11 Temmuz 2020 Cumartesi / 20 Zilkade 1441
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Rusya-Türkiye diplomasisi ve bundan sonra ne olur?

02 Mart 2020 Pazartesi

İçinde bulunduğumuz duygusal ve fiili durum, Rusya’ya yönelik kinin pekişmesine yol açtı. Çünkü şehit verdik! Çünkü koordinasyona rağmen kontrol merkezlerimize saldırı düzenlendi. Evet, Rusya "ben yapmadım" dedi. Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar ise "Rusya bilgilendirilmesine rağmen ordumuza saldırıldı" demesi de, Rusya tarafının argümanını çürüttü.

Putin - Erdoğan ilişkilerinin, iki devlet arasındaki ilişkileri pekiştirdiği de açıktır. İdlib'de Türk askerine saldırı sonrası günlerce susan Putin, neyin hesabını yapmaktaydı acaba? Bu kadar pekişen ilişki nasıl şekillenecek? Ne cevap verecek acaba bu sorulara? Mevcut olaylar olmadan hesaba katmıştır muhtemelen. Bekledi! Türkiye’nin kararlı duruşunu gördü, geri dönüş yapmayacağımızı anladı ve sonra Erdoğan'la görüşme talebinde bulundu.

Putin ve Rusya'nın bu kadar tavır değiştirmesinin sebebi ne oldu? Erdoğan'la ilişkilerin bozulmaması için bürokratlarına defalarca talimat veren de aynı Putin idi. Ne değişti?

Türkiye’nin dikkati önce Fırat'ın doğusuna idi. Rusya bu konuda Türkiye ile ortak duruş sergilemenin, kendi çıkarları için de uygun olduğunu öngördü.

Şimdiki noktada Rusya ile çıkarlarımızın çatıştığı yerdeyiz. Peki, bu çatışan noktaların paydaşlığa dönüşme ihtimali ne kadardır? "Bundan sonrası nasıl şekillenir" esas sorudur?

Rusya-Türkiye ilişkileri, ağır olaylarla dolu bir kaç gün yaşamış olmamıza rağmen, çok renkli siyaset, çok taraflı strateji konseptine göre devam etmelidir. Çünkü bu devletlerarası ilişkiler için bu esastır.

Yani Rusya ile konjonktürel olarak da "düşman olmanın anlam taşımadığı" düşüncesini devam ettirmekteyim.

Ankara-Moskova arasında uzun yıllara dayalı siyasi alışveriş yapmadığımız için de, siyaset anlayışlarının farkı ve yerine göre değişkenliği konusunda fikir sahibi değildik!

"Rus'tan dost olmaz" tanımı, belki böyle ağır günlerden geçtiğimiz için geçerli cümle olabilir! Lakin devletlerarası ilişkiler; "dostlukları" değil, "çıkarları" içerdiği için, bu cümlenin siyasi literatüre geçmesi söz konusu değildir. Biz Rusya ile konuşmalı, oturmalı ve anlaşma yollarını bulmalıyız. Nedeni çok basit, çok renkli ve alternatifli siyaset, Türkiye için önem arz ediyor. Aynen ABD ile olduğu gibi! Bu kadar müttefiklik hukukuna rağmen, Türkiye’yi tehdit eden terör örgütlerini silahlandırması, sınırlarımızda terör devleti oluşumunu pekiştirme çabası olmasına rağmen, Türkiye - ABD ilişkileri devam ediyor ve etmelidir.

Rusya içinde çok katmanlı devlet anlayışı olmasa bile, farklı güçlerin hakim olduğu iktidar çevresi söz konusudur. Bu durumda "Putin'in nasıl ve neden kırılma noktasına iteklendiğini", Rusya açısından da masaya yatırmamız şarttır. Rusya ile savaşmak değil, ortak paydada anlaşmanın yollarını bulmak, iki ülke için de geçerli tutumdur. Rusya-Türkiye ilişkilerinin bozulması için, "uçak vurulması" olayı, "Büyükelçi Karlov'un öldürülmesi" süreci ile pekiştirilmekte olduğunu unutmazsak iyi olur. İşte şimdi hatayı Moskova ve Putin yaptı! Şimdi "nasıl düzeltmeye gayret edilecek", doğrusu merak ediyorum. Bildiğim tek şey şudur. Elimizin güçlü olması için çok renkli ve alternatifli stratejiler üretmek faydamızadır. Dolayısı ile Rusya-Türkiye ilişkilerinin geleceğinde, özellikle İdlib konusunda nasıl yol takip edileceği önemlidir.

Geldiğimiz noktada, Rusya üzerine ciddi çalışmalar yapılmalı. Analiz araştırma merkezlerinin devreye girmesi gereklidir. Rusya'da nasıl bir yapı var? Putin tek başına her konuya hakim mi? İdlib konusunda farklı tutumun devreye girmesi, acaba "nasıl bir Rusya ile karşı karşıyayız" sorusunu masaya getirmekte! Ankara'nın doğal olarak bu çelişkinin üzerinden "acaba Putin’e sahadan doğru bilgiler gitmiyor mu" sorusunu sormaya başlaması manidardır.

"Rusya ile her konuda anlaşacağız" diye bir şey de düşünmek, fazlasıyla iyi niyetlilik olurdu! Rusya’nın bölgeden beklentileri ile Türkiye’nin nihai hedefi arasındaki kesişme noktaları ve ters düşen tarafları masaya yatırmamız lazım. Ortak paydanın ne olacağını da masadan kaldırmamak lazım.

Yani kısacası Rusya da; ABD, İngiltere, İran, Almanya ve Fransa gibi çıkarlara göre yorumlanmalıdır.

Rusya ile ilişkilerin doğal olarak tadı ve rengi değişti. Lakin Türkiye-Rusya arasındaki diplomasi yine devam edecek. Şu ana kadar ki yatırımlar, karşılıklı ekonomik projeler devam edecek. En kötü dönemlerde bile diplomatik kanalların açık tutulması, büyük devletlerin vazgeçilmezidir. Rusya-Türkiye ilişkilerini, beyaz ve siyah arasında değerlendirmek doğru değildir. Bu tüm ilişkiler için geçerlidir. Denge kurmak, dengenin içinde denge oluşturabilmek için Türkiye’nin; ABD'yle de Rusya'yla da, İngiltere'yle de, Almanya ve Fransa'yla da ilişkilerini, siyasi hedeflere, çıkarlara ve konjonktüre göre şekillenmesi doğaldır. Büyük devletler, olaylara en az 100 yıllık perspektif ile bakmakta. Türkiye aynısını yapıyor. Zor dönem, ağrısı ve acısı bol dönem. Şehitlerimizin kanı ile yoğrulan bu vatan için, mevcut keşmekeşli dönemden yüzü ak çıkmak zorundayız. Evet, çetin dönemdir ama başaracağız inşallah...