26 Ekim 2020 Pazartesi / 9 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Ardan ZENTÜRK
azenturk@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Küresel anarşizm sürecinde Türkiye ekseni önemlidir…

15 Haziran 2020 Pazartesi

Amerika Birleşik Devletleri’nin çöküşü, Atlantik ittifakının sonudur.

Amerika’nın arkada bırakacağı boşluğu, günümüz Avrupa devletlerinin doldurması mümkün görünmüyor.

ABD-AB hattında Atlantik çöküşü yaşanırken, doğacak yeni küresel sistem için yükselen yeni bir güç de ufukta görünmüyor.

Rusya, 19’ncu yüzyıl refleksleri ile hareket eden bir petrol devletidir, 50 yıl içinde sınırlarının ne hale geleceğini bilemiyoruz, ama, bu haliyle devam ederse, küçülmesinin kaçınılmaz olduğunu görebiliyoruz.

“Anavatan Çin halkı milliyetçiliği” ile komünizm ve liberalizmi (yapılması çok zor bir siyasi salata olduğunu hemen ifade edeyim) buluşturup ortaya bilişim teknolojilerine dayalı kalabalık faşizm çıkaran Çin’den hiç bi’şey olmaz, geçiniz…

Tibet’teki zulüm yönetimini kendi topraklarına taşıyıp Uygur Türkler’ine soykırım uygulayan bir devletten süper güç çıkmaz, bilin…

ABD-Avrupa hattında “vahşi kapitalizm” çökerken, Rusya-Çin hattında yeni bir gücün doğacağına ilişkin bütün teoriler, emperyalizmin uydurmasıdır, çökerken bile bir düşmana ihtiyaç duyacaklarını unutmamak lazım. (Pompeo, Çin Komünist Partisi’nin ABD-İsrail başta tüm özgür(!) dünyanın bir numaralı tehdidi olduğunu açıkladı, bunu, Çin’e 1.1 trilyon Dolar borçlanırken düşünmedin mi, çek bütün küresel marka şirketlerini oradan, geriye yarasa çorbası yiyen zavallı köylüler kalır, kimi kandırıyorsun?)

Dünyanın toplam servetinin yüzde 74’ünü toplam nüfusun yüzde 10’unun elinde biriktiren geriye kalan yüzde 90’a da “bakın, sürünüyorsunuz ama, ölmüyorsunuz, şükredin” diyen vahşi ekonomik sistemin sonuna geldik.

Yerine konulacak yeni sistem –ne ise- biraz zaman alacak, bu nedenle, ayakta durmak zorundayız.

· TÜRKİYE AÇIKÇA MEYDAN OKUYOR…

TSK’nın başlattığı “Pençe-Kartal Harekatı”nda Sincar, Karacak, Kandil, Zap, Avaşin Basyan, Hakurk’ta taş üstünde taş kalmıyor, PKK’nın üst yönetimini ana hedef olduğu artık “Kandil oligarşisinin” sonunun geldiği ifade ediliyor.

İşin gerçeği: TSK’nın yok etmek üzere bombaladığı, ABD’nin müttefikleridir ve bombalanan topraklar da ABD’nin kontrol ettiği alanlardır.

Libya’da henüz üç ay önce gitti-gidiyor diye bakılan meşru hükümete bağlı askeri birlikler, stratejik önemdeki Sirte’nin kapısındalar, Bingazi’ye doğru yola devam etmeyi hedefliyorlar.

İşin gerçeği: Sirte, Rusya’nın Libya’daki “kırmızı çizgisidir”, Türkiye “Zafere Doğru” harekatı ile Rusya’ya “bu ülkeden çıkman gerekiyor” diyor. Aynı senaryo, Suriye’de de yaşanıyor, İdlib’e yapılan askeri yığınağın gücü, “savaşı Şam’da bitiririz” duruşudur. (Yazdım, tekrar ediyorum, ilerinin Rus tarihçileri,28 Şubat 2020 günü şehit edilen 33 Türk askeri olayının, Rusya tarihi açısından çok talihsiz bir olay olduğunu yazacaklar, anladınız.)

Türkiye’den yola çıkıp Trablus’a giden Tanzanya kargo gemisini Avrupa’nın ortak donanma gücü İRİNİ harekatı çerçevesinde durdurup aramaya kalktı, telsizden Türk komutanın sesi duyuldu, “gemi Türkiye’nin korumasındadır, uzaklaşın…”

İşin gerçeği: Türkiye özellikle, 8 fırkateyn, 17 F-16, tanker ve kargo uçaklarıyla gidiş-dönüş 4 bin km menzilde gerçekleştirdiği tatbikat ile zaten tüm donanmalara, “bana yaklaşmayın” mesajını verdi.

· TÜRKİYE EKSENİ KURULMALI…

Türkiye’nin beka mücadelesi çerçevesinde sergilediği refleks doğrudur.

PKK-FETÖ le mücadele Amerikan emperyalizmine taviz verilmeyeceğini gösteriyor, Suriye-Libya’daki duruş, Rus hegemonik yayılmacılığına sert müdahaledir, nitekim, Rus bakanlar Lavrov-Şoygu Türkiye’ye gelmenin gereksiz olduğunu tam zamanında anladılar.

Bununla birlikte…

Küresel sistemin bu geçiş döneminde, ana stratejiyi “askeri reflekse” dayandırmak sürdürülebilir tercih değildir. Meydan okumalara cevap verilirken, ekonomideki kırılganlığı tarihin raflarına taşıyacak “yeni ekonomi sistemi” üzerinde çalışmak, TSK üzerinden biriktirdiğimiz bölgesel gücü “diplomasiye tahvil etmek” zorundayız.

Bu esasen, Türkiye eksenidir.

Kuvvayı Milliye’nin anti-emperyalist kimliğinin mazlum coğrafyalarda kalıcı kimlik kazandığı, bir doktrine dönüştüğü süreci yakalamak zorundayız.