05 Aralık 2020 Cumartesi / 19 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Ardan ZENTÜRK
azenturk@stargazete.com
Yazarın Sayfası

‘Kravatlı terörist...’

03 Mart 2016 Perşembe

Türkiye’nin 7 Haziran seçimi öncesi yaşadığı ihanet travmasını unutmaya niyetim yok!.. Sırtını dağlardan kente inmiş bir terör örgütüne dayamış Selahattin Demirtaş’tan Anadolu coğrafyasının yeni Çipras’ını yaratmaya çalışan kalem ve televizyon portrelerinden söz ediyorum...

Meslekte 40 yılı devirmiş bir insan olarak bütün yapılanları, söylenenleri, yazılıp çizilenleri öfkeyle izledim, bu sütundan ve 24 TV ekranından söyleyeceğimi söyledim ama hayal kırıklığımın devam ettiğini ifade etmeliyim...

Eline saz verilip “Türk solu”nun gelecekteki parlak ve umut vaat eden yeni lider adayı olarak tanıtılan Selahattin Demirtaş’a dönük değil, bu hayal kırıklığım...Onun ne olduğunu zaten biliyorum...

Bu ülkenin ekmeğini yemiş, suyunu içmiş, bu ülkenin okutup, adam ettiği, cebine de bir asgari ücretli emekçinin hayal bile edemeyeceği paraları Cem Yılmaz’ın ifadesiyle “balyaladığı” sözde aydınların “sistematik ihaneti” karşısında söyleyecek söz bulamamaktan kaynaklanan bir ruh halim var...

Bir insanın, yaşadığı topluma, bağlı olduğu millete ihaneti, taşınması çok zor bir iş olmalı...

Ne bileyim, zor da değil, imkansız bir iş olmalı, kendini bilen insanda uyku-durak bırakmaz, inme indirir gibi geliyor bana...

Ama bir kez ihanet çemberinin içine girmişsen, anladığım, çıkışı da yok!..

Balyoz, Ergenekon, İzmir ve İstanbul Casusluk davalarında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yetiştirdiği en güçlü, geleceği en parlak kadroları, sahte delil ve belgelerle tasfiye etmeye çalışmak vatana ihanetti... Bu ihaneti gerçekleştirenleri savunanların yazılarını okumak, TV konuşmalarını izlemek büyük azap...

Bu tür bir ihanetin içinde yer alan kadrodan şimdi kaçak eski savcıyı Cumhuriyet’in manşetinde, Can Dündar’a, “Menderes Anayasa’yı ihlalden mahkum olmuştu, bunların sonları da aynı olacak” derken görmek söylediğim “ihanet çemberinin” güçlülüğünü göstermesi açısından önemlidir.

Pis bir dönem... İhaneti yaşam biçime haline getirmiş olanlar, yapışkan ruh haline sahipler, kapıdan kovsan, bacadan girer halleri var... O tıklanma rekoru kıran videodaki “oğlum bak, git” halimiz ise sanıyorum bugünün sembolü niteliğinde...

İhanetini belgeliyorsun, kaçıyor, oradan ötmeye devam ediyor...

Demokrasinin savunma refleksi zayıf

Bu ülkede Kobani’yi bahane edip, 70 kişinin ölümüne neden olan bir sözde siyasetçinin, bu kez Sur bahanesiyle ortalığa dökülmesi, Türk demokrasisinin “kendini savunma refleksi”nin zayıf olduğunun açık bir örneğidir...

Türk siyaseti açısından Selahattin Demirtaş meselesinin ilk ayaklanma çağrısı yaptığı 6-8 Ekim 2014’ten hemen sonra kapanmış olması gerekirdi. Karşımızda, o ayaklanma sırasında öldürülen masum insanların kanına eli bulaşmış bir terör destekçisi duruyor ve hukuk sisteminin bu karakteri gerçekleştirdiği ilk suçta ıskalamış olmasını da anlamak mümkün değil.

Hukuk ıskalayınca, iş, tabii ki, “Bodrum Cizre’ye uzak değil” açıklamaları, Silopi’ye yürümeler, nihayetinde Sur için ayaklanma çağrıları birbirini takip eder...

Bakıyorum... Bu kadar pislik yaşanırken, yazılarının manşetinde “Oyum HDP’ye” diyenlerden, Selahattin’i parlatıp, sonra soluğu Atina’da Alexis’in yanında alanlardan tek kelime yok!..

Arkadaş... Önünde, yaptığı her açıklamada kan ve terörü destekleyen bir “kravatlı terörist” var, iki çift lafın olmayacak mı?..

Bakın, o renkli devrim burada işlemez

İzledikleri rotanın gizli şifreleri yok, karşılarındaki insanların asıl hedeflerini anlamadıklarını düşünerek yapıyorlar yapacaklarını...

En iyisi ben söyleyeyim...

Halkın iktidar partisine yüzde 50 oy verdiği ve bu oyunun da arkasında durduğu bir ülkede, zeminini yaratmaya çalıştığınız “renkli devrim”lerden biri yaşanmaz, gidin, o, Soros denilen adama bunu anlatın... Açıkladığınız her bildiride “akademisyen” olarak anılıyorsunuz ya, bir kereye mahsus gerçek akademisyen olun, işin analizini doğru yapın.

Bir kanadınız da, ülkede derin kaos yaratarak orduyu hareketlendirmeye çalışıyor, geçiniz, siyaset bilimi, güçlü dış tehdit algılaması yaşayan orduların iç siyasetin yanına bile yanaşmayacağını net olarak gösteriyor, biraz da kitap okuyun...

Bir uyarı da PKK ve sözcüsü Demirtaş’a: Anlamadınız, bir kez daha anlatayım. Türkiye Kürt halkının sağduyusu ve sosyal/siyasal aklı sayesinde çok zor bir dönemi, atlatma süreci yaşıyor. Temsil ettiğiniz Kürt halkının IQ’sunu düşük sanıp, bu insanları iki de bir “serhildan” çağrılarıyla rahatsız etmeyin. Olmuyor, olmayacak, çünkü artık görmeniz gerekiyor, Kürtler asıl sizi istemiyor...