21 Ocak 2021 Perşembe / 7 CemaziyelAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Murat Çiçek
mcicek@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Nedir bu paniğiniz?

18 Eylül 2015 Cuma

"Türk Bayrağıyla yürüyüş yapılacak olması aynı ülkede birlikte yaşamak isteyen halklara karşı yapılan bir hakarettir” demiş HDP’nin Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ. 

Hani “Sırtımızı PKK’ya dayadık” diyen, Türk bayrağının altında siyaset yapmak üzere Meclis’te yemin eden vekilden bahsediyorum.

Partide “başgan” çok.

“Bu bayrak, vatan savaşı değil; Saray için savaştır. Asker, polis anneleri bunu bilmeli.” diyor, diyebiliyor Demirtaş.

Aslında “Aman hedefi şaşırmayın, öfkenizi “saray”dan teröre çevirmeyin” diye yırtınıyor.

“Biz sizin çocuklarınızı öldürüyoruz ama bunu saraya karşı yapıyoruz. Siz üstünüze alınmayın. Ölen sizin çocuğunuz ama bizi idare edin” demeye çalışıyor.

Kurnaz olduğunu sanıyor.

Araya saray lafını sıkıştırıp öldürdükleri askerin polisin bu ülkenin çocukları olduğunu gizlemeye çalışıyor, aynı FETÖ gibi bunu bir amaç için yaptığının bilinmesini, bu amacın herkes tarafından kutsanmasını istiyor.

Cümlesinin arasına sıkıştırdığı “Bu ülkede bayrağa, vatana saldırı yok” yalanına belli ki kendini inandırmış. Biliyor ki bu ülkede hangi parti mensubu olursa olsun bayrağı yok sayanlara bu ülke insanı tepki gösterir. Demirtaş görmüyor ama vatana saldırıyı 7 Haziran’dan bu yana her gün yaşıyoruz. Bayrağa saldırıyı da O unutmuş ama biz Diyarbakır’da bayrağımızı gönderden indiren teröristin o görüntülerini unutmadık, bugün meydanlara inenler de unutmadı. Hatırlamak isterse Google’da arama yapması yeterli.

Mızrak çuvala sığmıyor.

Evlatlarını öldürenleri protesto etmek için meydanlara akanlara yönelik, bayrağa yönelik rahatsızlığı da bu yüzden Demirtaş’ın.

“O bayrağın kırmızısı Kürtlerin de kanıyla sulanmıştır” diyor ya. Bir tek doğru cümlesi de o.

İyi de bizim zaten bildiğimizi bize hatırlatmanıza ne gerek var. Kaldı ki bizim sizin gibi Kürt kardeşlerimizle de sorunumuz yok zaten. Bizim sorunumuz teröristlerle ve o teröristlerin medyadaki uzantı ve destekçileriyle.

Amma abarttınız

Doğan Medya’nın, protestoya alışık olmayan bünyesi, 100-200 kişilik kalabalığı görünce iyiden iyiye cin çarpmışa döndü.

Ama “dostları” gelip gittikçe, onlar da bir cam kırığını abarttıkça abarttılar.

Baksanıza Ahmet Hakan bile horozlanır olmuş.

Paralel polislerin Ankara’da bir gece vakti baskınına maruz kaldığında ruhu ruhsarı sararmıştı oysa.

Sonra ne olduysa paralel bir anda peşini bıraktı da rahatladı garibim.

O bile bu abartmadan gaza gelmiş, Sırrı Süreyya’ya özenip “gel hele gel” diyedurmuş.

Konumuz Ahmet Hakan değil gerçi. Ama Amerikan Büyükelçisinin yanına üç “officer”ını alıp Hürriyet’i ziyaret etmesi mum dikti abartmaya.

Biliyorsunuz daha önce Alman, İngiliz ve Fransız konsolosları ziyaret etmişti. ABD’nin ziyaretiyle kare as tamamlandı.

İsrail de gelirdi ama malum vatandaşlarımızı öldürdüğü için elçileri görev yapamıyor ülkemizde. Yoksa yancısı da geri durmazdı.

Tekrar ediyorum. Bu kadar ziyaretten sonra hala cam parasını toplayamadıysanız haber edin ödeyelim. Bayram öncesi sadaka vermek herhalde ekstra sevaptır.

Algı manyağı olduk

Yaptığınız numaraları kimse yemiyor dedikçe, başta Doğan Medya olmak üzere yandaşları operasyon üstüne operasyon çekiyorlar. Hedeflerinde de halkın “algısı” var tabi

İpek Holding’e FETÖ’ye yardım ve “kara para aklama” iddiasıyla soruşturma açılınca, İpek Medya’yı susturmaya çalışıyorlar dediler. Oysa soruşturma İpek Medya’yı kapsamıyordu. Polisler İpek Medya’nın sokağından bile geçmemişti.

Şimdi de benzer algı operasyonunu Boydak Holding için yapıyorlar. TÜSİAD yine başrolde.

“İş dünyasını ağır ithamlarla sürekli tedirgin eden kasvetli atmosfer” cümlesini kuran TÜSİAD Başkanı’na inansanız sanırsınız soruşturma Boydak Holding’e yapılmış. Oysa konu Melikşah Üniversitesi’yle ilgili. İddia da “Melikşah Üniversitesi’nin milletin arazilerine çökmesi, milletin elinden o arazileri zorla alması.”

Boydak Holding’in sahibi aynı zamanda Melikşah Üniversitesi’nin de Mütevelli Heyet Başkanı olunca bu iddialarla ilgili soruşturulması da kaçınılmaz.

Siz de biliyorsunuz bunu ama maksat “iş dünyası kasvetli atmosferde” cümlesini kurup, milletin algılarıyla oynamak. Anlaşılan siz bu yalanları söylemekten bıkmayacaksınız ama unutmayın biz de size inanmamakta ısrarlıyız.