(Bir 'soğuk algınlığı' titreşimleri içinde..)
Mr. Trump.. Sana hitap ederken, isminin başına veya sonuna başka bir takım sıfatlar eklemeyeceğim..
Çünkü, seninle aynı yaştayım..
'İnsanlar yaşlandıkça çocukluk dönemlerine dönerler' denilir.
Sana bizim mahalledeki çocukların silahlı oyunlarından söz edeyim..
Senin gibi safdil olanlardan birisi, gömleğinin alt kısmını belindeki kemerle sımsıkı bağladıktan sonra, gömleğinin içine, koynuna, civardan topladığı bütün taşlarla bir ağaca tırmanır, ağacın dalları arasında aklınca güvenilir bir noktaya yerleştikten sonra, yukarıda olmanın kendisine daha bir üstünlük sağladığına inandıktan sonra, yerde kalanların üzerine fırlatırdı, o taşları..
Çoğumuz, onun bu bütün durumuna karşı çaresiz olduğunu düşünürken.. İçimizden biri, bize fırlatılan taşı alıp, o çocuğa attığında, onun durumu aşağı düşmek de dahil, karşılaşacağı darbeler daha bir ağır olurdu.
Mr. Trump, senin ve toplumunun durumu da bundan ibarettir.. Dahasını söyleyeyim, Mr. Trump.. Elindeki silâhlarla nicelerini yaralamış veya öldürmüş olabilirsin ve düşmanlarını yok ettiğini sanırsın, ama, sonunda ne mi olur? Kucağına yığınla doldurduğun ve silah zannettiğin bazı oyuncakların var, ama, kontrol dışı patlamasına karşı bir tedbirin olmadığından bile habersizsin.. Dikkat et, o silâhlar kendi elinde de patlayabilir..
Sen de öylesin şimdi Mr. Trump.. Kucağında yığınla oyuncaklar, 'Gel, seninle oynayalım..' diyorsun başka ülkelere.. Bu arada, elindeki oyuncakların çokluğuna bakarak, 'Oyunda kuralı, güçlüler koyar..' demeyi de ihmal etmiyorsun..
*
Ne o?
Efendim, İran, Hint Okyanusu'nun kuzey sahillerinde, bir tarafıyla kendi hâkimiyet alanına giren Hürmüz Boğazı'nı , aleyhinde gelişen tehditler sebebiyle kapattığını ve düşman olmayan devletlerin gemilerinin geçişine izin verdiğini açıklıyor..
Sen ise, 10-15 bin km. öteden, Amerika'dan gelip, o kapatmaya (24 Mart Salı sabahına kadar son vermezsen, Hürmüz'ü de vururum, İran'ı da yok ederim..) diyorsun..
Mr. Trump.. Biliyorsun, değil mi; 'empati' diye bir kelime, sizin dilde de var..
Bu, kişinin, kendi durumunu değerlendirmek isterken, 'Acaba, aynı durumda ben karşı tarafın veya düşmanın yerinde olsaydım, ne yapardım..' şeklindeki bir iç sorgulama halidir bu..
Sen ise, bu anlayıştan çok uzaklardasın..
Halbuki şöyle bir düşünsen, durumu daha sağlıklı düşünebilirsin..
Diyelim ki, kendinize ait bir takım tehlikeler veya başka gerekçeleri ileri sürerek, New York Körfezi'ni girişlere kapattığını açıklasan..
Senin bu kararından zarar görecek, rahatsız olacak başkaları da şu veya bu şekilde yine var olacak.. O zaman, sen de bir takım talepler veya baskılarla karşılaşacaksın.. O kapatma kararından zarar görecek olanların, orayı zorla açmak istemelerine teslim olur musun?
Hayat böyle, Mr. Trump.. Sen ise, o silahlarını göstererek, 'Her şeyi mahvedebilirim..' tehditleriyle herkesi sindireceğini sanıyorsun.. Şunu düşünemiyorsun ki, o silahlar patlama noktasına geldiğinde, sen de zarar göreceksin ve uzak bir ihtimal zannetsen de, o silahların elindeyken veya elinden çıktığında da, ortada kalıvereceksindir..
