12 Temmuz 2020 Pazar / 21 Zilkade 1441
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Serdar AKBIYIK
sakbiyik@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Korkmayı ne çok seviyoruz

07 Ocak 2018 Pazar

Bu hafta vizyona giren dört filmden biri vazgeçemediğimiz korku türünün bir örneği. Ölüm Odası-The Vault filminden yola çıkarak bizi korkutan serilerin dosyasını yapalım dedik...

Sinemada korkmak psikolojik olarak insanda bir rahatlama yaratıyor. Bu cümleyi okuyunca insana çok saçma gelse de bu kadar çok korku filmi çekilmesi ve izleyicinin bu filmlere bu kadar fazla rağbet etmesi bize başka sonuç çıkarma ihtimali bırakmıyor. Hatta o kadar korku seviyoruz ki bunlar tek filmlik maceralar olarak da kalmıyorlar. Seriler halinde geliyorlar ve unutulmaz mertebesine ulaşıyorlar. Söylediklerimin kanıtı olarak alın size unutulmayan korku filmi serileri. Kesinlikle sizin de sinema maceranızda yolunuz kesişmiştir biriyle. 

Evil Dead

1981’de gösterime girdiğinde, kanın oluk oluk aktığı şiddet sahneleri ile izleyenlerini dehşete düşüren The Evil Dead (Şeytanın Ölüsü) filmi, yönetmen Sam Raimi’nin kariyerinin de başlangıcı oldu. Parti yapmak için bir orman kulübesine giden beş arkadaşın kazayla karanlık güçleri serbest bırakmasını anlatan ve özellikle video piyasasında büyük bir üne kavuşan filme, pek çok uyarlama ve devam filmi geldi.

A Nightmare On The Elm Street

Wes Craven’in, gösterime girdiği 1984’te büyük bir başarı elde eden A Nightmare On The Elm Street filmi (Elm Sokağı Kâbusu), sekiz devam filmiyle korku türünün klasiklerinden biri. Gençleri rüyalarında öldüren öteki dünyalı karakteri Freddy Krueger ki bu Craven’ı okul yıllarında döven serserilerden birinin ismiydi, kısa sürede korku sinemasının ikonik karakterleri arasında girdi.

Hellraiser

1987 yılında Clive Barker yönetiminde karşımıza çıktığı andan itibaren kendisine geniş bir hayran kitlesi edinen Hellraiser serisi, on filmle birlikte en çok devam filmi çekilen yapımlardan biri haline geldi. Bradley Doug’un canlandırdığı cehennem zebanisi Pinhead, türün en popüler kahramanlarından biri sayılıyor.

Scream

90’lı yılların sonunda ağırlığı giderek azalan slasher türünü yeniden canlandıran ve yine Wes Craven imzası taşıyan Scream (Çığlık) serisi, kurbanlarını telefonla arayarak filmler hakkında soru soran maskeli bir katilin seri cinayetlerini ele alıyor. Wes Craven’in dört devam filmini de kendisinin çektiği seri, klasikleşmiş korku filmlerini tiye alan, göndermeler yapan yapısıyla çok sevilmiş; hatta kendisiyle dalga geçen parodilere dahi konu olmuştur.

Çocuk Oyunu

90’lı yılların unutulmaz korku filmi karakterlerinden olan Çocuk Oyunu Serisi (Child’s Play), Chucky isimli birinin ruhunu oyuncak bir bebeğe aktarmasıyla başlayan cinayetleri ele alıyor. Tom Holland’ın 1988 tarihli Child’s Play filmiyle başlayan seri, toplamda yedi filme ulaştı. Bonus: Poltergeist, Final Destination, REC, The Texas Chainsaw Massacre gibi seriler ile bilim kurgu klasiği olan fakat korku türüne de yaklaşan Alien serisi izlenebilir.

Halloween

John Carpenter’ın yönettiği ve yine kendisinin bestelediği melodisiyle kültleşen Halloween (Yabancı), korku tarihinin en ünlü ve kazançlı bağımsız filmlerinden biri olma özelliğini taşıyor. İlerleyen yıllarda farklı yönetmenler tarafından çekilen devam filmleriyle serileşen yapım, teen slasher alt türünün de öncüsü olarak kabul ediliyor.

Friday The 13th

İlk olarak 1980 yılında Sean S. Cunningham yönetiminde karşımıza çıkan ve yeniden çevrimleriyle birlikte toplamda 12 filme ulaşan Friday The 13th (13. Cuma), korku tarihinin en başarılı serilerinden biri olarak kabul ediliyor. Kamp personelinin ihmali sonucu ölen birinin, daha sonra lanetlenerek göldeki seri cinayetlere sebep olmasını anlatan serinin efsaneleşen karakteri Jason Voorhees, zaman içerisinde popüler kültür ürünü haline geldi…

Yaşayan Ölülerin Gecesi

George Romero’nun, 1968 tarihinde ilk uzun metrajı Night of the Living Dead (Yaşayan Ölülerin Gecesi) ile başlattığı seri, kendisinin çektiği altı film ve yeniden çevrimlerle birlikte toplamda 10 filme ulaşarak büyük başarı kazandı. Bir grup insanın, hızla yayılan bir zombi felaketinden kurtulmaya çalışmasını konu edinen serinin ilk filmi, zombi kavramını daha önce beyazperdede görülmemiş bir biçimde anlatarak türe ilk şeklini veren yapım oldu.

Üç Ana Efsanesi

Giallo türünün ustalarından Dario Argento’nun, ilk doğaüstü çalışmaları olan Üç Ana Efsanesi, stilize Argento sinemasının en çarpıcı örneklerinin başında geliyor. Suspiria, Inferno ve La Terza Madre’den oluşan üçleme, Suspiria de Profundis isimli bir kitapta yer alan üç kız kardeş betimlemesinden esinle üç cadı efsanesini hikâyeleştirdi ve özellikle Suspiria ve Inferno ile korku sinemasına çok önemli iki film armağan etti.

Phantasm

Don Coscarelli’nin 1979 yılında çektiği Phantasm (Manyak), küçük bütçesine rağmen kısa sürede kült film mertebesine erişti ve bununla kalmayıp üç devam filmiyle hikâyesini daha da sürreal bir şekle sokarak yönetmenin adını tüm dünyada duyurmayı başardı. Ülkemizde gösterime girmeyen Phantasm, A Nightmare on Elm Street başta olmak üzere türün önemli filmlerine zemin hazırladı.