10 Ağustos 2020 Pazartesi / 20 ZilHicce 1441
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Serdar AKBIYIK
sakbiyik@stargazete.com
Yazarın Sayfası

New York’ta bir rastlantı aşkı daha gece bitmeden!

12 Eylül 2015 Cumartesi

‘Kaptan Amerika’ olarak ünlenen Chris Evans’ın yönettiği ilk film olan Gece Bitmeden-Before We Go rastlantılar sonucu tanışan çiftin New York’taki gece boyunca yaşadıkları maceraları konu ediyor.

Aşk filmlerini severim. “Aman şöyle bir aşk filmi gelse de seyretsem” dediğim hiç olmadı ama rast gelip seyrettiğim iyi filmler de hep unutulmazlarım arasına yerleşti. Kısacası gitmeyi istemediğim, gittiğimde de etkisinden kurtulamadığım bir türdür. Aşk filmleri fazla prodüksiyon gerekmediğinden ve dünyanın çözülememiş bir sırrı olduğundan rahatça çekilebilir. Aslında diğer türlerden çok da zordur. Çünkü aşk dediğimiz şey sahteciliği, oynamayı kaldırmaz.

Her şeyden önce seçtiğiniz oyuncuların hem fiziki, hem de kabiliyet uyumları çok önemlidir.. Bunları hallettiniz diyelim. Bu sefer de yönetmenin duygu dünyası karşımıza çıkar. Senaryoyu bir başkası yazsa dahi yönetmen koltuğunda oturan adamın dünyaya bakışı, kadını veya erkeği tanımlaması, aşka inanması ve daha bir sürü şey etki eder filmin inandırıcılığına. Kısacası çok zordur iyi bir aşk filmi çekmek. Belki de o yüzden bir sürü aşk filmi çekilir ama çok azı unutulmaz olur. Mesela Love Story, Before Sunrise veya Clint Eastwood’un The   Bridges of Madison County’si benim unutulmaz aşk filmlerimden bazılarıdır.

TESADÜFLERİN BÖYLESİ

Bu hafta vizyona giren Gece Bitmeden-Before We Go ise iyi bir aşk filmi iddiasında olan ama bunu da çok başaramayan bir yapım. Başrollerde ‘Kaptan Amerika’ olarak tanıdığımız Chris Evans ve güzel oyuncu Alice Eve var. Bu film, aynı zamanda Evans’ın ilk yönetmenlik denemesi. Zaten her şey de burada patlıyor. Filmin hikayesi Before Sunrise’a benziyor. Grand Central istasyonunda genç bir adam trompetiyle ufak ufak müziklerini çalmaktadır, tam o esnada sarışın bir güzel rüzgar gibi koşarak önünden geçer. Kızın telefonu düşer ama kız aceleyle koşmaya devam eder. Nick trompetini bırakır ve kıza seslenir ama yetişemez. Darmadağın olan telefonu alır. Brooke ise bütün koşturmasına rağmen trene yetişemez, gözyaşlarına boğulur. Bu sırada istasyon da kapanmaktadır. Nick gözyaşları içindeki Brooke’a telefonunu verir fakat kızın üzgün hali dikkatini çeker. Brooke çantasını çaldırmış ve eve dönmek için son treni de kaçırmıştır. Ona yardımcı olmayı kafaya koyan Nick cebinde beş kuruşu olmadığından ve telefonunun da şarjı bittiğinden bir arkadaşından yardım istemeyi önerir. New York sokaklarında bir koşuşturma başlar. Bu gelgitler sırasında birbirini de tanımaya başlayan iki insan, aslında hayatlarında kaçtıkları birçok şey olduğunu ve yaşadıkları bu geceyi geçmişlerine de bakmak için bir fırsat gibi görürler.

TAM BİR FELAKET!

Filmin konusu ilginç ama ne yazık ki ilk yönetmenliğini yapan Chris Evans çok basmakalıp işlemiş konuyu. Özellikle oyunculuğu bir felaket! Brooke karakterini canlandıran Alice Eve ise Evans’tan daha iyi bir oyuncu ama ona da öyle saçma diyaloglar yazılmış ki filmin bütününe uyum sağlamış diyebiliriz. Peki filmdeki her şey kötü mü? Tabii ki değil. Özellikle iki diyalog var ki filmin en değerli sahnelerini oluşturuyor. Çift oradan oraya savrulurken yolları bir medyuma düşer. Burada Nick ile medyum arasında bir konuşma geçer. Nick adamın vefat eden eşiyle birlikteliği için “Ne mükemmel çiftmişsiniz” der. Medyumun cevabı çok anlamlıdır, “Evlilikte mükemmellik diye bir şey yoktur. Beraberlik bir mücadeledir. Sen hayatta kimle mücadele edeceğini seçebilirsin ancak” der. Zaten diyaloglarla devam eden filmin bu çözümlemeleri olmasa iyice dayanılmaz olurdu.

