03 Aralık 2020 Perşembe / 17 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Nuh ALBAYRAK
nuhalbayrak@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Katil Esad’a şehitlerimizin hesabı sorulmalı ama…

03 Şubat 2020 Pazartesi

İdlib’te Esad rejiminin Rusya destekli olarak uzun zamandır devam eden saldırıları aslında doğrudan doğruya Türkiye’ye yöneliktir. Her saldırıdan sonra yüz binlerce Suriyeli Türkiye sınırına yönelmektedir ki, Esad bunu bilerek yapmaktadır.

Öte yandan Astana Mutabakatı çerçevesinde kurulan kontrol noktaları zaman zaman rejim tarafından tacizde bulunulmuş ve son olarak iki kontrol noktamız rejimin kontrol ettiği bölgenin ortasında kalmıştır.

Bütün bu süreçte sadece Türkiye Astana Mutabakatına bağlılığını sürdürmüş ve muhataplarına da hatırlatmıştır. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’nın rejime engel olmaması durumunda Türkiye’nin de sahada gereken adımları atmak zorunda kalacağı uyarısında bulunmuştur.

Putin ise bu uyarıya rağmen Esad’a, “Elini çabuk tut, İdlib’te bu kış işini bitir” gazı vermiştir.

İşte bütün bunlardan sonra Türkiye’nin bölgeye gönderdiği takviye güçlere bu sabah göstere göstere yapılan hain saldırıda 4 askerimiz şehit olmuş, 9 askerimiz yaralanmıştır. Allah şehitlerimize rahmet eylesin, yaralılarımıza acil şifalar versin.

Şunu unutmayalım ki, ilgili ülkelere koordinatları verilerek “Yanlışlık oldu” bahanesi ortadan kaldırılmış bir Türk konvoyuna karşı, böyle ağır bir saldırıya Esad asla kendi iradesiyle karar veremez. Sonuçları açısından Rusya uçağının düşürülmesine benzerlikleri olan böyle bir saldırının hangi mekanizma sonucu; nasıl gerçekleştiğini çok iyi irdelemek gerekir.

Özellikle İran’ın içinde bulunduğu çıkmaz ile Türkiye’nin Libya’da attığı adımlarla Akdeniz’de kurulan masayı nasıl devirdiği hatırlamalı ve bundan en fazla kimlerin rahatsız olduğunu iyi düşünülmelidir.

Askerimizin bir damla kanı Esad çapulcusunun tacından tahtından çok daha değerlidir. Türkiye için Suriye’de meşru müdafaa süreci başlamıştır. Şimdi Türkiye sahada bir taraftan Esad zaliminin anlayacağı ve net olarak hissedeceği cinsten şehitlerimizin hesabını soracaktır. Ama bu hesap sorma süreci sadece “tetikçi” çerçevesinde kalmamalıdır.

Elbette Rusya’ya Astana Mutabakatı hakkındaki son kararı sorulacak ve alacağı cevaba göre gerekirse Suriye konusundaki tavrını güncelleyecektir. Ama bir taraftan da bölgede at koşturan emperyalistlerin aynı zamanda ne kadar sinsi oldukları da dikkate alınarak, bu saldırının gerisindeki bağlantılar ve uzun vadedeki amacı da iyi araştırılmalıdır.

Amerika’dan ve özellikle de Avrupa Birliği’nden, Suriye’de sivillerin can güvenliğini sağlamaya çalışan Türk askerine yapılan bu saldırıya; bu saate kadar bir kınama duymadık. Bundan sonra vukuu bulacak mülteci hareketlerinden doğrudan etkileneceklerini tam olarak anladıklarından emin değilim. Türkiye, konforuna düşkün Avrupalı dostlarımızın bu önemli gerçeği iyi anlamasına yardımcı olmalıdır.

Bu arada ikide bir “Esad’la görüşelim” yaygarası yapan içimizdeki zalim rejim sevdalıları da lütfen sussun artık. Çünkü tahammülümüz kalmadı. Çok istiyorlarsa emperyalist uşağı Esad ile kendileri tekrar tekrar görüşebilir hatta gidip Mehmetçik katilinin yanında yer alabilirler. Hiç değilse saflar netleşmiş olur…