23 Ekim 2020 Cuma / 6 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Rusya’da yeniden Putin dönemi

26 Mart 2018 Pazartesi

Savaş ve çatışmadan çekinilmeyen bir döneme girildiği, seçildikten bir kaç saat sonra verilen açıklamalardan anlaşıldı. 

Uzun zamandır, Amerika’nın sıcak çatışma istediğini kanıtlayan verileri yazmaktayım. Bunu özellikle, Rusya ile alakalı konulara odaklandığımızda net görebiliyoruz. 

Kırmızı çizgiden bahsetti Kremlin sözcüsü Peskov. Dahası var! Amerika’nın "Doğu Guta’daki katliamlara son vermezse Esad’ı vuracağız" beyanına, derhal Rusya Genel Kurmay Başkanı Gerasimov’un "eğer Esat vurulursa, vuran ne varsa vuracağız” açıklaması, Rusların her ortamda savaşmaktan çekinmediklerine işaret eden detaydır. 

Amerika açıktan savaşacak mı? Üsluba, yönteme ve söyleme baktığımızda, kendi yerine birilerini savaştırarak, şimdilik durumu kontrol altına almaktadır. 

Rusya'da; ekonomik kriz ve bundan sonra artırılacak ekonomik yaptırımların esas sebebi de, Putin'i yöntemlerinden geri adım attırmak içindir. Peki geri adım atar mı Putin? 

Rusların; genel ve milli genetik yapılarına baktığımızda, baskıya karşı geri adım yerine aksi reaksiyonla cevap verme üslupları olduğunu görmekteyiz. Bunu, tarihindeki savaşların mahiyetine baktığımızda ve yöntemlerini analiz ettiğimizde, teyit etmek mümkündür. 

Putin; kendi toplumunda ciddi karşılık gören, tüm olumsuz ekonomik şartlara rağmen halen desteklenen bir isimdir. Seçimlerde kendinden sonra ikinci kazanan Grudinin'e ve üçüncü sırada kazanan Sopçak'a, başka fraksiyon ve siyasi söylemleri desteklemelerine rağmen, yeni yönetimde yer almalarını Grudinin'e Tarım Bakanlığı, Sopçak'a ise bölgelerinden birine vali olarak atanmasını teklif etmesiyle de, toplumun tüm katmanlarına hitap etmek isteğinin göstergesi olarak yorumlanmaktadır. Rusya Suriye'de esasında artık ABD ile çatıştığını ifade etmekte. Ve görünen o ki; Putin, ister Münbiç isterse daha ilerideki Türkiye'nin adımlarına kesinlikle karşı çıkmayacaktır. Çünkü maksadı, ABD'nin dizaynını bozmaktır. Türkiye ile ilişkilere, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a duyulan şahsi sempatinin de bu tutumuna etkisi olduğunun altını çizmekte yarar vardır. Putin; Türkiye'nin, Suriye'deki çıkarlarını ve orada PKK-YPG devletçiği kurma çabasına alttan bile destek vermeyecektir. PKK ve uzantılarının Moskova'ya çok yanaştığı ve geçmişte yer bulmalarına rağmen, şimdi Ruslardan yüz bulmadığını teyit eden önemli gelişmelerin de olduğu, Rusya'da yönetime yakın kulislerde konuşulan konulardır. Türkiye konusunda; Putin'in özel talimatı olduğu, Türkiye aleyhinde gelişen ve istenilen duruma "Türkiye'ye destek" moduna geçeceklerini ve bunu siyaseten karara bağladıkları, artık Rusya Devleti'nin çeşitli kademelerinde açıktan konuşuluyor. Neden mi? Rusya; kendine yönelik baskı ve ilerideki çatışma ortamında, "Türkiye" gibi ilkelerine sadık devlete, "Erdoğan" gibi sözünün sahibi liderine, düşman konumunda değil, "dost" olarak ihtiyaç duyacağını, şimdiden görmektedir...