30 Ekim 2020 Cuma / 13 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Murat Çiçek
mcicek@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Siz ne diyorsunuz?

20 Kasım 2015 Cuma

Erdoğan diyor ki “Ben başkanlık konusunu gündeme getiriyorum, getireceğim de. Milletimiz tartışsın, akademisyenler tartışsın. Çekinmeye gerek yok. Bu benim şahsi meselem değil, milletimin meselesi. Ne diyorsa millet biz de “Baş göz üstüne” deriz. 

Bundan daha açık, bundan daha net nasıl söylenebilir.

Sizin diktatör dediğiniz, kutuplaştırıyor dediğiniz, kamplaştırıyor dediğiniz, %50’nin Cumhurbaşkanı dediğiniz adam “gelin oturalım konuşalım bu millete faydası olacak bir işi birlikte düşünelim bir noktaya getirelim ama ne sizin ne de bizim dediğimiz olsun. Ortak karara vardığımız sistemi bir de millete soralım. Millet başkanlık sistemi olsun derse olsun olmasın derse olmasın. Millet ne derse onu yapalım” diyor.

Peki siz ne diyorsunuz?

Sayın Bahçeli “Mr. No” sıfatından kurtulmak için işte size fırsat.

MHP’nin kurucusu, efsanevi lideri Alparslan Türkeş’in savunduğu Başkanlık sistemi hakkında ne diyeceksiniz? “Bu sistem yanlış, bu ülkeye uymaz” diyebilirsiniz. Ama bunun neden yanlış olduğunu, neden Türkiye’ye uymadığını “köktenci hayır” argümanına sarılmadan anlatın bize.

Siz ne diyorsunuz Sayın Kılıçdaroğlu?

Partinizin kurucusu bu ülkeyi fiili başkan olarak yönetti. Halefi de selefinden geri durmadı. Ama o başkanlar sizin hassas olduğunuz “anayasal çerçevenin” hayli dışında yönettiler ülkeyi. Başkanlık sistemini istememenizin sebebi diktatörlük korkusu ise bu korkuyu giderecek ne gibi öneriniz var? Tek adamlık müessesesi oluşmasın diyorsanız, nasıl bir çözüm sunuyorsunuz? Ne düşündüğünüzü sağlam argümanlarla ortaya koyun ki, CHP’nin empoze edilmemiş gerçek fikirleri de olduğunu bilelim.

Siz ne düşünüyorsunuz Sayın Demirtaş?

Hendeğe takılan aklınızı başınıza aldınız mı? “Seni başkan yaptırmayacağız” takıntınızdan 1 Kasım’da vazgeçtiğinizi anladık. Sizin adınıza olumlu bir gelişme. Belki de bu konuda akl-ı selim bir iki cümle eder, başkanlık ile ilgili elle tutulur bir cümle söylersiniz.

Ve Ak Parti.

Sayın Davutoğlu peki siz ne düşünüyorsunuz? Manifestonuzda Yeni Anayasa istediğinizi ve Başkanlık Sistemini savunduğunuzu biliyoruz. Manifestodaki tüm maddeleri yerine getireceğim diyorsunuz. El hak yaparsınız da. Yeni anayasayı yaparken, başkanlık sistemi de bu anayasanın içinde olacak mı? Yoksa yeni anayasayı yapıp sonrasında başkanlığı bunun içine mi ekleyeceksiniz? Partinizin yetkili organları Başkanlık sistemi ile ilgili çalışmalara başladı mı? Başladıysa nasıl bir program planladınız? Hangi adımları atacaksınız? Bu konuda en büyük görev size düşüyor. Sistemin kilometre taşlarını siz döşeyeceksiniz ki bu konuda fikir söylemek isteyenler bu yolda yürüyebilsin, varsa aksak yönlerini tartışıp, beyin fırtınası yapabilsinler.

Bu meselenin tek muhatabı siyasi partiler değil elbette.

Mesela TÜSİAD.

Hemen her konuda açıklama yapan, geçmişte Türkiye’nin iyiliği için gerektiğinde muhtıra niteliğinde beyanatlar verebilen iş dünyasının temsilcisi olan kuruluş ne diyor? Bu zamana kadar karnınızdan konuştunuz. Kendi fikrinizi tüm iş dünyasının fikri gibi lanse ettiniz. Artık bilimsel davranmanın vakti gelmedi mi? Mesela bu konu ile ilgili bir çalıştay düzenleyip “Başkanlık Sisteminin faydaları/zararları” başlıklı bir rapor düzenleyemez misiniz? Neden yapmıyorsunuz?

TÜSAİD derken, MÜSİAD’ı, TÜMSİAD’ı, STK’ları da kastediyorum. Siz neyi bekliyorsunuz? Biri illa size çalışın mı demeli?

Hep eleştirilen Üniversiteler.

Ülkenin sisteminin değişmesinin tartışıldığı aylar boyunca neden hep sessiz kaldınız. Konu ile ilgili fakülteleriniz ve bu fakültelerde görevli akademisyenleriniz var. Sizi bizi hepimizi ilgilendiren yeni sistem ile ilgili neden bir konferans düzenlemez, neden neredeyse tek bir cümle sarf etmezsiniz?

Hem bizim hem de ülkenin geleceğini etkileyecek, belki bizi bir üst sınıfa taşıyacak, belki de taşımayacak bir sisteme ne dediğimizi ne düşündüğümüzü, hamasete sarılmadan, bilimsel ve akılcı bir ortamda tartışıp fikirlerimizi söylemenin zamanı geldi de geçiyor bile.

Herkes katılırsa, düşmanca değil iyi niyetle yaklaşırsa, ortaya çıkan ürün hepimizin başarısı olur. Katılmazsanız söz söyleme hakkınız da olmaz. Mızmızlanmayın sonra.