27 Kasım 2020 Cuma / 11 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Hüseyin GÜLERCE
hgulerce@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Kuva-yi Milliye imiş, hadi oradan…

19 Kasım 2020 Perşembe

CHP’de yalan rüzgârları esiyor.

2018’de HDP ile üç ay süren Anayasa görüşmelerinin inkârından sonra dün de CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Kıbrıs'a CHP davet edilmedi.” deyiverdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın, Kılıçdaroğlu'na gönderdiği davetiyeyi Meclis Genel Kurulu’nda gösterdi.

Birkaç saat sonra bizzat Kılıçdaroğlu, “Davet edildim. Sayın Cumhurbaşkanının daveti yanlış hatırlamıyorsam bir gün önce elime geçti.” açıklamasını yaptı.

Birbirlerinden habersiz olamayacaklarına göre yine film çeviriyorlar?

Bu davet meselesi, CHP’nin başka rahatsızlığının dışa vurmasıdır. Aslında CHP ve HDP, KKTC’de Tatar’ın değil, Mustafa Akıncı’nın kazanmasına sevinirdi.

Türkiye’de ve KKTC’de temel ayrışma, küreselciler ile milliyetçiler arasındadır.

Biden, Erdoğan karşısında CHP’yi desteklediğini neden açıkça ilan ediyor?

Çünkü oyun gizli değil açık oynanıyor.

CHP’nin dış politikası, zihniyet olarak gayri millîdir.

Kılıçdaroğlu, dün Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nu ağırladı. “Bizim ruhumuzu oluşturan temel öge, Kuva-yi Milliye’dir.” demeyi ihmal etmedi.

Milli meselelerde ne zaman sıkıştırılırsa Kılıçdaroğlu, “biz Kuva-yi Milliye’den geliyoruz.” diye geriniyor.

Kuvayi Milliye, milli kuvvetler demek. İstiklal Harbi’nin ruhu, temeli olan milli bir hareketten bahsediyoruz. Vatanın bütünlüğünün korunmasını esas alan diriliş ruhundan söz ediyoruz.

Kuva-yi Milliye bir parti değildi. CHP’nin bu mirasa oturmaya kalkması ayıptır.

PKK’nın partisi HDP ile iş tutmanın Kuva-yi Milliye ile ne alâkası var?

O HDP ki, Meclis çatısı altında, “Kürdistan’da biz kazanacağız. Batıda da AK Parti ve MHP'ye kaybettireceğiz.” deme cüretini gösterdi.

Bölücülerle işbirliği yapacaksın ve “Kuva-yı Milliye’den geliyoruz.” diyeceksin.

İnsan utanır be…

Bugünkü CHP’nin Kuva-yi Milliye’nin devamı olmadığı belgeleyen 2 gayri millî duruşu hatırlayalım.

1. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Afrin'e yönelik düzenlenen Zeytin Dalı Harekâtı'nı değerlendirirken, “şehrin içine girilmesini doğru bulmadığını” söyledi ve "Daha derinlere inmenin mantığı yok. Hiç gerek de yok. Daha fazla şehit veririz, yazıktır, günahtır.” dedi. (07 Şubat 2018)

“Siz yaklaşık 500 bin nüfusa sahip bir kente niye gireceksiniz? Kimin terörist olduğunu nasıl ayıracaksınız?”(12 Şubat 2018)

Zeytin Dalı Harekâtı, adeta bir terör yuvasına dönüşen Afrin'in, PKK/PYD'den temizlenmesi için yapıldı. Afrin’de 3 bin 872 terörist etkisiz hale getirildi.

Acaba Kılıçdaroğlu, bunu mu önlemeye çalıştı sorusu yanlış mı?

2. Kılıçdaroğlu önce;

"Doğu Akdeniz'de zengin petrol var. Doğal gaz yatakları var. Amerika orada, Yunanistan orada, Kıbrıs Rum Yönetimi orada, Mısır orada, Katar orada, hepsi orada. Bir tek devlet yok, Türkiye. Niye yok?” dedi.

Ama Meclis'e gelen Libya tezkeresine CHP; HDP ve İyi Parti ile birlikte hayır oyu verdi.

Kılıçdaroğlu, "Ne işimiz var Libya'da" diye sızlandı.

Türkiye, Fransa’nın/ABD’nin oyunlarını bozarak meşrû hükümete en büyük desteği vererek İHA’lar, SİHA’lar ile Libya’da destan yazdı.

Mavi Vatan’a sahip çıktı.

CHP iktidarda olsaydı Türkiye’nin hali ne olurdu?

Aynı gayri millî duruşu CHP, Azerbaycan'da da yaptı.

Kılıçdaroğlu’nun Başdanışmanı Emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz, "Maalesef gelen haberlerde, Türkiye'den Azerbaycan'a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların da Azerbaycan'a gönderildiği ifade ediliyor." dedi. (28 Eylül 2020)

Kuva-yi Milliye imiş, hadi ordan…