13 Nisan 2021 Salı / 1 Ramazan 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Medaim YANIK
myanik@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Piyasadaki eş aldatması istatistikleri bilimsel cahillik örneği

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Eşlerin ne kadarının sadık olduğu ne kadarının aldattığının rakamları konusunda tartışmalar var. “Erkek milleti aldatır”, “bütün erkekler aldatır”, “eşlerde sadakat aramak nafile”, “artık kadınlar da erkekler kadar aldatıyor” benzeri kalıp yargılar doğru değil. Erkeklerin bir kısmı eşlerini aldatıyor. Kadınların ise daha az bir kısmı eşlerini aldatıyor. Erkeklerin büyük kısmı, kadınların ise daha büyük kısmı eşlerini aldatmıyor.

Amerikan istatistiklerine göre erkeklerin üçte biri, kadınların dörtte biri evliyken eşlerini aldatıyor. Bazı istatistiklerin rakamları biraz daha yüksek bazılarının ise daha düşük. Örneğin Amerika’da, 1994 yılında tüm ülkeyi temsil edilecek şekilde yapılan, “Ulusal Sağlık ve Sosyal Yaşam Araştırması’na göre, kadınların yüzde 90’ı, erkeklerin yüzde 75’i evlilikleri boyunca eşlerine sadık.

CİSED üzerinden yayılan istatistikler yanıltıcı

CİSED kaynaklı, Türkiye’de evli erkeklerin yüzde 60’ı, kadınların yüzde 40’ı aldatıyor şeklinde kamuoyuna yayılan bilgi, tipik bir “bilimsel cahillik” örneği. Çünkü, bu rakam internet sitesine konulan anketlerden çıkarılmış. Üstelik CİSED başkanı kendi yayımladığı videoda “yüz yüze yaptığımız anketler de var. Onlar daha düşük” diyor.

Halbuki, toplumsal örneklem alınmadan, internet sitesinden yapılan bir anketin toplumsal yaygınlığı göstermediğini araştırma işleriyle uğraşan herkesin bildiği bir meseledir. Bu durum, seçim sonuçlarını bir partinin internet sitesindeki anketin sonuçlarına göre tahmin etmeye benzer. Aldatma ile ilgili sorun yaşayan kişiler, bu konuda yayınlar yapan bir internet sitesine gidip, oradaki anketi doldurması beklenen bir durumdur. Bu sebeple de internet sitesinde toplumun genelini yansıtmayan özel bir topluluk birikir. Buradan çıkarılacak sonuçlar da genellenemez. 

Aslında, Türkiye için eş aldatma oranlarını güvenilir bir şekilde gösteren bir araştırma yok. Dikkate alınacak tek bilgi, TÜİK’in boşanma gerekçelerinin yüzde 16,8’inin aldatmaya bağlı olduğu bilgisi. Bu bilgi de bize aldatmanın toplumsal düzeyde yaygınlığını göstermez. 

Aldatma ile ilgili rastgele rakamların muhtemel sebepleri

Bir işle uğraşanlar, belirli bir durumla sık karşılaşanlar, o meseleyi genelleme eğiliminde olurlar. Örneğin hırsızlık ile ilgili bir masada çalışan polisler, tüm toplumu hırsız veya potansiyel hırsız gibi hissetmeye başlayabilirler. Boşanma işleriyle uğraşan bir avukat, herkesin boşanma eşiğinde olduğu hissine kapılabilir. Benzer şekilde, aldatılan eşlerin öyküsünü dinleyen terapistler, tüm eşlerin aldattığı gibi bir yanılgıya düşebilirler. Halbuki, tüm bu örnekler toplumsal kesimlerin sadece bir kısmını gösterir. Bu açıklama modeli CİSED üzerinden yayınlanan yanıltıcı istatistiklerin en masum izahı.

İkinci izah şekli ise, pazarlama faaliyetleri ile gerçekliği birbirine karıştırmak. Meseleyi gündemde tutmak için şaşırtıcı sözler söylemek, rakamlar vermek, gerçekten de meselenin gündemde olmasına yardımcı oluyor.  Yalnız, gerçekliği karıştırmanın maliyeti oldukça yüksek. Herhangi bir toplumsal sorunu görmemezlikten gelmek ne kadar büyük sorun ise, o meseleyi olduğundan büyük göstermek de bir o kadar sorun. Gerçekliği olduğu gibi ortaya koymak lazım. Ne az ne fazla.

Toplumsal sonuçları açısından bu kadar önemli bir konuyu bu kadar rastgele ifade etmek anlaşılır bir durum değil. Aldatan erkekler bu yanlış bilgiyi, kendi yaptıklarını meşrulaştırmak için kullanıyorlar. Asıl anlamakta zorluk çektiğim şey ise, Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök’ün yaptığı şey. Kendisi de akademisyen kökenli olan Ertuğrul Özkök’ün, basit bir internet anketi üzerinden genelleyici büyük laflar etme ihtiyacı nereden kaynaklanıyor?