03 Mart 2021 Çarşamba / 19 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Fadime ÖZKAN
fozkan@stargazete.com
Yazarın Sayfası

TÜRGEV büyüdüğü için paralel yapının hedefi oldu

28 Temmuz 2014 Pazartesi

17-25 Aralık sürecinde ortaya atılan iddialarda bir vakfın adı özellikle geçti, geçirildi. O vakıf özellikle kız öğrencilere hizmet derdiyle yola çıkmış olan TÜRGEV’di. İstanbul merkezli vakfın Başbakan Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminde kurulması ve yönetim kurulunda Başbakan’ın iki çocuğu Bilal Erdoğan ile Esra Albayrak’ın bulunması TÜRGEV’i hızla tartışmanın göbeğine çekti. İddiaları, gerçekleri ve TÜRGEV’i yönetim kurulu başkanı avukat Arzu Akalın ile konuştuk.

AKALIN: Türgev Türkiye’nin gelecek inşası için etkili çalışmalara başlayınca bundan rahatsız olanlar da algı operasyonu başlattı. Bağışçılarımızı ve bize duyulan güveni sarsmak istediler. Yılmadık, daha da büyüdük. 

-Türgev’in hikayesinden başlayalım mı? 

1996’da Sayın Başbakanımız İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken onun da teşvikleriyle İSEGEV adıyla kuruluyor TÜRGEV. 2012’de çalışmalarını sadece İstanbul’la sınırlı tutmak istemiyor ve adını değiştiriyor. Şu an 9’u İstanbul’da 12 kız öğrenci yurdumuz 2 bin beşyüze varan kapasitesimiz var. Ancak yurtlarımız gençlerin spor ve sanat yapma imkanlarının, konferans salonlarının da olduğu birer kompleks. Eğitim faaliyetlerimiz sadece kız öğrencilerle de sınırlı değil. İstanbul’da iki Palet Monsetessori okulumuz var ki bu alanda iddialıyız. Ayrıca İbn-i Haldun Üniversitesini kurmak istiyoruz.

Yurt yoksa kız öğrenci zorluk yaşıyor

-Türkiye’de eğitim alanında faaliyet gösteren çok sayıda vakıf dernek var zaten. Türgev nasıl bir boşluk nasıl bir ihtiyaç gördü de kız öğrenciler için yurt açmayı görev bildi?

Kız öğrencilerin eğitimde desteğe daha fazla ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz, böyle gözlemliyoruz. Kendi hayatımdan da biliyorum, bir kızın okumak için başka bir şehre gitmesi gerektiğinde ailenin hassasiyeti artıyor. Güven temelli kaygıları oluyor. Bu bazen kız öğrencinin eğitimini yarıda bırakmasına ya da kendi şehrinde ama istemediği bir okulda okumasına yol açabiliyor. 

-Bu tespit hedefinizi de büyüttü mü?

Türgev’in hedefleri arasında 81 ilde her üniversite şehrinde bir kız öğrenci yurdu açmak var.

-Başbakan Türgev’in iftarında 17 Aralık sürecinde Türgev’in adının özellikle lekelenmek istediğini söyledi ve nedeni de eğitimde rekabete gelememelerine bağladı. Söyler misiniz Türgev’in yolu cemaatle nerede çakıştı?

Kesişme noktası eğitim. Dershane tartışması olarak başlayan sürecin arkasında gençlerin nasıl eğitileceği var çünkü gençler bir ülkenin rotasını belirler. O gelecek inşasında Türgev’in de var olması, bu konuda çalışmalar yapıyor olması toplumun bazı kesimlerini rahatsız etti. Bu rahatsızlık Türgev operasyonlarının başlatılmasına neden olan husustur. Şöyle düşünüldü muhtemelen: Madem Türgev bu alanda çalışmalarını artırıyor yaygınlaşıyor, bir an önce küçültülmeli hatta Türgev itibarsızlaştırılmalı. Bir vakfı ayakta tutan bağışlardır, yurtlarda kalan öğrencilerdir, güvendir. O yüzden bu hasletleri sarsmak istediler.

İtibar ve güven sarsmaya çalıştılar

-Eğitim alanında faaliyet gösteren ve öğrenci kapasiteleri yüksek onlarca belki yüzlerce vakıf vardır. Niye onlardan biri değil de 2 bin beş yüz öğrencisi olan Türgev hedef?

Sayın Başbakanımızın Türgev’i desteklendiğini, çalışmalarını önemsediğini söylemesinin bir sonucu olarak görüyorum ben bunu. Ama temel neden, Türgev bir siyaset aracı haline getirilmek istenmekte toplumun bir kesimi ve yine bazı siyasi partiler tarafından. Bu yolla ısrarla ve inatla, Sayın Başbakan’ın yanlış ve hukuksuz işler yaptığı algısı oluşturulmak istenmekte ve Türgev’in temel gayesi olan gençler üzerindeki samimi çalışmaları baltalanmaya çalışılmaktadır.

