02 Mart 2021 Salı / 18 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Soros, Macron ve Fransa'nın hukuka aykırı eylemi

28 Kasım 2020 Cumartesi

Fransa’nın 30 yıl içinde Azerbaycan’ın işgaline sesi hiç çıkmadı. Hatta bu sessizliğine rağmen AGİT'in Minsk Grubu Eş Başkanı oldu. Ermeni lobisinin gücünün ve Batı'nın ya ekonomik yada Haçlı zihniyeti ile olaya baktığına kanıt bir durumdan söz ediyorum!

Anlaşılan Fransa için de statükonun devamı gerekliydi. Çünkü plan, dolaylı olarak "işgali kabul edilir" duruma getirmek idi.

Evet, geldiğimiz nokta, farklı siyasi tarih sunmakta.

Soros'un buradaki etkisini anlamak lazım.

Macron'u iktidara taşıyan eylemler silsilesine bakıldığında, Soros'un nasıl bir yeni küresel tablo arzu ettiğini anlamamız zor değil.

Bu durumda Paşinyan’ın sokak hareketi sonucu iktidara taşınması ile Karabağ olayları arasında bir bağ kurmamız lazım.

Soros; 90'ların başındaki durumla, yeni durumun senaryosunu aynılaştırma niyeti taşıdı. Toprakların işgali üzerinden yeni durum oluşturmak!

Paşinyan'ın görevi buydu galiba!

Macron Fransa'sının, hukuku çiğneyecek kadar senatodan aykırı kararla karşımıza çıkması, Soros ve küresel grubun bu çıkmazdan, hukukun ihlaline rağmen çıkma isteğini bize izah etmekte.

Macron'la Soros bağını göz önünde bulundurursak; Soros'un, Paşinyan üzerinden yapmak istediğine, Fransa'dan gelen desteği yorumlamak zor değil.

Beklenti şuydu. Soros ekibi, Azerbaycan'da da renkli devrim peşindeydi. Türkiye'ye karşı gelen seslerden oluşan bir yeni durum söz konusu olacaktı anlaşılan tüm konjonktür bu olasılığa göre dizayn edildi.

Türkiye üzerine oyunlara bakalım. Çıkan seslere bakalım. Esasında hiç farkı yok biliyor musunuz? Rusya’daki Sorosçuların beyanlarıyla, demokrasi talebinde olan Türkiye'deki siyasilerin beyanları arasında hiç ama hiç fark yok!

İşte Karabağ meselesi üzerinden yeni savaş ortamı, Rusya ve Türkiye için planlanmıştı. Yeni durum, Rusya ve Türkiye'yi karşı karşıya getirecekti. Rusya, bu plan üzerine Ermenistan’ın savaş ortamı kurgulama hevesine sessizliğiyle, adeta savaşın gerçekleşmesini tetikledi. İşte "Rusya olayın neresinde" dediğimiz sorunun cevabını, şimdi net görebiliyoruz! Savaşın çıkarılması isteğinden, Rusya’nın haberi vardı. Sessizce hüsranı bekledi. Rusya’nın sessizliği Paşinyan’ı cesaretlendirdi. Günün sonunda Rusya’nın Ermenistan'a sahip çıkacağı da, Paşinyan’ın hesabi idi. Türkiye’nin devreye girmesi ile Paşinyan'ın, "Soros planı" suya düşecekti. Fransa'nın siyasi desteğinin bu kadar açık olmasının arkasında da, Macron ve onu iktidara taşıyan güç vardır. Aynı güç hüsranı kabullenmediği için, hukuku çiğneyecek tavırla Fransa'yı halen satrançta oynatmakta. Çünkü bu savaş rüzgârı üzerinden, Soros'un planları gerçekleştirilecekti. Lakin mevcut durum, sadece Ermenistan'ı değil, tüm Soros planını çökertmekte.

Anlaşılan, 15 Temmuz'da Azerbaycan’dan çıkan "Türkiye karşıtı" seslerin, Türkiye’nin seçilmiş iktidarı yani demokrasi yerine, ordu içindeki cuntayı destekleyenler ile Soros arasındaki bağın siyasi kökünü de iyice anlamamız lazım. Tabloya geniş perspektiften bakıldığında, Soros ve küresel grubun Karabağ üzerinden Rusya ve Türkiye'ye yönelik oyunu, bu rauntta mevki kaybetti. Çatışma bitti doğru, ama bu menfaatler üzerine inşa edilmiş savaşın bittiği anlamı taşımıyor. Bu süreçte siyasi destek merkezi olarak Fransa’nın tercih edilmesi ise, bir taraftan Fransa’nın "küçük adam" kompleksinin kabartılması içinse, diğer taraftan da Fransa’nın Akdeniz hüsranı üzerine yaşadığı depresyonla alakalıdır. Ayrıca Macron'un "cahil siyasetçi" portresiyle, tüm bu çadır devleti aklını kullanacak uygun kadrodur. Tabii anlaşılan Avrupa üzerine oyunun da rengi belirlenmekte. Artan İslam düşmanlığı ile Avrupa, yeni faşizan zeminle karşı karşıya. Peki, Avrupa'da bu sefer Fransa merkezli faşizan ruhun pekişmesi, kime lazım? Acaba Avrupa, Fransa üzerinden yeni dünya savaş ortamı için laboratuvar olarak mı seçildi? Fransa'dan Kafkasya'ya uzanan yeni kriz dalgasının tetikleyicisi Fransa ve siyaset cahili Macron, daha ne kadar ileriye gidebilecek?

Fransız devrimi ile dünyanın siyasi rengi değiştirildi. Peki, bu sefer hedef nedir?