26 Ekim 2020 Pazartesi / 9 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Şehnaz YILMAZ
syilmaz@staragazete.com
Yazarın Sayfası

Liyakat, sadakat ve sevgi...

26 Ocak 2014 Pazar
Bir şeyler eksik, bir şeyler unutuldu ve unutturuldu zamanla... Çok kıymetli bir şey: “Sevgi” Birbirimize, yaptığımız işe, inandığımız değerlere karşı, neyi, niçin yapmamız gerektiğinin unutturulduğu gibi.

Oysaki yolu sevgiden geçmeyen bir huzur düşünülebilir mi? Para, şehvet, güç, makam vs. kullanılarak çeşitli yol kesicilerle insan yaradılış amacından uzaklaştırılmak istendi. Kulluğun yalnız ve yalnız ALLAH’a olduğu biline biline.

Bu aldatmacalara takılan insanlar üzerinde korku imparatorluğu inşa edilmedi mi? Sadakat arandı ama neye, niçin, nasıl ve neden diye sorgulanmadan... İnsanın nefsini nefese dönüştürmede sevgiden daha yararlı bir ilaç bulunabilir mi?

Ancak sevgiyle büyüyebilir, nefes olabiliriz. İçimizde bizi çürütecek tüm zararlı kemiricileri ancak sevgiyle faydalı hale getirebiliriz. Kendindeki tüm eksikleri ve tüm zararlı duygu, düşünce ve davranışları sevgiyle onaran insan sadece kendisine değil çevresine de faydalı hale gelir ve zincirleme olarak bu güzel bağın yayılmasına vesile olur.
Sevginin gerçek kaynağı ALLAH aşkıdır. ANCAK bu aşk bizi yarı yolda bırakmaz ve olmamız gereken insan haline “gayretlerimiz ve tercihlerimizle” ulaştırır. Yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevdirir. Bunun dışındakiler koca bir aldatmaca ve yol kesici olarak yarı yolda bırakır bıraktırır insanı.

ALLAH için yapılan her işte sadakat, liyakat ve sevgi vardır. Yaptığınız her işi ALLAH rızası için yapmak, ALLAH’ın istediği sınırlar içinde davranmak kişiye kalıcı mutluluğun yolunu açar. Bu kural çerçevesinde oluşturulan dostluklar, yapılan işler, duygular, düşünceler ve davranışlar fıtratımıza uygun insanca yaşamamızı sağlar. Duyguları temiz, düşünceleri ulvi, davranışları doğru bir kimse olarak...

ALLAH için olmayan işlerde sadakat olabilir ama iş ehline verilmediği müddetçe liyakat mümkün müdür?

“ALLAH’IM! Bir göz açıp kapayıncaya kadar (bir an) olsa bile beni nefsime bırakma” Hz Muhammed SAV” .Bu duayı ederken temennimiz nefsimizin bir an bile olsa nefesimize, duygu düşünce ve davranışlarımıza karışmaması değil midir? Ve en büyük zenginliğimiz ALLAH’ın kulu olmak.
El fakrü fahri.” Fakirliğimle (kulluğumla)iftihar ederim.” Hz. Muhammed SAV