Başbakan’ın çocukları herkes gibi

-Başbakan ‘Türgev üzerinden bana gelmek istiyorlar’ demişti. Çocuklarının Türgev’de yönetici olmasının sonucu olabilir mi?

Aslında bu da bütünün parçası. Başbakan’ın Türgev ve Türgev mantığıyla çalışan vakıfları destekliyor olması, Türgev adını anması, keza çocuklarının Türgev’in diğer çalışanları gibi inanarak çalışıyor olması bu sonuca sebebiyet verdi.

-Hükümet ile paralel yapı arasında yaşanan, sizin de bir şekilde ortasında kaldığınız bu siyasi mücadelede vakfın pozisyonu nedir?

Türgev kız öğrencilerin eğitimine vakfedilmiş bir vakıf. Ve bu, şu anki çalışanların ömürleriyle de sınırlı değil. Uzun soluklu. O yüzden Türgev tartışmaların ortasında kaldı diye “biz sadece eğitimle ilgilenir olayın başka yönlerine bakmayız” diye bir tutumuz yok. Yaşanan olaylarda vakfın merkeze konulmuş olması, vakıfta hukuksuz işlerin yapıldığı, bazı insanlara iltimas geçildiği şeklinde pompalanan algı bizi üzüyor ve tutum almaya zorluyor. Keşke böyle olmasaydı diyoruz ama bu maksatlı ve çalışmalarımızı engelleme amaçlı algı operasyonlarının gayretimizi ortadan kaldırması söz konusu olamaz, bilakis. Hukuki zeminde mücadelesini veriyor ve bu negatif duruma cevaben 4-5 ay gibi bir sürede yüzde yüz kapasite artırmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Vergi muafiyeti imtiyaz değil hak ediş

-2001’de vergiden muaf olmuş Türgev ve bu bir tür imtiyazdır diyenler var?

Bu bir imtiyaz değil. Yasada tanımlanmış koşulları yerine getiren ve belgelerini sunan her vakıf kamuya yararlı vakıf statüsüne kavuşabilir. Öte taraftan muafiyet ilelebet sürmez. Tanımlı koşulları kaybettiğinizde muafiyet de kalkar.

 -Bağış kabul kriteriniz var mı?

Web sayfamızda bağışla ilgili banka bilgilerimiz var. Bağışçılarımız bazen bizimle hiç kontak kurmadan doğrudan bazen buraya gelerek bağış yapabiliyorlar. Bağış kabulünü şarta bağlamıyoruz ama bağışlayan kişi şarta bağlamak isterse, ima ederse öyle bir şey elbette ki kabul edilmez.

-Başınıza hiç böyle bir olay geldi mi peki?

Hayır. Bağışçılarımıza haksızlık etmeyelim.

-Somut iddialara geçmek istiyorum: Türgev’i Başbakan Erdoğan mı yönetiyor?

Dört aylık yönetim kurulu başkanlığım süresince ben böyle bir şeye hiç şahit olmadım. Her hafta düzenli toplanan bir yönetim kurulumuz var. Vakıfla alakalı ne çalışma yapılacaksa kurulumuzda istişare ediliyor ve hayata geçiriliyor.

O ihale bedeli niye ödendi o zaman?

-Başbakan’ın çocuklarının iş adamlarına vakfa bağış yapmaları için baskı uyguladığı, karşılığında işlerini kolaylaştırmak için bürokratlara talimat verdikleri de iddia ediliyor?

Bir örnek vereyim. Bağışçılarımız arasında medyada adı çok geçenler var. Deniyor ki bağış yaptılar ihale aldılar. Özellikle de üçüncü havalimanı ihalesini. Merak ettim, ihalede prosedürlerini okudum. İhalelinin tamamen şeffaf olduğu, ihaleye dört şirketin katıldığı, kapalı zarftan açık artırmaya geçildiğinde diğerlerinin yavaş yavaş pazarlık güçleri düşünce geri çekildiklerini açıkladıkla ortada. İhaleyi kazanan şirketler de cumhuriyet tarihinde en yüklü ihale bedelini ödeyen şirketler. İddianın varsayımından gidersek o zaman bu insanların cumhuriyet tarihinin bu en büyük ihale bedelini ödememesi gerekirdi.

-Türgev Fatih History AVM’ye ortak mı?

Evet. Olayın seyri şöyle: İki ihale yapmış belediye fakat istediği rakamda alıcı bulmamış. Bunun üzerine SPK’dan akredite iki gayrimenkul değerlendirme şirketine değer tespiti yaptırmış. Rakam belirlenince de üçüncü ihaleye çıkmış. Biz bu ihaleye katıldık Ensar vakfıyla birlikte. Yüzde 25 bizim yüzde 25 diğer vakfın. İhaleye katılan öteki şirketin evrakları eksik olduğu için o usul noktasında devre dışı kalıyor. Bizse kapalı zarfta belediyenin istediğinden daha yüksek teklif veriyor ve Ensar’la birlikte yüzde ellisini alıyoruz. Bu seyirde hukuka aykırı hiçbir şey yok. Ama gazetelerde “Historya şu kadar rakama Türgev’e peşkeş çekildi” diye haber yapılıyor!

