CHP Genel Başkanı Özgür Özel, adında yazdığı gibi gerçekten Özgür mü sizce?
Sırtındaki küfede "Şaibeli Kurultay" davasının yükü, İmamoğlu'nun gölgesi varken bu mümkün mü?

Ya da ABD elçisi karşısında iki büklüm "I am okay" diye konuşan, İstanbullunun verisini casuslara kaptıran, yolsuzluk, suç örgütü soruşturması gibi suçlamalara karşı İmamoğlu'nu savunmaya çalışırken İngiltere'ye "terk edilmiş hissediyoruz" diye yalvarır gibi konuşan bir lider olur mu?
Bu yüzden Özgür de değil, bugüne kadar izlediği "Gel git"li siyaset anlayışı sebebiyle Özel de değil aslında...
CHP liderinin Özel olabilmesi için öncelikle Kılıçdaroğlu'nun hançerlenmemesi gerçekten siyasal bir çarpışmayla o koltuğa oturması gerekiyordu...
Üstünde İmamoğlu gölgesiyle koltuğa oturduğu gün aslında Özel değil, kullanışlı birisi olarak seçildiğini bilmesi gerekiyordu. Zaten bu yüzden de İmamoğlu o gün bugündür kendisini kullanmaya çalışıyor.
Her ne kadar demir parmaklıkların ardında bu anlamda gücü zayıflamış olsa da İmamoğlu'nun gölgesinin her daim Özel'in üstünde olduğunu herkes görüyor... Üstüne CHP liderinin bugüne kadar ortaya koyduğu bir "Özel" yetenek de yok...
Ortaya attığı iddialar, yaptığı açıklamalar da komik oluyor...
Kamera bantlamaya çorba dökülmesin açıklaması ya da Manavgat'taki baklava kutusundaki avroları savunmak için ortaya attığı kumpas iddiası gibi...
Zira gerçeklerin gün yüzüne çıkmak gibi bir özelliği var. Mavi Vatan'a "Mavi Masal" diyeni sineye çekersen,
Esad bavulunu toplamış kaçarken, gidin konuşun bu sorunu çözün diye akıl verirsen olmuyor işte...
Bir şarkı vardı.
"Olmuyor canım olmuyor
Ne yapsan olmuyor" diye...
Özel'in bugüne kadar ortaya koyduğu performans kendi koltuğunu tahkim etme çabasından öteye gitmiyor. Oysa yaşadığımız coğrafyanın öyle zorlu sınamaları, kumpasları, denklemleri var ki; basit ayak oyunları, siyasi manevralarla üstünden gelmek mümkün değil... Bu yüzden bugünlerde ideolojik körlükle, Erdoğan düşmanlığıyla gözü kamaşan değil de vicdan terazisi doğru tartan CHP'liler bile "İyi ki Erdoğan'ın vizyonu, iradesi, siyasi istikrarı var" diyor...

MUHALİF GAZETECİ ÇARESİZLİĞİ
Şimdi bizim mahalle için zaten yaftayı yapıştırmışlar.
"Yandaş gazeteci" diyorlar.
Ne söylesek itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar.
Oysa kişi kendinden bilir işi misali biz sadece işimizi yapıyoruz.
Vicdan terazisinde tartıp, biçiyor;
İçimize sinmeyen tek kelam etmiyoruz.
Zira yastığa başımızı vicdanımız rahat koyuyoruz.
Ayrıca açık söylemek gerekirse yıllar içinde de hor görülmeye, linç edilmeye alıştık. Bizim için milletin ne söylediği önemli zira.
Ancak CHP yandaşı, "Muhalif" gazeteciler öyle mi?
CHP'nin hoparlörü gibi olmaları isteniyor.
Barış Terkoğlu, Nevşin Mengü, İsmail Saymaz'da azıcık eksenden sapma eğilimi olsa öyle bir ayar veriliyor ki, söylediklerine, sorduklarına, konuştuklarına pişman ediliyorlar. Hemen bir karşı mahalleden ne aldın yaftalaması, dönek iması, yoldan çıktı bunlar taşlaması...
Özetle CHP medyasında çalışmak gerçekten zor.
Zira her şartta tam bir biat talebi var. Azıcık yahu ben böyle düşünmüyorum çizgisine doğru yürüseniz başınızı ağrıtıyorlar.
Cüneyt Özdemir, "Erdoğan tarihin doğru yerinde duruyor" deyince ya da "14 ülkeye füze yağıyor. Biz huzurla uyuyoruz. Azıcık da kıymet bilmek lazım" gibi cümle kurunca başına belayı sarıveriyor...
Kıyamet en son CHP Genel Başkanı Özel'in Adalet Bakanı Akın Gürlek'le ilgili iddiaları sormasıyla koptu. Zira tüm gazetecilerin sorgulamadan iddiaları doğru kabul etmesi istendi.
Üstüne bir de CHP'li Gazeteci Yılmaz Özdil, konuya "Ortalama zekası olan, bu iddiaları ciddiye almaz" deyince Sözcü TV'deki konumu tartışılıyor. "Ne zaman bunu kovacaksınız?" diye kampanyalar başlatılıyor.
İsteniyor ki CHP'li gazeteciysen her şartta her şeyi savunacaksın, itibar cellatlığı yapacaksın, körü körüne itaat edip, CHP'nin hoparlörü olacaksın...
İşte meselenin bamteli de tam burası... Böyle yapınca ikna gücün olmuyor. Tıpkı CHP Genel Başkanı Özel'in içine düştüğü girdap gibi CHP medyası da bir girdabın içinde debeleniyor. Bu yüzden CHP zihniyetinin de CHP medyasının da yenilenmeye ihtiyacı var. Zira aslında CHP, medyasıyla birlikte itibar kaybediyor, erozyona uğruyor... Bu kafayla milletin gönlünde yer edinmesi zor görünüyor.

