık bir ceza almamış Rusya’nın sadece Ukrayna şikayetiyle başının ağrıması olası gözükmüyor. 

Eğer Ukrayna’yı, daha önce olduğu gibi, başka devletler harekete geçmeye ikna ettilerse, o zaman durum farklı olur. Zira Ukrayna bazı Avrupalı devletlerden cesaret aldıysa, bu Rusya-Avrupa arasında yeni gerilimleri; ABD’den cesaret aldıysa zorunlu bir uzlaşıyı ima eder. Ama bu gerilim her hâlükârda Kafkasya ülkelerinin diken üzerinde durmalarının gereğini ortaya koyar.