15 Nisan 2021 Perşembe / 3 Ramazan 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sibel ERASLAN
sibeleraslan@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Kovid'le mücadele derken, kalbimiz ölmesin...

29 Kasım 2020 Pazar

Kovid salgınıyla birlikte modern insanın kime veya neye güveneceğine dair zaten dar olan dünyası daha da daraldı... Dokunmanın, değmenin, tokalaşmanın, musafahanın, sarılmanın şüpheyle, tedirginlikle, hatta bir suç gibi karşılandığı, yasaklandığı günlerdeyiz. Cenazeye de düğüne de gidemiyorsunuz. Anneniz hastaysa yanına yetişemiyorsunuz, kardeş kardeşe, baba oğula hasret düştü bu hastalık günlerinde... İnsan ki; ayrılıkla sınanıyor...

Dinimizin emirlerinden olan akraba hukuku, hasta ve taziye ziyareti gibi ödevlerimiz de şimdilik kesintiye uğramış gözüküyor... Caddeler, sokaklar, meydanlar boş... İnsanlık adeta karantinaya alındı. Hayret ki; dünya bizsiz döneye devam ediyor, hatta denizler, ırmaklar, ormanlar bizlerin yokluğunda daha özgür, daha rahat, gümrah ve güvenli bir hayatı tecrübe ediyorlar...

Modern insanın zaten evhamlı ve güvensizliklerle dolu yaşantısı, bu yeni tecrit gündemini, yalnızlığı çoğaltan kırılganlıkları nasıl taşıyacak? Kuşkusuz, dua, Allah’a yakınlık, zikr, gönlü Cenabı Hakkın huzur verecek sözlerine açmak en güzel yol. Ama televizyonlardan izlediğimiz sadece istatistikler, her gün artan ölüm sayılarının içindeyiz artık, sayılardan bir sayı, rakamlardan bir rakamız... Sayısal olana indirgendikçe yalnızlığı artıyor insanın...

Oysa insan mürekkep bir varlık, bedenden ve nefsten ibaret değil, kalbi var, zihni var, en önemlisi ruhu var... Peki ya bilimsellik adına televizyonlardan her akşam duyurulan tedbirlere ne dersiniz? Maske-Mesefe-Hijyen... Bunlar bedenimizi korumak için, peki ya ruhumuzu korumak için ne yapacağız? Vitaminaler, propolisler, kimyasal karışımlar, aktarlardan alınarak hazırlanacak bitkisel çaylar, jimnastikler, egzersizler... Hepsi iyi, çok güzel de, ruha dair hiç bir şey yok... Bedenimizi korurken, aman ha kalbimizi öldürmeyelim...

Hayattan sert bir şekilde çekilince, televizyonlara ve sosyal medyaya daha fazla mahkum olduk. Hangi televizyon dizisi, programı ruhunuzu tatmin ediyor? Gönlünüze huzur verecek, size moral kazandıracak, sizi evinizde otururken bile iyi işlerle uğraşmaya çağırabilecek kaç program var? Kitap okumak, bungun günlerimizi aydınlatacak, içimizi yepyeni yolculuklara çıkartacak, bir özgürleşme imkanı... Oturduğunuz yerde, evin dışına, ancak kitapla çıkılır.

Diyeceğim o ki, televizyona ve televizyonun düşüncesiz, hoyrat diline mahkum etmeyelim kendimizi. Birbirine güvenmeyen birbirini aldatan, sürekli birbirine rakip, kuyu kazan, aldatan insanların hikayeleriyle dolu televizyon ve sanal dünya... Oysa zaten güvenecek dalı kırılmış kuşlar gibiyiz hepimiz... Bu kötücüllük niye? Bir şeyleri değiştirmemiz gerekmiyor mu?

Kovid 19 ölüm günlerinde pek çok arkadaşımızı, büyüğümüzü, sevdiğimiz insanı ahirete yolculadık. Bir kısmı hastanelerde yatan eşimiz dostumuzun yanına hasta ziyaretine gidemiyoruz bile. Benim gibi evladı hekim olanlar, evlatlarının yüzlerini aylar oluyor ki görmüyor bile... Evlerine gidemeyen hemşireler, sağlık görevlileri var. Gün yüzü, gök yüzü görmeden hasta bakıyorlar onlar. Haklarını ödeyemeyiz Allah hepsinden razı olsun. Ama tüm bu yoksunlardan sonra, birbirimizin değerini daha iyi anlamamız gerekmiyor mu? İnsan hayatının ne kadar nazenin, ne kadar ince dengeler, alaşımlar üzerine yaratılmış olduğunu göstermedi mi bu süreç bize?

Arkadaşlıkların da her zamankinden daha çok değer kazanması gerekiyor. Helalleşmek zamanındayız. Allahtan telefonlar var, sesimizi birbirimize işittirecek değerli bir imkanımızdır telefonlar. Birbirimize moral verecek cümleler kurabilmeliyiz. Birbirimize iyilik, sağlık duası, birbirimize sarf edeceğimiz olumlu ve içten bir cümle hayatımıza anlamlar katacaktır bu ev günlerimizde...