29 Ekim 2020 Perşembe / 12 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Yakup KÖSE
ykose@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Kur oyunlarından kurtuluşun anahtarı

16 Ekim 2020 Cuma

Bağımsız Türkiye olma yolunda mühim adımlar atılırken ayak bağı olanların başında döviz kuru geliyor.

Bir denizcinin sabah kalkar kalkmaz daha yüzünü yıkamadan fırtına var mı yok mu diye denize bakması gibi Türkiye’de de herkes döviz arttı mı indi mi diye bakıyor. Bu hâl nereye kadar gidebilir?

Dövizdeki kur oyunlarıyla üzerimizde psikolojik baskı oluşturarak bizleri teslim almaya çalışıyorlar: “İstediğimiz gibi olursanız, dediklerimizi yaparsanız kredi notunuzu artırırız, sizi paraya boğar liranızı değerlendiririz” diyorlar.

Uluslararası arenada hâkim güçlerle mücadele ederken “Yeni Türkiye”nin para politikasında keskin bir değişikliğe gitmesinin vakti geldi. Ayaklarımıza dolanan kur oyunlarından kurtulmanın tam zamanı.

Bu mânâda Haftalık Baran Dergisi uzun süredir kapağına taşıdığı bir teklifle çıkıyor. Baran Dergisi’nin teklifi: Türk altın lirası.

Baran Dergisi yazarı Ömer Emre Akcebe, “Bir memleketin kendisine has para birimi değerinin tamamıyla yurt dışından gelecek para akışına endeksli olması düşünülebilir mi?” diye sorduktan sonra tekliflerini okuyucularıyla paylaşmış: “… Bugünün şartları göz önünde bulundurulduğu takdirde, Türk Lirası’nın itibarını kazanması için kullanılabilecek dolaylı yolların bir alternatif olmadığını, ancak doğrudan itibar kazanması gerektiğini ifâde etmiştik. Doğrudan itibar kazanma bahsini açacak olursak, Türk Lirası’nın bugün yeniden paradan beklenen fonksiyonları yerine getirebilmesi için kendisinden daha büyük bir itibara/şahsiyete irca edilmesi gerektiği ve bunun da paranın varlık sebebi dolayısıyla altın olacağı açıktır.

Resmî rakamlara göre bugün tedavüldeki para hacmi 225 milyar TL seviyesinde bulunmaktadır. Tedavüldeki basılı paranın dışında, bankalara tanınan haklar dolayısıyla artık iyiden iyiye dijitalleşmiş olan paranın toplamı ise, altın ve döviz mevduatları ile beraber 3 trilyon TL civarında bulunmaktadır.

Buna karşılık olarak Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın kasasında 600 ton civarında bir altın stoku bulunmaktadır. Bu da 285 milyar 600 milyon TL’ye tekabül etmektedir. Yâni bugün Merkez Bankası, tedavüldeki para üzerinden Türk Lirasını bugünkü satın alma gücünü sabit tutmak kaydıyla rahatlıkla altına endeksleyebilir. Bunu da hem paranın üzerine karşılığındaki altın değerini yazıp onu yeniden bir altın senedi hâline getirerek, yâni Türk Lirası’na altın standardı getirerek ve hem de dilerse banknot teknolojisindeki gelişmeler göz önünde bulundurularak, direkt olarak basılı kompozit bir kaimenin katmanları arasına altını işleyerek de gerçekleştirebilir. Her iki hâlde de para devlet bankasına götürüldüğünde, Merkez Bankası’nın para üzerindeki meselâ %10’luk hakkı düşülerek, altın olarak paranın karşılığını alabilir.”

Dergi mevzuyla alâkalı uzmanlarla yaptığı röportajla tekliflerini tartışamaya da açmış. Prof. Dr. Kerem Alkin de derginin soruların cevaplarken dünyada da bu yönde eğilim olduğunu anlatmış: “Bir süre öncesine kadar dünyadaki merkez bankalarının rezervlerinde, uluslararası rezervleri Amerikan tahvili cinsinden tutma eğilimi daha yüksekti. Örneğin Çin sadece son iki yıl içerisinde kendi merkez bankası rezervlerinin minimum yüz seksen milyar dolar düzeyindeki bir bölümünü çok hızlı bir şekilde Amerikan tahvili cinsinden rezervden, altın mevcudu cinsinden rezerve dönüştürdü. Aynısını Rusya da, TCMB de yapıyor. Böyle bir eğilimin söz konusu olduğunu vurgulamak lâzım. ABD başkanlık seçimleri tamamlandıktan sonra göreve gelecek olan başkanın önümüzdeki dönemde izleyeceği siyaset ile Amerika’nın ekonomik ve politik açıdan kendisini içinde bulacağı yeni riskler söz konusu olduğunda, Amerikan dolarına karşı dünyada artan bir soğukluk, artan bir çekingenlik ortaya çıkabilir. Hiç şüphesiz ki, hem dünyada tasarruf sahipleri, hem de merkez bankaları ellerindeki kaynağın daha fazla bir bölümünü büyük ihtimalle altına çevirmeye devam edeceklerdir. Bunun, küresel altın fiyatlarına ve ellerindeki uluslararası rezervlerin önemli bir kısmını artık altına doğru yöneltmeye başlamış olan merkez bankalarının rezerv değerlerine de ilginç bir yansıması olabilir.”

“Yeni Türkiye”, Türk Altın Lirası’yla tam bağımsız olacaktır inşaallah.