Pakistan'da ABD ve İsrail arasındaki yüz yüze görüşmelerin yapıldığı sırada, soykırımcı Benjamin Netanyahu ve Israel Katz'dan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve Türkiye'yi hedef alan, nefret ve aslında korku da dolu paylaşımlar geldi. 2,5 yıldır işledikleri savaş suçları, uyguladıkları soykırım sanki kimse tarafından görülmemiş gibi, Türkiye'yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı katliamcı göstermeye çalışan; artık makyajı dökülmüş, hiçbir ortamda saygınlığı olmayan, ABD yönetimine şantajla hükmeden müptezellerin sözlerine cevap verecek değiliz. Kendi aynalarında gördüklerini başkalarına yansıtmaya çalışan İsrail'in soykırımcı bakanları ve Başbakanı, çaresizlik içinde çırpınıyor.
Ödleri kopuyor barıştan, olası bir anlaşmadan.
Sadece kan görmek istiyorlar. Bebek kanı içmeden var olamayacaklarını düşünen dünyanın en sapkın insanlarıyla karşı karşıyayız.
Nefretin cisimleşmiş hâli, kuduz bir köpek gibi, nereden alsan dönüp başka bir yere saldırıyor. Tam bir baş belasına dönüştüler.
Dünya kamuoyu bunların gerçek yüzünü gördü. Eşkâlleri ortaya çıktıkça daha da saldırganlaştılar, canavarlaştılar.
Yok oluşlarını kendi elleriyle hazırlayanlar, yüz yıla yaklaşan işgal politikalarında yeni bir safhayı deniyorlar.
3000 yıl önce kendilerine "vadedildiğine" inandıkları toprakları çalmaktan, üzerinde yaşayan halkları, kundaktaki bebekler dâhil, yok etmekten, buna karşı çıkacak kim varsa hedef almaktan ve tüm dünyayı cehenneme çevirmekten çekinmeyeceklerini gösterdiler.
Buna inanmış zır delilerin olduğu bir Beyaz Saray'ın varlığı da onlar için tarihî bir fırsat. İsa Mesih, Trump kılığında yardımlarına gelmiş!
Bu saçmalıklara inanan bir kitle var ama daha önemlisi, bu saçmalıkları kendi siyasi aşırılıkları için meşruiyet olarak kullanan Armagedoncuların yönettiği bu dünyada geride kalanların çaresizliği...
Öyle bir noktaya gelindi ki kimse makul bir açıklama yapamıyor.
Normal insan davranışları nispetinde analiz edilmeleri imkânsız.
Kimden ne isteyeceklerini tahmin etmek güç. Kimin canını almak, kimin malına çökmek isteyecekleri bilinmiyor. Katiller sürüsünün yönettiği haydut devletler dönemindeyiz.
Pimi çekilmiş el bombası gibi, nerede patlayacakları, dünyanın başına yeni hangi belayı açacakları belli değil.
Önceki gece bir ümitle takip ettiğimiz ABD-İran müzakereleri, tarafların anlaşamamalarıyla neticelendi.
Şimdi en azından ikinci bir şans için ateşkes süresinin uzatılması yönünde bir irade arayışı var.
Dün "medeniyeti yok etmekten" bahseden Trump'ın vermeye çalıştığı izlenim, tam da Epstein çetesinin müptezelliğine yakışır cinstendi: "Kızdırmayın beni, nükleerin düğmesine basarım ha," dediğinin düşünülmesini istercesine, artık kendini konumlandırdığı yerden hiç rahatsız değil.
Müptezellerin bu kadar kötülüğü, iğrençliği tüm itirazlara rağmen yapabilmeleri için düştükleri durumdan utanmamaları gerekir zaten. Bilakis, "delidir ne yapsa yeridir" şeklinde kabul edilmek işlerine de geliyor bunların.
Yüzsüzlüklerinden güç alıyorlar. Rezil olmama gücü, nefret edilmelerine rağmen sıkılmama, suratlarına tükürülse de utanmama gücü...
Kötülerin gücü tam da burada; yaptıkları kötülüğün yıkıcılığı, müptezelliklerinden gocunmamalarıyla doğru orantılı.
Dünyayı yönetenlerin hâli budur.
Bu dünyada insan gibi yaşamaya çalışanların hâli ise nicedir!