Sevda Tepesi’yle alakamız yok

-Türgev’e en yüklü bağışlardan birini Royal Protocol yapmış yani S.Arabistan Kralı. Bu bağış size Sevda Tepesi arazisinin imarının değiştirilmesi karşılığında mı yapıldı?

İddialara cevap vermek daha doğrusu bir şeyin yokluğunu ispat etmek o kadar zor ki. Şimdi. Böyle bir bağış yapıldı mı Türgev’e, evet . Ama imar planında değişiklik yapılması Türgev’in dahliyle, isteğiyle gerçekleşmiş bir şey mi, iddia sahiplerinin ortaya bir şey koyması lazım, koyamıyorlar çünkü yok böyle bir şey. Hukuka aykırı diyen mutlaka dava açmalı. Ama ben bu konuda herhangi bir dava olmadığını da biliyorum.

-Başbakan’ın çocukları vakıfta olmasalardı Türgev’in başına bu işler gelir miydi?

Keşke daha farklı cevap verebilseydim ama Sayın Başbakan’ın çocukları burada olmasaydı biz şu an bu hikâyeleri konuşmuyor olacaktık.

Niyetimiz gayretimiz altın nesil yetiştirmek için

-Türgev’e öğrenci kabul ederken kriteriniz var mı? İmam hatipli olması, dindar olması önceliğiniz midir mesela?

Bir takım önceliklerimiz var ama imam hatipli olmak, başörtü kullanıyor olmak gibi kriterlerimiz yok. Ama bazı öğrencilerin de eğitimleri sırasında desteklenmeye daha fazla ihtiyacı var. Maddi durumu sıkıntılı olan, annesi ya da babası olmayan, anne babası ayrı olan öğrencilerimiz önceliğimiz o yüzden. Bursları da ihtiyaç skalasına göre veriyoruz. Ama buradan eksik bir anlam çıkmasın. Öğrencilerimiz sadece yoksun çocuklar değil. Başarılı ve çok başarılı çocuklarımız da var, tam bir mozaik yapı diyebilirim.

-Nasıl bir “altın nesil” yetiştirmeyi hayal ediyorsunuz?

Öğrencilerimiz manevi değerlere bağlı, tarih bilincine, vizyon ve özgüvene, Türkiye kaygısına sevdasına sahip olsun istiyoruz.

Kamu kaybetmiyor her açıdan kazanıyor

-Mevlanakapı Kız Yurdu’nu Fatih Belediyesi’nin bilabedel yapıp vakfa 25 yıllığına tahsis ettiği söyleniyor. Böyle mi?

Belediye mevzuatında belediyelerin sağlık eğitim alanında çalışan kamuya yararlı dernek ve vergi muafiyeti olan vakıflara bu tür katkı yapabileceği, ortak hizmet projeleri yapabileceği tanımlanmış. Bunu bedelli de yapabilirler bedelsiz de. Dolayısıyla Fatih Belediyesi, mevzuatta tanımlanmış olan bir tasarruf yetkisini kullanmış, kendi mekanizmalarını çalıştırarak, belediye meclisinde oylayarak bir karar almış ve uygulamış. Bir belediyenin eğitim gibi bir konuda bir vakıfla işbirliği yapması kınanacak değil takdir edilecek bir konu. Ayrıca unutmamak lazım. Sözleşme bitince belediye arsayı üzerinde yurtla birlikte devralacak. Belediye mülklerinde artış olacak. Bunu eleştirmek yerine desteklemek lazım.

Her vakıf gibi Türgev’de yılda iki kez denetleniyor 

-Vakıf İSEGEV iken ve hiç taşınmazı yokken bir buçuk yıl gibi kısa bir sürede 104 taşınmaz mülke nasıl sahip olduğu da merak konusu. Nasıl oldu böyle?

104 taşınmazımız yok ki. Vakıflar akar mantığıyla çalışır, sürekli bir gelirinin olması gerekir ki vakıf amacına uygun faaliyetlerini sürdürebilsin. Taşınmazının da olması gerekiyor çünkü yurtlar inşa ediyoruz. Bağışlar da akar şeklinde ya da üzerine yurt inşa edilerek değerlendiriliyor. Şu da çok önemli. Sahip olduğumuz gayrimenkuller resmi denetimlerden geçiyor. Hem Maliye Bakanlığı’ndan hem de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden. Her yıl bütün vakıflar gibi biz de paramızın 3’te 2’lik kısmını amacımıza uygun şekilde sarf ettiğimizi belgelendirmek zorundayız. Dolayısıyla zaten öyle keyfi bir tasarruf da söz konusu değil.

RÖPORTAJIN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...