27 Şubat 2021 Cumartesi / 15 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Aziz ÜSTEL
austel@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde masonluk!-1

16 Ekim 2018 Salı

Atatürk mason Localarını 1933'de kapattı. Ancak İsmet İnönü 1948'de yeniden açılmalarına izin verdi. Türkiye 33’ler Yüksek Şurası hiç vakit kaybetmeden kapısına vurulan kilitleri açtı.. Neden acaba? 

II. Meşrutiyet öncesi Anadolu'da masonluk: Masonluğun Osmanlı topraklarına hangi amaçla girdiğini anlamak için mason localarının o tarihlerde devletin merkezi İstanbul dışında, neden başka kentlerde de kurulduğunu ve bu kadar hızla yayıldığını, iyi incelemek gerekir! Abdülhamid Han'a isyan bayrağı açanlar, uluslararası masonluğun çatısı altında toplanırken, merkez olarak Makedonya'yı seçmişti. Meşrutiyet yönetimi, Anadolu'ya yayılmak için mason localarından çokcç yararlandı. İzmir, Ankara, Konya, Kayseri ve Samsun'da localar açıldı. Bunların dışında o yıllarda ülke sınırları içinde olan Beyrut, Şam, Halep, Kahire, Rodos ve Kıbrıs'ta da Masonlar kolları sıvadı, localarını birbiri ardına açtı. 

İzmir'le masonluğun sarmaş dolaş olması Tanzimattan öncesine uzanır. Devlet arşivlerine göre, İzmir'de ilk loca, İtalyan Obediansı'na bağlı, 17 Mayıs 1789'da, yani Fransız Devriminin en kanlı döneminde kurulan Viktuar (Zafer) locasıydı. Viktuar locası İtalya'nın Cenova Büyük Maşrık-ı Azamlığına (büyük mahfil) bağlıydı. Derken 1850'de Avrupa'daki masonlar arasında anlaşmazlıklar çıktı, Osmanlı ülkesindeki bütün mason locaları, Marsilya Büyük Maşrıkına bağlandı. 

İzmir'de altı loca ve Büyük Mahfil: Kırım Savaşı sırasında İngiltere'de, masonların gözetimi altında, Türkiye Mahfil-i Kebiri kurulur. Kırım Savaşı 1857'de sona erer ve aradan 11 ay geçtiğinde İzmir’de, mason localarının sayısı altıyı bulmuş ve bu localarda Türkçe, İngilizce, Fransızca, Rumca Ermenice ve İspanyol Musevi Dili konuşulmaktadır. İzmir'in Levanten ve Rum kültürü masonlar için pek uygundur zira... 

Bu dönemde sürdürülen masonik faaliyetlerle ilgili en geniş kapsamlı bilgiyi tam on bir yıl ülkemizde kalan Charles Mismer veriyor. "Osmanlı Ülkelerinde ve İslam Alemindeki Yıllarım"  adlı eserinde Mismer, 1867 yılında, Sultan Abdülaziz'e, Fransa İmparatoru Üçüncü Napolyon'un, Osmanlı ülkelerinde masonların faaliyetlerini bir bir anlattığını yazar. Niye Fransa İmparatoru? Çünkü o dönemde Osmanlı masonluğu, İtalyan ve İngiliz Maşrıklarına daha yakındır. Fransa, Katoliklerin koruyucusu kimliğiyle Doğu'da (Şark'ta) siyasi nüfus kavgasına girişir. İmparatorun uyarısından hemen sonra, Abdülaziz Han, Dışişleri Bakanı Keçecizade Fuad Paşa'ya masonluğun anlamını ve amacını sorar, bunun "gizli ve kökü dışarıda bir kuruluş" olduğunu anlayarak izlenmesini, ardından da kapatılmasını emreder. Ve Osmanlı'da masonluğa karşı ilk devlet eylemi böylece başlar. İzmir'deki Büyük Mahfil ise bu tarihten sonra yer altına iner...

(Yarın: İzmir'de Rum "Meles" Locası)