23 Kasım 2020 Pazartesi / 7 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Küresel salgın sonrası dünya

28 Nisan 2020 Salı

Karşılıklı ithamların başlaması, yakında tartışılacak konuların konturlarını bize göstermekte. Kapıda gıda ve su üzerinden gerilim başlayacağını şimdiden verilere bakarak söyleyen eksperlere kulak verme zamanıdır.

Anlaşılan, küresel kıtlık beraberinde yeni savaş konularını da bize izah etmekte.

Tarım ve su, petrol kadar savaş sebepleri olacak nitelikte. O sebepten yeni dönemi değerlendirirken, toprağa yeniden geri dönüşün kodlarını da düşünmek zorundayız.

Küresel salgının çıkış noktası ve DSÖ’nün geç reaksiyonu, şimdi ise ABD ile DSÖ ve Çin arasındaki gerilim, konunun farklı siyasi etaplara geçeceğinden haber vermekte. Bu durumda, bu gerilimin parçası olmak yerine, yeni dönemin esas kodlarına yönelik çalışmaları başlatanların kazanacağı açıktır.

Çin bu dönemde ciddi yara alacak. En küçük ürünün bile üretildiği yer olan Çin, o cazibesini yeni dönemde kaybedecek gibi duruyor. Gerçi Çin’in ciddi ekonomik güç olması, bu gerilime rağmen düşmeyecek. Lakin yeni üretim yapacak ülkelerin isimleri konuşulmakta. Türkiye ise yenilerin içinde.

Ve küresel salgınla mücadele üslubu, kendi metotları artık dünyada itiraf edilmekte.

Günlerdir dünyadaki tüm raporları gözden geçirip, televizyon yorumlarını dinledikçe, metotların içinde bu salgınla en başarılı mücadele eden isimlerin arasında “Türkiye metodu” tanımının literatüre geçmesi gurur vericidir. Lakin bu yetmez. Biz; su, toprak, tarım konusuna şimdiden eğilim sağlamak zorundayız.

Ve üreten ülkeler arasında ilk sıraya çıkacak yeteneğimizin olduğu açıktır. Türkiye’nin ve hükümetinin yönetim kapasitesi ve kullandığı akıl, hiç abartısız örnek teşkil edecek içerikte.

Küresel salgınla birlikte ciddi ekonomik problemlerin devreye gireceği açıktır. Ve sadece Türkiye için değil, dünya bu durumdan ciddi etkilenecek. Almanya gibi ekonomilerin yara almadan geçemeyeceği bu dönemden “nasıl çıkış sağlanacağı” kilit sorudur. Türkiye’nin duruşu ve yöntemleri, gerçekten hakkını teslim ederek itiraf edilmelidir. Ve ileri dönemde bu ekonomik boşluk diliminden daha da güçlenerek çıkma şansı nettir.

Bazı tarım gıda ürünlerinin geleceği için şimdiden düşünenler kazançlı çıkacağı kuşkusuzdur. Kapıya dayanacak küresel kıtlık dönemine hazırlık yapmaya başlamış ülkelerin verilerine bakınca, zaten ortada nasıl bir süreç sergileneceğini görmemiz mümkündür.

Yeni dönem, yeni sorunlarla birlikte yeni fırsatlara da kapı açacak galiba. Türkiye’nin salgınla başarılı mücadele refleksi, nasıl bir akla sahip olduğunu dünyaya göstermiş oldu. Suriyelilere yardım felsefesine anlam veremeyenler, umarım İspanyollara, İngilizlere, İtalyanlara gösterdiği yardım içeriğine anlam verebilmiştir.

Tarım ve gıda sektörü, su kaynakları cidden şimdiden kafa yorulmalı konulardır. Buğday ise bu kıtlık konusunun başındaki nimettir. İşte küresel salgın sonrası yeni dönemde yara almadan, tam tersi krizi fırsata dönüştürerek, çıkış yolunu, kapıyı ve kilidi düşünmek zorundayız. Türkiye bu dönemden çıkış yolunu bulur ise bölgesel değil, küresel aktörlüğe adaylığı kesindir...