Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Rusya neyi murat ediyor?

15 Şubat 2020 Cumartesi

Rusya ne yapmak istiyor” sorusu, galiba bugünlerin en önemli sorularından birisidir. Gerçi çevrede; olup bitenlere kimin nasıl baktığını, nasıl bir murat beklentisinde olduğunu, topyekûn anlamamız lazım.

Rusya yeniden tarih sahnesinde taraf olmak istiyor. Kendi içindeki çelişkilere baktığınızda ise, nasıl bir zor dönemden geçtiğini görebiliyorsunuz. Sadece tek renkli bir Rusya’nın karşımızda olmadığını defalarca yazmışımdır. Ermeni ve İsrail lobisinin etki ve ilgi alanlarına da bakmamız lazım. Ayrıca “Rusya Müslümanlarının ortak noktası var mı, yok mu” onu da hesaba katmak lazımdır.

Çeçenlerin, Rusya içindeki etkisi göz ardı edilmemeli. Lakin Tatar toplumu, Rusya’nın esas Müslüman Türk altyapısıdır. Ve Rusya’da etnik olarak karışık aileler faktörü, Türkler ile Slavların ortak aile yapısı, karşımıza farklı Rusya modelini çıkarttığını da dikkate almak şarttır.

Rusya’nın başarabildiği en önemli püf nokta şudur. Farklı etnik kimliklerin önemli temsilcilerini, Rusya Devleti koduna uyarlayabildi. Edebiyatına, tarihine, bilim ve ilim dallarına baktığınızda, yüzlerce Türk, Yahudi, Ermeni, Gürcü, Çeçen kökenli insanların, nasıl Rusya frekanslı bakış açısına sahip olduğunu ve bu bakış açısı ile Rusya’ya aidiyet duygusunu görebiliyoruz.

Rus olarak bilinen isimlerin çoğunluğu, Tatar’la karışık olduğunu da bir tarafa yazmak lazım. Şuna değinmek istiyorum. Rusya’nın bu yapısı, yeniden çöküş arzularının önünü kesen ciddi faktördür. Ayrıca böyle bir yapı, Rusya’yı daha da güçlü kılmaktadır.

Devlet yapısında, tek renkli devlet anlayışının olmadığı açıktır. Hatırlatmak isterim! Ordu içinde, Rus gemisinin Amerikalılar tarafından batırıldığı haberleri yayıldığında, Deniz Kuvvetleri Komutanının Putin’e karşı geldiğini ve ciddi eleştiri notları ile istifa ettiğinde bile, ordu mensupları arasındaki söylentiler tahminen bu idi. “Putin Amerikalılarla para karşılığı anlaştı...

Bush dönemindeki Rusya-ABD ilişkilerine baktığımızda, Putin’in Amerikalılarla anlaşma isteğinin, nasıl doruk noktaya vardığını görebiliyoruz!

Rusya içindeki Yahudi grubunun nasıl bir Rusya hayal ettiklerini, devrimler Çarlık dönemindeki ayaklanmaların içeriğine baktığımızda da görebiliyoruz.

Putin iktidara geldiğinde, ilk işi Yahudi oligarkların elinden paralarını almak oldu. Lakin daha sonra yine Yahudi kökenli başka zenginlerin devreye girdiğini görebiliyoruz. Lakin şimdikilerin öncekilerden farkı şuydu, onlar iktidar olma ve Putin’i yönetme isteğinde idi. Şimdikilerle Putin eksenli siyasi zemin oluşturuldu. Dolayısı ile Putin’e karşı tehdit oluşturmayan ve onu iktidarda başarılı yapabilen her zemin, Putin’le yola devam edebilecek anlayışı hâkimdir.

Rusya’da devlet yapısı çok katmanlıdır ve “Putin tek kelimesi ile her şeyi yönlendiriyor mu” sorusuna, “hayır” diye rahat cevap vermemiz mümkündür. Teknokrat bürokrat yapı, ciddi etki oluşturmakta. Zengin oligark yapı, Rusya’nın şekline etki etmekte. Moskova otellerinin her biri, çeşitli ülke ve çıkarların lobilerini oluşturma merkezleri olduğunu da bir tarafa not edelim. Yahudi kökenli zengin ve etkililerin Rusya politikaları üzerindeki yeri ve rolünü hiç küçümsemezsek iyi ederiz.

Rusya’da; etnik Rus ve milliyetçi takımın da, nasıl bir yere ve söze sahip olduklarını dikkate almak zorundayız. Türkiye açısından, bu yapı ile iş yapmayı başarırsak, faydalı sonuçlara kapı açacak nitelik taşımakta. Rusya Devleti katmanlı olmasına rağmen, kendi çıkarları konusunda karar vermiş bir yapı! Batı’nın bir parçası olmak istiyor. Zaten oraya talip! Lakin Asya’nın da kalbine yerleşmenin, onu güçlü kılacağının farkındadır. Ayrıca içindeki Müslüman nüfus sebebiyle de, İslam coğrafyasında İsrail’in de yardımı ile şimdi yeni siyaset ağı oluşturmakta. İran’a fazla güvenmiyor, lakin İran’la iş tutmaya devam edecektir. Çünkü açılan kriz alanlarını, genişlemek için fırsat görmekte. “İdlib’de yaptıklarına benzer adımlarını zaman zaman göreceğiz” diye yazmıştım. Hatta ABD-Türkiye arasındaki ilişkilerin rengine ve seyrine göre de, hareket planlamaları ile siyaset yaptığı açıktır.

Lakin ipleri koparan taraf olmayacak! Tam tersi son hadde gelen ilişkileri, tekrar o sınırdan çekip düzeltmeye gayret edecek. Türkiye’nin elindeki kozunu zayıflatmak istiyor. Suriye’de ileriye baktığımızda, oluşturulacak ortamda eli zayıf Türkiye ile masaya oturmak istiyor. Tıpkı Amerika gibi! Rusya ne kadar güçlü gözükürse gözüksün, sahada Türkiye’nin fiili ağırlığı kimsede olmayacak kadar derindir. Askerin, istendiğinde bir kaç saat içinde sınıra gelebilmesi başlı başına avantajdır. Bu durum; Amerika içinde, Rusya içinde geçerli bir durum değildir!

Ayrıca Türkiye, bedel ödemeye hazır olduğunu göstere göstere bu gücü sahiplenebildi. Rusya’nın böyle bir durumu söz konusu değil. Zaten bu sebepten Türkiye’yi sadece kendisine bağlama çabasındadır. Türkiye’nin siyaset anlayışı çok önemlidir ve dozunu doğru ayarlamayı başardı. İdlib’de iplerin kopacağını beklemek, gerçekçi bir okuma değil. Ne Rusya, ne Türkiye ipleri koparmayacak! Tekrar masaya gelme ve anlaşma, her iki taraf açısından da önemlidir. Başkan Erdoğan’ın grup toplantısındaki konuşma sırasında Rusya’yı da hedef alan cümlelerin kullanıldığı ve 10 dakikada Moskova Kremlin’den cevap gelmesi, bu cevabın irtibatı sürdürme moduna dayanması şunu göstermekte. Kimse Türkiye ile ipleri koparacak riski kendisi için geçerli görmüyor. Ama sınırları zorlama modu devam edecek. Sabırla bu zorlamalar aşılırsa, bir raundu daha başarılı bitirmiş olacağız. İşimiz çok ve zordur. Lakin büyük devlet olmanın gereği de budur. Bedel ödemeyi göze alanların, masanın kurgusunu belirleme hakkını kimse değiştiremez!