Lafın ortasından başlayayım: Türkiye'de laiklik gerçekten tehlikede olsa buna karşı en büyük müdafaayı yapacak olan, şu Laiklik Bildirgesi'nde "siyasal İslamcı rejim" şeklinde adlandırılan iktidar partisi olur.
Bunu bir temenni ya da retorik olarak söylemiyorum. İçinde olduğum sosyolojik merkezin siyasal, kültürel, toplumsal kodlarını az çok bilen; Türkiye'nin sosyolojik fay hatlarını tanıyan; 1990'ların başından itibaren ülkedeki tüm siyasal dönüşümlere, darbelere, darbe teşebbüslerine şahit olmuş; 25 sene aktif gazetecilik yapmış birisi olarak söylüyorum.
Tabii ki laiklik meselesini, bu bildiriyi yazanların kafalarındaki laiklik olarak anlıyorsak iş biraz değişir. Çünkü bu zevatın laiklikten anladığı, kendi yaşam biçimlerini genele teşmil etmek. Laiklik denilince misal imam hatip okullarının kapatılmasını, Kur'an kurslarının olmamasını, Ayasofya'nın tekrar müzeye çevrilmesini; hatta Sultanahmet Camisi'nin de ibadethane olmaktan çıkarılıp müzeye dönüştürülmesini; tabii ki başörtüsü yasağının yeniden uygulamaya konulmasını; ezan sesinin duyulmamasını; okullardaki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin müfredattan çıkarılmasını falan anlıyorlar.
Siyasetin, yani sandığın olduğu bir yerde bunların kafasındaki laikliği uygulayacakların iktidara gelmesi pek mümkün olmuyordu. O yüzden 10 yılda bir darbe yapmak geleneksel bir hâl almıştı. Bu darbelerin sağ görünümlüsünün de sol görünümlüsünün de misyonu; laikliği korumak, Atatürk ilke ve inkılaplarını sağlamlaştırmak ve halkın talepleri doğrultusunda "ekseni kayan" rejimi yeniden yörüngesine oturtmak oluyordu.
***Benim görüşüme göre gerçek anlamda bir laiklik kaybı ihtimali — Laiklik Bildirgesi'nden örnek verelim: örneğin Talibanlaşma riski — ortaya çıksa buna herkesten önce bildiride itham edilen kadrolar karşı çıkar.
Kız çocuklarını okutmamakla nam salmış Taliban'a örnek vermeye utanmayanlar, yıllarca başörtüsünden dolayı kızların okumasına ve çalışmasına izin vermeyen zihniyetteki insanlar.
Bugün "laikliği birlikte savunalım" diyen insanlar, dün "Tehlikenin farkında mısınız?" manşetleri atıyordu. "Laiklik elden gidiyor" diye darbe tezgâhlıyor, tezgâhlayanlara "emret komutanım" diyordu...
Her şeyin en iyisini kendine hak görenlerin hastalıklı ruh hallerinin tezahüründen başka bir şey değil bu bildiri. Enikonu gülüp geçilebilir; lakin memleket bu bildiricilerden o kadar çok çekti ki ciddiye almamayı başarmak pek kolay olmuyor.
***Ayrıca bunların dünyayı okumak, gelişmeleri anlamak konusunda ciddi engelleri var. İdeolojik bir hastalık neredeyse...
Mesele Esed'in 500 bin kişiyi katletmesine, kimyasal silahla çocukları öldürmesine bünyeleri tepki vermiyor; ama bugün Suriye'deki yönetimi DEAŞ olarak yaftalayabiliyorlar.
Bildirideki "Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump'ın ipine sarılarak Türkiye'yi adım adım Orta Doğu'nun gerici bataklığına sürüklemektedir." ifadesi ise gerçeklikten kopukluğun, Türkiye perspektifinden uzaklığın nişanesi.
"Orta Doğu bataklığı" ifadesini nerede görseniz kimlerin ağzından çıktığını tahmin edebilirsiniz.
Bunu bir vakitler CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu da söylüyordu; ama her nasılsa CHP'deki iktidarını kaybettikten sonra Suriye'nin Türkiye için ne kadar önemli olduğunu anlayıverdi.
***Bugün AK Parti'yi destekleyen; daha önce Demokrat Parti'yi, Adalet Partisi'ni, ANAP'ı, Refah Partisi'ni, hatta Doğru Yol'u seçen çoğunluk, Türkiye'deki altın oranın sosyolojik terazisidir.
Her zaman makulden yana hareket eder. Elinin tersi ağırdır; ama ülkesiyle ilgili bir tehlike gördüğünde "kan kusup kızılcık şerbeti içtim" diyebilir. Yaygaracı değildir. Toplumsal barışı her zaman önceler. Aşırılıkçılara prim vermez; bunlar hangi taraftan olursa olsun fark etmez. Sol marjinaller gibi dini marjinalleri de içinde barındırmaz. Toplumsal barışı ve "devlet ebed müddet" kuralını yaşatacak laikliğin, herkesten çok savunucusu bu kesimdir.
Ayrıca "Türkiye'yi Talibanlaştırma riski" atfettiğiniz iktidar partisi, yıllarca hakkı yenmiş, sistematik olarak dışlanmış, adeta apartheid rejimi altında yaşamak zorunda bırakılmış kesimlerin temel insan hakları taleplerini yerine getirmek suretiyle laikliğin teminatı olmuştur.