Türkiye Cumhuriyeti'nin büyümesi ve küresel bir güç haline gelmesi, denize verdiğimiz kıymet ve denizcilik vizyonumuza biçtiğimiz ufukla doğru orantılıdır.
Bugün denizcilik sahasında yürüttüğümüz her çalışma, temelini 1926 yılında yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu'ndan almaktadır. Bu kanun, genç Cumhuriyetimizin tam bağımsızlık iradesini mavi vatanımızda mühürleyen, ulusal egemenliğimizin en kritik zaferlerinden biridir. Kendi karasularımızda ve limanlarımızda gemi işletme hakkını aziz milletimize iade eden bu yasal düzenleme, Türk denizciliğinin bugün ulaştığı seviyenin ardındaki asıl itici güçtür.
Geride bıraktığımız 24 yıllık hizmet dönemimizde, Kabotaj Kanunu'nun ruhuna sadık kalarak sektöre hak ettiği önemi verdik ve yerli-milli imkanlarımızı küresel talepleri karşılayacak düzeye ulaştırdık.
Denizcilik endüstrimizi yan sektörlerle birlikte ihya ederek; gemi inşasından bakım-onarıma kadar yerel sanayimizi güçlendirdik. Bu sayede sadece teknoloji üretmekle kalmadık, yeni istihdam alanları açarak insan kaynağımızı da bu büyük atılımın bir parçası haline getirdik.
Yalnızca aziz milletimizin haklarını savunmakla kalmayıp, Türk dünyasının ortak menfaatlerini de en üst kürsüde temsil eden politikalarımız sayesinde, uluslararası iş birliğimizi tarihsel bir seviyeye ulaştırdık.
Pekin'den Londra'ya uzanan Orta Koridor ve bu stratejik hattı tamamlayan Zengezur Koridoru, bu vizyonun en somut göstergesidir. Bu büyük adıma ek olarak; Hint Okyanusu ve Basra Körfezi'ni Irak üzerinden bin 200 kilometrelik bir demiryolu ve otoyol ağıyla birbirine bağlayan Kalkınma Yolu, ülkemiz üzerinden Akdeniz'e, Avrupa'ya, Karadeniz'e ve Kafkaslar'a açılan yeni bir refah kapısı olarak yükselmektedir.
Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 80'inin denizyoluyla gerçekleştiği bu çağda Türkiye, lojistik kapasitesiyle küresel tedarik zincirinin vazgeçilmez bir halkası haline gelmiştir. 2025 yılı sonu itibarıyla elde ettiğimiz dış ticaret verileri, bu yükselişin en güçlü kanıtıdır.
Mal İhracatımız; bir önceki yıla oranla artışını sürdürerek 273,4 milyar dolar bandını aşmış ve Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyelerine ulaşmıştır.
İhracatımızın yaklaşık yüzde 60'ını deniz yoluyla gerçekleştiriyor olmamız, mavi vatandaki gücümüzün ekonomimiz için taşıdığı hayati önemi gözler önüne sermektedir. Bugün Türkiye, denizcilikteki küresel rekabetin bir parçası olmanın çok ötesine geçmiş; bu rekabete yön veren, kuralları belirleyen bir potansiyele ulaşmıştır.
2025 yılı sonu verileriyle Türk sahipli deniz ticaret filomuz, 52,7 milyon dedveyt ton büyüklüğünü aşarak dünya sıralamasında ilk 10'a girme hedefimize bir adım daha yaklaşmıştır. Limanlarımızda elleçlenen toplam yük miktarı geçen yılın Aralık ayına oranla %7,6 artarak 49,8 milyon tona ulaşmış ve yeni bir rekor kırmıştır. Bugün 217'ye ulaşan liman sayımız, 85 modern tersanemizle denizcilik endüstrimizi devasa bir güce dönüştürdük. Tersane kapasitemizi ise stratejik yatırımlarla 5 milyon dedveyt ton seviyesinin üzerine taşıyarak küresel gemi inşa pazarındaki payımızı sabitledik.
Tüm bu rakamlar, Türkiye'nin deniz taşımacılığında sadece bölgesel bir lider değil küresel ölçekte belirleyici bir güç olduğunu tüm dünyaya ilan etmektedir.
Deniz ticaretindeki bu yükseliş, sadece ekonomik yatırımların bir sonucu olmanın ötesinde; Türkiye'nin uluslararası arenadaki duruşunun ve denizlerdeki haklarını koruma iradesinin bir meyvesidir.