SİLİVRİ ALGI SAVAŞLARI
Sosyal medyaya, CHP medyasına bakarsanız "İmamoğlu Suç Örgütü" Davası başlamadan bitti. Zira yargılamayla ilgili öyle bir algı oluşturma çabası var ki, hani takip etmeseniz siz de hepsine inanabilirsiniz.
Başlık başlık gidelim...
"SANIKLAR İDDİALARI ÇÜRÜTÜYOR" mu acaba? Zira hakimin esasa ilişkin sorularına karşı kimisi kızının mağduriyetini anlatıyor, kimisi rüşvet yazışmalarını biz aramızda şakalaştık diye örtmeye çalışıyor.
Örneğin Sanık Murat Kapki, itirafını çekti diye, CHP medyası bu dosya çöktü diyor: Oysa Kapki zaten üç kez etkin pişmanlıktan yararlanmak için ifade vermiş, ancak savcı inandırıcı bulmamış... Tahliyesini istememiş...
"DURUŞMA SALONUNDA YALNIZLIK" senfonisi var mesela 11. duruşmaya geldiğimizde artık İmamoğlu yalnızlığı konuşulur, görülür hale geldi. İl il otobüsle mitinglere teşkilatı taşıyanların CHP'lileri Silivri'ye götüremediği bahanesi ne kadar gerçekçi siz takdir edin.
"KIŞKIRTMA ÇABALARI" da ayrı bir mesele...
İlk günden bu yana esasa girmeden, kenarından dolaşarak geçenler usule ilişkin itirazlarını sürdürdü. Yasak olduğu halde video kaydı çekildi. Servis edildi. Sayıları iki elin parmaklarını geçmeyen ve bazılarının ismi zaten soruşturmada geçen CHP'li milletvekillerinin kışkırtmalarını konuştuk hep.
Sahte basın kartıyla duruşmaya giren kişi ise tüm bu süreçlerin tuzu biberi oldu. Özetle şimdiye kadar savunmadan çok, siyasi şovlar gördük. Ama en başından bu yana söylediğimiz bir gerçek var. Yargı heyeti algılara değil, olgulara yani dosyadaki bilgi, belge ve delillere bakıyor...
CHP'lilerin yürüdüğü bu yol da onları kurtarmaya yetmeyecek gibi görünüyor...

ÇOK PERVASIZLAR GERÇEKTEN
Şimdi İmamoğlu Suç Örgütü Davası herkesin gözünün önünde cereyan ediyor. 19 CHP'li Belediye Başkanı cezaevinde, Manavgat'ta baklava kutusundan çıkan avrolar gündem olmuş. Ama yine de çok pervasız olmaya devam ediyorlar. Marmaris Belediyesi'nde 13 şüpheli gözaltına alınıyor. Gece yarısı rüşvet tahsilatı yapan belediye görevlisine, 4 bin dolar alırken suçüstü yapılıyor... Uşak'ta karmaşık ilişkiler ağı ayyuka çıkmış. İddiaya göre CHP'li Başkan Özkan Yalım, genç sevgililerine belediyede kadro açmış. Makam katına kadar taşımış. Yolsuzluk, rüşvet, usulsüzlük iddiaları almış başını gitmiş.
CHP Genel Başkanı Özel çıkıyor, "Saldırı altındayız. Şimdi de Uşak Belediye Başkanımızı aldılar" diye haykırır gibi konuşuyor. İnsan sormadan edemiyor. "Tüm gözler bizim üstümüzde aman biraz daha dikkat edelim" dahi demeden CHP'li yöneticiler bu kadar pervasız bir şekilde yol yürümeye nasıl devam edebiliyorlar? Özel de anlamadan dinlemeden, dosyaya dahi bakmadan nasıl oluyor da hemen sahip çıkabiliyor? Ne diyelim takdir milletin elbette...