04 Mart 2021 Perşembe / 20 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Ahmet Taşgetiren
atasgetiren@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Şafak vakti polisler

24 Temmuz 2014 Perşembe

Şafak vakti polisler gelecek, ellerinde savcılıktan aldıkları “Gözaltı” yazısıyla mesela, Hanefi Avcı’yı gözaltına alacaklar. 

Şafak vakti polisler gelecek, ellerinde savcılıktan aldıkları “Gözaltı” yazısıyla MİT Müsteşarını gözaltına alacaklar.

Şafak vakti polisler gelecek, ellerinde savcılıktan aldıkları “Gözaltı” yazısıyla, Bilal Erdoğan’ı derdest edecekler.

Ve bir şafak vakti polisler gelecek, ellerinde savcılıktan aldıkları “Gözaltı” yazısıyla, dünün namlı polis müdürlerini kelepçeleyip, gözaltına alacaklar.

Her şey tıpkısının aynısı, ama tepkiler farklı.

Dün, 17 ve 25 Aralık sonrası Mümtazer Türköne “Yargıya saygı”yı yazacaktı, “Bazı kelleler düşecekti”, Başbakan Erdoğan’ın kellesi dahil.

Dün, tüm Camia medyası, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarındaki şafakta polis baskınlarını, gözaltıları, MİT Müsteşarı’nın “Şüpheli” sıfatıyla ifadeye çağrılmasını, Savcı - Yargıç network’ünü alkışlayacaktı. Başbakan 17 - 25 Aralık yargısına boyun eğmediği için “Yargıya saygısızlık” yapmış, diktatörlüğünü tescillemiş olacak ve tabii oralardan, zımnen suçluluğuna hükmedilecekti.

Alın işte yeni bir yargı süreci ve onunla bağlantılı yeni bir polis operasyonu!

Niye “Zalim ve zulüm edebiyatı”na soyunuyorsunuz?

İsterseniz zaman tüneline girin ve şu an ellerine kelepçe takılan insanların, başkalarının eline kelepçe taktığı günleri yadedin. 17-25 Aralık operasyonlarının savcıları savcı idi de, bugün bu operasyona karar verenler bostan korkuluğu mu?

Hayır, olan bitene asla sevinmiyorum.

Ergenekon - Balyoz günlerinde, Türkiye’de bir darbe ve cuntalaşma gerçeği bulunduğuna adım gibi emin olmama rağmen, “Delil değerlendirmesi” yapmadım, kimse için peşin suçlu ya da masum hükmü vermedim, yapabileceğim şey, “Yargı süreci”ni bekleme tavrı idi, yargı sürecinin de, dereye su gelinceye kadar kurbağanın gözü pürtler niteliğinde bir süreç olduğunu bilmeme ve bu sürecin uzun tutukluluklar sebebiyle insanlar için fiili cezaya dönüşeceğinden emin olmama rağmen...

17-25 Aralık günlerinde “Bu kadar kutsamayın yargıyı, diye yazdım Camia’ya hitaben, bu memlekette İstiklal Mahkemeleri vahşeti yaşandı, Yassıada Mahkemeleri cinayeti yaşandı” diye yazdım.

MİT Müsteşarına yönelik operasyonda Zaman gazetesinin birinci sayfa yorumu “Savcılar hep haklı çıktı” başlığını taşıyordu.

Ergenekon ve Balyoz davalarında sanki ana taraf Camia idi. Polis operasyonları ve davalar, mahkumiyetler, birinci elden Camia’yı ilgilendiriyor gibi, Camia medyası neredeyse “Ergenekon -Balyoz davaları medyası” hüviyetine bürünmüştü. O zaman da özel ortamlarda “Bu davalara bu kadar sahipleniyor gözükmek, davaları Camia’nın özel davasına dönüştürüyor” diye uyardım. Sanki savcılar, polisler, hakimler Camia ile iç içe çalışan unsurlardı.

Şimdi bakıyorum, Yargıda büyük bir alan mücadelesi veriliyor ve gözaltına alınan emniyetçilere -ki bunlar 17 - 25 Aralık operasyonlarında etkin rol almışlar- birebir sahipleniyorlar. Belli ki bu herhangi bir insanın gadre uğramışlığına yönelik tepki değil, bu bir sahiplenme, “Bizden”lik çıkışı bu.

O zaman diğer insanların aklına, “Bu kadar emniyetçi nasıl oluyor da Camia’nın birebir sahiplendiği insanlar oluyor?” sorusu gelmez mi? İstihbaratın beyni, kaçakçılıkla mücadelenin beyni her nasılsa Camia’nın sahiplendiği insanlardan oluşuvermiş.

Yargıtay’ın önemli bir bölümü her nasılsa Camia’nın ilgilendiği hakimlerden oluşuvermiş!

Bunun adı Emniyet’te ve Yargıda örgütlenme değilse nedir?

Sevgili arkadaşlar, dışarıya çıkın ve bir bakın verdiğiniz görüntüye...

Emniyet’te ve Yargı’da bir Camia’nın bu kadar derin örgütlenmiş olması normal midir?

Emniyet’te ve Yargı’daki bu örgütlenme işbaşında iken neleri yapmaya kadirdi diye sorulmaz mı?

“Suç üretilmesi”nden haklı olarak şikayetçisiniz. Ama zaten bu ekibe yöneltilen suç da başkaları için suç üretilmesi değil mi? Hanefi Avcı için suç üretilmesi olayı, Camia nezdinde bir kere olsun önemsendi mi?

Tayyip Erdoğan için suç üretilmesi diye bir meseleniz oldu mu?  

İş yargı sürecine girdi. Bu işin geriye kalan kısmını Mümtazer Türköne’ye, Ali Bulaç’a, Ali Ünal’a sormak lazım.

Bana sorarsanız, ben ne polis operasyonları ile ne yargı süreci ile hiç kimseye haksızlık edilmesini onaylamıyorum. Dün ve bugün.