25 Şubat 2021 Perşembe / 13 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA
eyesilada@yeditepe.edu.tr
Yazarın Sayfası

Keçiboynuzunun öneminin yeterince farkında mıyız?

27 Temmuz 2014 Pazar

Zengin karbonhidrat içeriği nedeniyle yüzyıllar boyu besin olarak kullanılan keçiboynuzu, protein ve lif içeriği açısından da çok değerli meyve. Depresyondan kolon kanseri riskini azaltmaya kadar pek çok faydası var.

Harnup ya da keçiboynuzu ağacı, yaprak dökmeyen bir Akdeniz bitkisi ancak Kuzey ve Güney Amerika, Avustralya’da da doğal olarak yetiştiği biliniyor. Ağacın boynuz şeklindeki uzun kahverengi meyveleri zengin karbonhidrat içeriği nedeniyle yüzyıllar boyu besin olarak kullanılmıştır. Meyvenin etli kısmının yarısı karbonhidratlardan (sakaroz, glikoz ve az früktoz) ibaret. Ayrıca protein ve amino asitler, çeşitli fenolik bileşikler ve zengin çözünmeyen lif içeriği nedeniyle değerli bir besin özelliğinde. Bazı mineraller bakımından da zengin; özellikle sütten üç misli fazla kalsiyumun yanı sıra potasyum, demir, fosfor mangan, çinko, bakır bulunuyor. Düşük yağ, düşük kalori, yüksek lif ve kalsiyum içeriğinin yanı sıra kafein türevlerini çok düşük miktarda (50 misli daha az) taşıması nedeniyle meyvelerin etli kısmı toz edilerek kakao yerine ucuz bir alternatif olarak şekerlemeler, çikolatalar, içecekler, pasta ve ekmeklerde kullanılıyor. Zaten bu besleyici özelliği nedeniyle keçiboynuzunun İngilizce adı ‘Aziz John’un ekmeği’ (St.John’s bread) olarak geçiyor.

EN BÜYÜK ÜRETİCİ İSPANYA

Tohumlardan elde edilen galaktomannan yapısındaki beyaz renkli zamksı ürün (locust bean gum) besin endüstrisinde besin katkı maddeleri arasında E410 koduyla dayanıklılığı artırıcı ve kıvam verici ajan olarak dondurmalar, soslar, jelimsi ürünler, yoğunlaştırılmış meyve suları, et ve balık konserveleri gibi besinlerde kullanılıyor. Ancak tohumdan zamk üretimi sırasında artan meyve kısımları endüstriyel olarak pek değerlendirilmiyor. Keçiboynuzu ürünleri konusunda dünyadaki en büyük üretici İspanya; meyve pulpası üretiminin yüzde 36’sı ve tohum üretiminin yüzde 28’i burada. Ülkemiz ise maalesef yüzde 4 ve yüzde 6 gibi düşük bir oran ile Fas, İtalya, Portekiz ve Yunanistan’ın ardından geliyor.

Keçiboynuzu meyvelerinin bölgesel halklar arasında tedavi amacıyla kullanılışı konusunda bilgiler çok sınırlı. Meyvelerin Malta’da boğaz ağrısı ve öksürük şurubu olarak önerildiği kayıtlı. Genel olarak taze meyvelerin idrar artırıcı ve bağırsak yumuşatıcı etkileri bulunduğu biliniyor. Ancak, tanen içeriğiyle ilişkili olarak da özellikle bebeklerde ishal tedavisinde yararlı olduğu bildiriliyor. Nitekim bileşiminde keçiboynuzu lifleri bulunan bir formül yatalak hastalarda ishal kesici olarak patentlenmiş.

Meyvelerde bulunan polifenolik bileşenler nedeniyle bilinen bazı antioksidanlardan daha yüksek antioksidan ve serbest radikal süpürücü etkisi bulunduğu gözlemlenmiş. Meyvelerin suda kaynatılarak süzülmesi suretiyle hazırlanan patentli sulu özütünün yeşilçaya eşdeğer kuvvette antioksidan etki göstermiş.

Yürütülen deneysel ve klinik çalışmalar keçiboynuzu meyvelerinin zengin polifenol ve lif içeriğine bağlı olarak kolesterol ve trigliseritlerin düşürülmesinde ve kolon kanseri riskinin azaltılmasında yararlı olabileceği düşünülüyor. 49 hafif ve orta derecede yüksek kolesterol hastasında altı hafta süresince kahvaltıdan önce uygulanmasıyla meyve liflerinin total kolesterol ve LDL-kolesterol seviyelerini düşürdüğü gözlemlenmiştir. Bir başka çalışmada ise dört hafta süresince 88 yüksek kolesterol hastasından bir gruba keçiboynuzu meyvesi (günde 2 defa 4 g), diğer gruba ise benzer görüntüde etkisiz ürün (plasebo) uygulanmış. Deneyin başlangıcı ve sonunda alınan kan örneklerinde keçiboynuzu meyvesinin izlenen kolesterol parametrelerinde istatiksel olarak belirgin değişim sağladığı; toplam kolesterolü yüzde 17-18, LDL kolesterolü yüzde 14-30 düşürürken, HDL kolesterolü (iyi kolesterol) yüzde 12-40 civarında yükselttiği gözlemlenmiş. Bu sürede plasebo grubunun değerlerinde ise belirgin bir değişim görülmemiş.

DEPRESYONU DA GİDERİYOR

Meyve özütünün sinir sistemi üzerinde de bazı etkileri bulunduğu belirtiliyor. Meyve özütü deney hayvanlarında yatıştırıcı, gerginliği giderici ve depresyon giderici etkiler göstermiş. Keçiboynuzunun depresyonlar üzerindeki etkisinin dopamin ve noradrenalin gibi nöromediyatörler (vücutta sinirsel iletişimi sağlayan maddeler) üzerinden sağlandığı ve dolayısıyla depresyon hastalarında yararlı olabileceği bildiriliyor.

Sonuç olarak, keçiboynuzu ülkemizde doğal olarak yetişen bir ağaç, ancak ticari olarak pek yararlanabildiğimiz söylenemez. Halk arasında meyveleri yemiş olarak ya da hayvan yemi olarak kullanılıyor. Meyvelerden hazırlanan pekmez veya keçiboynuzu unu gibi ürünlerden de özellikle fırın ve pastanelerde ucuz bir kakao alternatifi olarak yararlanılıyor. Ancak ülkemizde değerli bir ticari ürün olan tohumundan maalesef yararlanılmıyor.