Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır İsrail sorununu bölgedeki sorunların kök nedeni olarak anar. Bunu sadece iç kamuoyuna konuşurken değil BM kürsüsünde, uluslararası toplantılarda, liderler zirvelerinde, uluslararası yayın organlarında böylece dile getirdiği arşivlerde, hafızalarda kayıtlıdır.
İsrail'in ümmetin parçalı yapısından faydalandığını, kendi ajandasını ancak Müslüman ülke halklarını birbirine karşı konumlandırıp kışkırtarak ve nihayet savaştırarak hayata geçirebileceğini en iyi bilen ülke Türkiye. Bu nedenle Siyonizm'in yöntemlerine ve araçlarına karşı da dikkatli ve tedbirli.
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde yürütülen tüm politikalar bir yönüyle kadim devlet aklıyla, bir yönüyle güncel gelişmeler ve sahadaki rasyonel duruma dair değerlendirmelerle bu izlek üzerine şekilleniyor.
RASYONEL OKUMA, FAYDALI MESAJLAR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta AK Parti İl Başkanlarına yaptığı tarihi konuşmada bu perspektif mükemmel şekilde vardı. Çok boyutlu sorunun niteliğine ve çözümün olası aşamalarına dair kritik mesajlar verdi Cumhurbaşkanı.
Her şeyin başında, öncelikle İsrail'i işaret etti Erdoğan: "Bölgemiz son asrın en sancılı günlerini yaşıyor. Gözünü nefret bürümüş soykırım şebekesi dini argümanlar arkasına sığınarak coğrafyamızı felakete sürüklüyor".
Ve yakılmak istenen fitne ateşine karşı "şeytan kaçırtacak" formülü de izah etti Erdoğan:
"Kardeş halklar arasında husumeti büyütecek Siyonizmin bölgemizi hedef alan böl-parçala-yönet planlarına destek verecek eylemi ve tartışmayı reddediyoruz".
"ADIMIZ AYŞE VEYA ZEYNEP, ÖMER VEYA ALİ OLSA DA BİZ BİRİZ"
"Katliam şebekesinin gözünde, adımızın Ali olmasının, Mürteza olmasının, Ömer olmasının; Aişe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var?".
"Şundan herkes emin olsun, biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız. Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları, kötü günde yalnız bırakmayız".
"Kardeş halklar arasında husumeti büyütecek Siyonizmin bölgemizi hedef alan böl-parçala-yönet planlarına destek verecek eylemi ve tartışmayı reddediyoruz".
İSRAİL'İN TUZAKLARINI TÜRKİYE BOZUYOR
Bu bakış açısı tarihi, hukuki ve ahlaki açıdan hem doğru hem rasyonel. Bu açıdan bayrak gibi göndere çekilmeli. Bölge ülkeleri ve diğer Müslüman ülkeler açısından da etrafında toplanılmaya değer bulunduğu için arabulucu olarak, kolaylaştırıcı olarak, politik rehber olarak Ankara merkez alınıyor.
Türkiye'yi yöneten lider ve onun kurduğu tecrübeli ekip İsrail'in oyunlarını görüyor, tuzaklarını bozuyor ve karşı planlar politikalar geliştirerek sahayı da masayı da değiştiriyor çünkü. Bunu herkes böylece görüyor.
Tam da bu nedenle İsrail'in canı çok sıkılıyor.
HAKAN FİDAN: BARIŞI İSRAİL ENGELLİYOR
Yüzyıldır Filistin'de, en az üç yıldır Gazze'de devam eden soykırım ve işgal saldırılarından başlayarak devam eden yayılmacı saldırganlığın, bölgedeki ateş hattının, İran merkezli ateş topunun asıl sebebinin, başlangıç noktasının İsrail olduğunu unutmuyor ve unutturmuyor çünkü Türkiye.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, MİT Başkanlığı da yapan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ve yakın çalışma arkadaşlarının açıktan ABD, İsrail tarafından yahut vaktiyle FETÖ gibi ajan örgütlerince veya adını anmaya değmez bazı siyasiler/partiler tarafından hedefe konulmasının temelinde de bu var.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan daha geçen gün A Haber'de barışın önündeki en büyük engelin İsrail olduğunu açıkça, adlı adınca bir kez daha söyledi. ABD ve İran'ın müzakere niyetinin olduğunu ancak İsrail'in ABD siyaseti üzerindeki etkisini kullanarak süreci zorlaştırdığını ifade etti. Fidan'ın değerlendirmeleri pek çok açıdan hem dikkate değer hem de takip edilmesi gereken başlıklar taşıyordu.
BURHANETTİN DURAN: BİLDİĞİMİZ DÜNYANIN SONUNDAYIZ
Bölgenin yangın yerine döndüğü, savaşın kontrolden çıktığı ve yayılma riski taşıdığı bir düzlemde İletişim Başkanlığı da çok önemli bir çalışmaya imza attı geçen hafta. İki gün süren, katılımın yüksek olduğu STRATCOM Zirvesinde uluslararası güvenlikten stratejik iletişime, diplomasi ve küresel iş birliğinden uluslararası sınamalara ve gündemlere kadar birçok kritik konu ele alındı.
Daha önce ülkenin en verimli düşünce kuruluşlarından SETA'nın başkanlığını yapan, Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevinde bulunan İletişim Başkanı Burhaneddin Duran'ın mevcut durumu değerlendirdiği konuşmada "bildiğimiz dünyanın sonuna geldik" tespitini not etmekte fayda var. "Türkiye olarak 'dezenformasyon çağı' olarak nitelendirilen bu dönemde hakikatin korunmasını bir tercih değil, açık bir sorumluluk ve görev olarak benimsedik" diyen İletişim Başkanı Duran'ın konuşmasını bulup okumanızı tavsiye ederim.
İBRAHİM KALIN: NİYETLERİ KARDEŞ SAVAŞI ÇIKARMAK
STRATCOM Zirvesi'nde MİT Başkanı İbrahim Kalın da önemli bir konuşma yaptı. Görevi gereği az konuşan ve değerlendirmeleri kamuoyuna yansımayan İbrahim Kalın'ın çizdiği perspektif dünyanın ve bölgenin ihtiyaç duyduğu bir derinliğe ve gerçekliğe sahip.
Bu değerlendirmeden önemsediğim kısa bir bölümü alıyorum buraya:
"Bu büyük savaşla birlikte bölgemizde büyük bir fitne ateşinin yakıldığını ifade etmeliyim. Bu savaşın hesaplanan sonuçlarından biri; sadece İran'ın nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılması değil, fakat bundan çok daha tehlikeli olarak bölgenin kurucu asli unsurları olan Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında on yıllarca devam edecek bir kardeş savaşına, bir kan davasına zemin hazırlayacak adımların atılmasıdır. Bunlara karşı Türkiye olarak sonuna kadar teyakkuz halinde mücadele edeceğimizi ifade etmek isterim. Biz dostun ve düşmanın kim olduğunu bilerek hareket ediyoruz. Türkiye olarak istikametten ayrılmayacağız".