Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nı, Kur'anı Kerim'e hizmetleri, dünya çapında girdikleri iyilik hareketlerinin yanı sıra, yoksulların, yetimlerin, talebenin, ihtiyarların, muhtaçların kol kanat gereni, sahip çıkanı olarak tanıyoruz. Aile hakkında yaptıkları farkındalık çalışmaları da yaslandıkları Kur'an ve Sünnet geleneğinden aldıkları ilhamlarla devam etmektedir...
Geçtiğimiz gün kamuoyu ile paylaştıkları ''ailelerimiz ve televizyon dizileri' hakkındaki açıklamaları ise oldukça ses getirdi. Çünkü söz konusu diziler olunca, bir paradoksun içine yuvarlanıyoruz sanki, bana öyle geliyor. Aile konusunda duyarlı ve samimi şekilde bunu mesele edinmiş kesimler, söz konusu televizyon dizileri olunca ya araya tanıdıklar giriyor sus pus oluyoruz veya zaten televizyon seyircisi olmadığımız için bunu önemsemiyoruz yeterince. Bu ciddi anlamda bir çelişki. Bu bakımdan bu çelişkiyi yüzümüze vurduğundan dolayı, bir iç tenkit vesilesi olacağını da düşünüyorum bu duyurunun...
Sizlerle paylaşmak istedim efendim...
'Aziz milletimiz, bugün dünya yeni bir savaş ikliminin içinden geçiyor.
Füzeler gökyüzünü yarıyor, şehirler hedef alınıyor, ekranlar savaş görüntüleriyle doluyor.
Ama unutmayalım: Bugün sadece sınırlarımıza değil, evlerimizin içine de bir saldırı yürütülüyor. Bu saldırı tankla, topla, füzeyle değil ekranlar üzerinden geliyor.
Televizyon dizileri, programlar ve dijital içerikler aracılığıyla evlerimizin ortasına ahlaksızlık füzeleri atılıyor.
Domuz etiyle/haram gıdalarla donatılan sofralar, sadakatsizlik güzellemeleri, çarpık ilişkiler, mahremiyet perdelerini yırtıp atan programlar ekranlardan evimizin ortasına lağım akıtıyor.
Şiddet güzellemeleri, mafyatik ve marjinal rol modeller, uyuşturucu ve sair bağımlılıkların propagandaları başta çocuklarımız, gençlerimiz ve kadınlarımız olmak üzere saf dimağları kirletiyor, topyekün hepimizin geleceğini karartıyor.
Bunların hiçbiri tesadüf değil. Bu, adım adım ilerleyen bir kültür bombardımanı.
Bugün ekranlarda inşa edilen dil; aileyi sorun merkezi, sadakati yük, fedakârlığı zayıflık, iffet ve hayâyı ise çağ dışılık olarak gösteriyor.
Gençlere sorumluluğu değil hazzı, sadakati değil anlık arzuları, emeği değil kolay kazancı güzelleyen bu zehirli mesaj bombardımanı kabul edilemez. Bu mesajlar bu milletin değerleriyle bağdaşmaz.
Bugün ekranlardan saçılan ahlaksızlık, çürümüşlük basit bir yayıncılık tercihi değildir.
Bu; ne sanat özgürlüğü meselesi ne de reyting meselesi değildir. Bu mesele bir medeniyet meselesidir. Bu mesele millî güvenlik meselesidir. Çünkü güçlü toplumların temeli güçlü ailedir. Aile zayıfladığında toplum zayıflar.
Bugün dünyanın birçok yerinde savaş sadece silahla yürümüyor, savaş ekranlar üzerinden algıyla ve içerikle yürütülüyor.
Terör devleti İsrail'in Başbakanı soykırımcı Netanyahu'nun medya ve sosyal medyayı "sekizinci cephe" olarak tanımlaması boşuna değildir.
Siyonizmin medya uzantıları, 7 Ekim sonrası tüm dünyada başlayan insanlığın uyanışına mâni olmak için ekranlar üzerinden yoğun bir psikolojik savaşa girişmiş durumda. Dijital platformlarda; Yahudileri mazlum gösteren Holokost Endüstrisi ürünü yapımların, ABD'yi kurtarıcı gösteren Hollywood Kültür Emperyalizminin filmlerinin gösterim sıklığındaki artış tesadüf değildir.
Bu nedenle çağrımız açıktır:
Biz yasak talep etmiyoruz. Biz bu milletin değerlerinin hiçe sayılmasına karşı duruyoruz. Bu milletin sağlam mayasını hedef alan bu saldırılara sessiz kalmayacağız. Ekranlardan evlerimize gönderilen hiçbir ahlaksızlık füzesine geçit vermeyeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur... '