Bu tür filmlerin inandırıcılığı romantizmin büyüsüyle fazlaca kapatılmamalı. Çünkü zaten aşık olan insanın hayatın gerçeklerinden kopmak gibi bir lüksü vardır. Tutup siz onu bir de ahlak kuralları içine sokmaya çalışıp Amerikan kutsal aile kavramına kurban ettiğinizde iyice gerçeklikten uzak ve etkileyiciliği törpülenmiş bir hale getiriyorsunuz. Chris Evans çok kötü bir yönetmenlik sınavı verdi. Bu ilk filmi olduğu için mi böyle yoksa onda bu kabiliyet ve birikim yok mu bilemeyeceğim. Artık daha sonraki çalışmalarına bakacağız.

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: Before We Go

Yönetmen: Chris Evans

Senarist: Ronald Bass

Oyuncular: Chris Evans, Alice Eve, Emma Fitzpatrick, Scott Evans

Yapım: 2014, ABD, 89 Dak.

SESSİZLİĞİN BAKIŞI

Tek Ağabeyinin ölümünün detaylarını The Act of Killing filminin çekimleri sırasında öğrenen Adi, bugün hâlâ iktidarda olan katillerle yüzleşmeye karar veriyor. Kuşkusuz çok cesur bir karar bu. Bazı sorular nasıl sorulur ki? Adi’nin yüzleşmelerinde bir o kadar da sessiz bir onur var. Amacı suçlamak değil, olayları anlamak. Adi, söze gelmeyecek kadar korkunç bir travmaya bir bitiş cümlesi arayan, kolektif bir kabusun özrünün ve dolayısıyla şifasının peşine düşmüş bir savaşçı.

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: Look of Silence

Yönetmen: Joshua Oppenheimer

Yapım: 2014, Danimarka, 103 Dak.

VİZYONDAKİLER

Mr. Holmes ve Müthiş Sırrı

Mr. Holmes, 1947’de, iyileştirici güçleri olan nadir bir bitki aramak için Japonya’ya gider. Burada nükleer savaşın yol açtığı hasara tanıklık eder. Yaşı geçkin olan Sherlock Holmes hafıza sorunlarıyla mücadele etmektedir. Deniz kıyısındaki evinde son günlerini bekleyen Holmes’a, temizlikçisi ve onun oğlu Roger eşlik etmektedir. Holmes’un aradığı yanıtlar vardır.

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: Mr.Holmes

Yönetmen: Bill Condon

Oyuncular: Ian McKellen, Laura Linney, Hiroyuki Sanada Yapım: 2015, ABD-İngiltere, 104 Dak.

Kanlı Postal

Esat cezaevinde yüzbaşıdır, darbeden sonra hücreye atılanları terbiye etmekle görevlidir. Mazlum, Sakine, Sofi, Laz Kemal ve daha birçok kişi cezaevinde kalan tutuklulardır. Mahkumlar siyasi görüşleri, inançları yüzünden Esat ve gardiyanlarından ağır işkenceler görürler. Mazlum, kendini asar, dört arkadaşı da kendilerini yakar. Sonra ölüm oruçları başlar.

FİLMİN KÜNYESİ

Yönetmen ve senarist: Muhammet A. B. Arslan Balda

Oyuncular: Mesut Akusta, Turgay Tanülkü, Barış Koçak,  Levent Akkök

Yapım: 2015, Türkiye

Doraemon

Nobıta, Tokyo’da yaşayan 10 yaşında saf bir çocuktur. Bir gün karşısına torununun torunu Sewashi ve insanlara yardım etmek için üretilmiş olan kedi robot Doraemon çıkagelir. Sewashi’nin ailesi çok zor zamanlar geçirmektedir. Sewashi, ailesinin geleceğini değiştirmek için Nobita’ya göz kulak olacak Doraemon’u getirmiştir. Robotun Nobita’yı mutlu etmesi şarttır!

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: Stand by Me Doraemon

Yönetmen: Ryuichi Yagi, Takashi Yamazaki

Oyuncular: Wasabi Mizuta, Johnny Yong Bosch, Megumi Ohara

Yapım: 2015, Japonya, ABD, 95 Dak.

Sıradışı Anne

Filmde, Streep, rock’n roll yıldızı olma hayallerinin peşinde koşan Ricki Rendazzo’yu canlandırıyor. Ricki eve dönüp ailesiyle yüz yüze geldiğinde kendini affettirme şansı buluyor. Filmde Streep’in kızı Mamie Gummer’ın yanı sıra, Ricki’ye aşık bir Flash üyesini oynayan Rick Springfield, Ricki’nin eski kocası rolünde Kevin Kline da var.

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: Ricki and the Flash

Yönetmen: Jonathan Demme 

Oyuncular: Meryl Streep, Sebastian Stan, Mamie Gummer

Yapım: 2015, ABD, 101 Dak.