Mr. Trump, bak sana bir büyük zâlimin son demlerindeki traji-komik durumunu anlatayım.
Bütün düşmanlarını öldürdüğünü veya sindirdiğini ve kendi torunlarına düşmansız bir dünya bıraktığının huzuru içinde evinde, koltuğunda oturan kişi, hele de tahta merdivenlerden birilerinin çıkmaya başladığını hissedince, 'Geliyorlar.. Geliyorlar.. Ne olur, beni odama götürün, kapımı da kilitleyin..' der, korkular ve hayalî hecmeleri içinde..
O gibi kimselerin, 'Geliyorlar..' diye korktukları kimler, biliyor musun Mr. Trump, o gibi saldırganların 'öldürdüğü, bir daha başlarını kaldıramayacaklarını düşündüğü kimselerin çocukları, geride kalanlarıdır.
Evet, Mr. Trump.. Senin âkıbetin de onlardan farklı olmayacaktır..
*
İkinci Dünya Savaşı'nın senin ülkeni derinden sarstığı sırada, dönemin Amerikan Başkanı Truman'a, gücü henüz denenmemiş olan esrarengiz bir bombanın denenmesini teklif ederler..
Ve nihayet 6 Ağustos 1945 sabahı, 8.15 civarında, hiç bir askerî merkezin de bulunmadığı, sadece sivillerin yaşadığı Hiroşima isimli bir Japon şehri üzerinde denenir, ilk Atom Bombası.. Ve bir anda 80 bine yakın sivil insan kavrulur, o bombanın yakıcı sıcaklığında..
*
O sırada, bir savaş gemisinin güvertesinde günün gazetelerine bakmakla meşgul olan ABD Başkanı Truman'a , denemenin Hiroşima üzerinde denendiği ve şehirden geriye birkaç sütun ve duvardan başka hiç bir şeyi kalmadığı rapor edilir..
Truman, oturduğu koltuktan, elektrik cereyanına kapılmışçasına, 'Kazandık!..' diye havaya fırlar.. O anda, Hiroşima'da ise, 80 bini aşkın sivil insan can çekişmektedir.
Mr. Trump! Sen de şimdi, git, Truman'ın son demlerinde nasıl korkular içinde can verdiğini öğrenmeye çalış.. O bile senin için faydalı olabilir belki..
*
Hürmüz Boğazı'nı kapatmak veya kapatmamak.. Elindeki bir silahtır.. 'Yarın sabah (24 Mart sabahı) görürsünüz, o zaman ne olacağını.. İran'ın haritadan silineceğini.. ' gibi lafların var ya..
Mr. Trump, meselâ şöyle de düşün.. New York körfezi'ne girişi yasaklasanız..
Ama, dünyanın uzak köşelerinden birileri de, o kapatmanın kendileri için kabul edilemezliğini belirterek, askerî güçlerle müdahale etmek istese; ona bakışın nasıl olursa, Hürmüz Boğazı'na veya başka Müslüman coğrafyalarındaki başka yerlere müdahale edişinize de Müslümanların bakışı, ondan farklı olmaz.. Bunu anlayabilirsen elbette..
*
Bir de şunu hatırla, Mr. Trump.. Seleflerinden Clinton diye birisi vardı, hani.. Hâlen de hayatta.. Ondan öğreneceklerin olabilir.. Olmazsa, onun hâtırâtını okusan, o bile faydalı olabilir..
Clinton, İran'la gerilimin oldukça yüksek olduğu bir sırada, Tahran üzerine '2 atom bombası' atılmasına karar verildiğini anlatır, hâtıratında..
Clinton'un dudağından çıkacak bir emre bağlıdır, Atom Bombasının atılması..
Ama, o hâtırâtında der ki: 'Bunu yapmak kolaydı, ama, bunun sonucunda, Amerika'nın bütün Müslüman coğrafyalarından kovulması gibi bir ağır sonuç olacağını düşünerek, o kararı uygulamaktan vazgeçtik..' der..
Bilmiyorum, anlatabildim mi, Mr. Trump.. Ve senin Savunma Bakanı'nın daha dün, 'Düşmanımız Şii veya Sünni değil, her türlüsüyle İslam'dır!' dediğini de not ettik..
*