Bilinen İsrail hamiliğinin ötesinde uzun zamandır İsrail'in kuyruğunda sürüklenen ABD'nin devreye girmesiyle savaşın ölçeği büyük ölçüde değişti.
Tahran'ın cevaben ateşi bölgeye yayması ve elindeki en güçlü asimetrik koz olan Hürmüz'ü ABD'nin nefesini kesmek için kullanması ve gizli silahlarıyla İsrail'in vurulmazlık algısını delik deşik etmesi...
Ama öte yandan Washington'un hesabının İran sahasına uymaması, Trump'ın Mossad'dan gelen ("biz saldırınca muhalifler rejimi düşürecek") raporlara kanması, Tel Aviv'in yönlendirmelerine kolayca ikna olması (ya da Mossad bağlantılı Epstein dosyası nedeniyle şantaja boyun eğmesi) gibi nedenlerle fil züccaciye dükkanına girdi. O noktadan sonra işler ABD için de sarpa sardı.
KARA HAREKATI MI, ATEŞKES Mİ?
Peş peşe yapılan açıklamalar nedeniyle hiçbir gelişme geliştiği noktada durmuyor malum.
Son "son dakika" haberlerine göre –en azından Trump'ın iddiası bu- ABD ve İran görüşüyor. Bir süredir ABD medyası bunun haberini veriyordu zaten. Ama gerçekliği olan bir konu mu yoksa karşı taraf üzerinde oluşturmak istenen baskı aracı mı netleştirmek kolay olmuyordu.
Ama Trump doğruladı. Belli noktalarda olumlu beklenti oluştuğu için İran'ın enerji alt yapısına yönelik saldırıları 5 gün ertelediğini ilan etti ABD Başkanı.
Güçlü tezlerden biri Trump'ın kara harekatına hazırlık amacıyla zaman kazanmak istemesi. Ki 12 gün savaşlarında da, 28 Şubat'ta başlayan saldırılarda da müzakere masası varken saldırmıştı ABD-İsrail cephesi. Bir benzerini deniyor olabilir.
İSRAİL ATEŞKESE İKNA OLUR MU?
Diğer tez tam tersi. Buna göre Trump bu savaşın Afganistan, Irak hatta Vietnam gibi travmatik boyutlara ulaşacağı endişesiyle ve zaten kampanya sırasında ABD'yi böyle bir savaşa sokmayacağını vaat ettiği için mevcut durumdan çok rahatsız. Pentagon, CENTCOM ve Beyaz Saray arasındaki açıklar açıklamalara zaman zaman yansıyor. İyi planlanmamış bir savaşa girdiği anlaşılıyor ABD'nin. "Karizmayı çizdirmesi" ise an meselesi.
Acil çıkış yolu arıyor o yüzden Trump. Her gün İran'ı en yüksek perdeden tehdit de etse içine düştüğü çaresizliği herkes görüyor. Ama tabii, Trump'ın gücü İsrail'i ikna etmeden savaştan çıkmaya yetecek mi göreceğiz.
İRAN TRUMP'IN SİNİR UÇLARINA OYNUYOR
İran, ABD ile görüşüldüğü iddialarını reddediyor. Masa kurulacaksa şartlarının değişmediğini söylüyor -ki o şartlar ABD-İsrail için yenilgi şartları sayılır.
Öte yandan İran'ın İsrail'e yönelik isabetli füze atışları, şu ana kadar varlığı ve menzili bilinmeyen yeni füzelerle düşmanını beklemediği yerlerde vurma kabiliyeti sergilemesi, Ben Gurion havalimanını vurması, Hint Okyanusunda Diego Garcia askeri üssüne ulaşması yahut aldığı darbelere rağmen omurgasını dik tutabilmesi Tel Aviv'de ve Washington'da soğuk duş etkisi yaratıyor.
Hele İran içinden yapılan kimi açıklamalar Trump'ı acayip huzursuz ediyor olmalı. En son İran Ordu Sözcüsü Ekrem Niya yaptı benzer bir açıklama. Küçük boyutlu Arash2 dronlarıyla İsrail'in hava savunma sistemini kolayca aştıklarını, zaten bu dronların çok ucuza mal edildiğini ve bolca olduğunu söyledi Niya. Bu, savaşa günlük en az 1 milyar dolar harcayan ABD Başkanı'nın en hassas olduğu yerden rahatsız edilmesi demek.
HIÇKIRIK GİBİ: "HÜRMÜZ BOĞAZINI KULLANANLAR KORUSUN"
ABD Başkanı en büyük hayal kırıklığını Hürmüz Boğazı'nda yaşadı malum. Hem İran'a boyun eğdiremedi, hem hesaplar tutmadı, hem müttefikler yardıma koşmadı, hem de kendi başına bu işin içinden çıkamadı.
Dün itibariyle Hürmüz'deki durum üzerine konuşurken "Hürmüz Boğazını ABD kullanmıyor zaten" dedi Trump. "Burayı onu kullanan diğer uluslar korumalı" derken kendisini hiçbir noktada ilgilendirmeyen bir savaşa nasıl olup da girdiğini çaresizce sorguluyordu belli ki.
Devamında sarf ettiği "İran tehdidi ortadan kalktığında bu onlar için kolay bir operasyon olacaktır" cümlesi ise içine düştüğü durumun lüzumsuzluğunu iyiden iyiye yansıtıyor.
TRUMP'IN DİĞER ÇARESİZLİĞİ: MUHATAPSIZLIĞI
Hürmüz'den çıkamayan, rejimi değiştiremeyen, Ali Hamaney'i ve üst düzey yetkilileri öldürmesine rağmen genç Hamaney'in seçilmesini engelleyemeyen Trump için bir diğer dramatik durum ise muhatapsız kalmasında.
Gerçi o bununla övünüyor ama gözlerine bakıp, adını anıp zaferini ilan edebileceği bir lider bulamaması karşısında, Trump'ı sersemletiyor olmalı. Boşluğa bakarak savurduğu tehditlerin yankısı yine kendi kulağını tırmalıyor sanki.
Zaten teokratik ve resmi bürokratik yönetim üzerinden iki ayaklı bir sistemi olan İran'da asıl muhatap kimdir sorunsalı hep olsa da şimdi bir de ölenler kalanlar, yeniden seçilenler ama gizli tutulanlar derken silik ama kalabalık bir silüetler korosuna karşı nereye doğru konuşacağını şaşırıyor olmalı, muhatabına odaklanarak ezmeyi seven ABD Başkanı.
Pezeşkiyan Cumhurbaşkanı ama sözü ne kadar geçiyor dış politikaya, belirsiz. Dışişleri Bakanı Arakçi bir süredir sessizliğe gömüldü sanki.
Devrim Muhafızları zaten mozaik sisteme geçmiş, idare tam olarak kimde belli değil.
Yeni dini lider Mücteba Hamaney de malum, bir var bir yok.
Bütün bunlara bakınca, insanın acıyası geliyor Donald Trump'a!