25 Şubat 2021 Perşembe / 13 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sibel ERASLAN
sibeleraslan@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Türgev’e dokunmak, Şule Yüksel ve kızlarına dokunmaktır

27 Aralık 2013 Cuma

Pakistan dönüşü Başbakanımıza eşlik eden gazeteci arkadaşlarımızdan öğrendik. Seçimlere dört ay kala, seçilmiş hükümete yönelik krize dönüştürülen son soruşturmalar çerçevesinde söz “Türgev”den geçiyormuş... Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı’nın bir gönüllüsü, neferi olarak, yurtlarımızdaki kız öğrencilerimizin bir annesi, öğretmeni, dert ortağı, yol arkadaşı olarak beynim yandı işittiklerimden...

Türgev’e dokunmak, okumaya dokunmaktır, okuyan kızlara dokunmaktır. Türgev, okuma gayretiyle yollara çıkmış kızlara yurttur, ocaktır, çatıdır, yuvadır... Türgev, Anne’dir. Ana kucağını sarsmaksa ayıptır, günahtır, haksızlıktır... Yapmayın bunu! Siz büyük işlerinize bakın...

Türgev’e karşı yürütülen bu hoyrat girişim karşısında hayretler içindeyim... 28 Şubat’tan daha feci bir karanlığa itiliyoruz adım adım... Oysa ben zannediyordum ki... “Bin yıl süreceği”yle tehdit edildiğimiz 28 Şubat günleri geride kalmıştır...

Oysa ben zannediyordum ki... Halkına “topyekun savaş” ilan edenlerin nefretli pençeleri bertaraf edilmiştir...

Oysa ben zannediyordum ki... “Öz yurdunda garip, öz yurdunda parya” edilmiş kızlarımızın, kadınlarımızın vicdanları yakan tarihi esareti son bulmuştur...

Oysa ben zannediyordum ki... “Diri diri toprağa gömülen kız çocuğunun hakkını soran” Rabbimizin sesine yeryüzünde de kulak verip işiten Mü’minler ve vicdan sahipleri vardır...

Demek bu debdebeli kavgaların altında, meğerse başlarını sokacak çatılarına göz dikilmiş kızlarımız varmış... Okumak adına evlerinden köylerinden çıkarak gurbete düşmüş, çoğu yoksul, bir kısmı kimsesiz, ama hepsi de yad ellerde başlarını sokacak bir çatıya kavuşmanın umuduyla parlayan kız gözleri varmış...

***

Karlı bir gece vakti Şule Yüksel Kız Öğrenci Yurdu’nda katıldığım konferans sonrasında; vefat etmiş annesine çok benzettiği için “bir kere sarılabilir miyim size müsaade ederseniz” diyerek titreyen küçük kız geldi aklıma... Doğum gününde arkadaşlarının hediye ettiği montu giyinceye kadar babaannesinin memleketteyken ördüğü ince yelekle dolaşan zayıf kız... Almanya’da işçi olan babasından gelmiş son mektubu koşa koşa elime getirip, “size de selamı var Anne Babamın hocam...” diyen kız... Geceleyin ateşi çıkan öğrencilerinin başında kendi evladıymışçasına sabahlara kadar nöbet tutan öğretmenler... “Talebeler kurabiye ve kek istiyorlar” dedikten sonra kollarını sıvayıp aşçılığa girişen matematik ve biyoloji eğitmenleri... Kanserle mücadele eden öğrencisini yurttan ayrıldıktan sonra da asla bırakmayan Fatma Hoca... Kızların “baba” dedikleri Müdür Salih Bey... İki saat boyunca Hz. Hatice’yi anlattığım konferanstan sonra, parmak kaldırarak “bizimle top oynar mısınız” diye soran muzip öğrencilerle anında basket sahasına çevirdiğimiz hol, ilkin ne kadar soğuktu da sonradan alev alev kızışmış bir halı sahaya dönüşmüştü... Gazze dönüşü çekim yaptığım videoları slaytlarla anlatırken her birisinin de sonun kadar açılmış gözleri... kız gözleri... O kızların inanç ve gayret yüklü gözlerinden kim bilir kaç gemi birden kalkıyordu Türkiye’den Filistin’e... Her birisi de sanki Mehmet Akif’in konuştuğu Süleymaniye Kürsülerinin önünde bekleşen kızları Türgev’in...

Tüm bunlar geçti gözlerimin önünden...

Yine karlı bir gece vakti... Tekerlekli sandalyesiyle Türgev yurtlarına gelen Şule Yüksel Şenler Hanımefendi... Yurdun girişine yaklaştığımızda öğrenci selini görünce ayağa kalkmak istedi Şule Hanım, oysa yürüyecek hali yoktu, nefesi tükenmiş, yüreği solgundu bunca zorluklarla aşıp geldiği çileli yollardan. Gözlerimin içine baktı, elimi sımsıkı tutarak; “kalkmam gerek, talebeleri oturarak karşılamak olmaz” dedi. Bir çınar gibiydi doğrulduğunda, ben dahil tüm öğrenci kızlar onun dallarında yeşermiştik...

Türgev, Şule Yüksel’in kızlarının çatısıdır... Allah’ın ilk emri olan “OKU”mayı şiar edinmiş memleket kızlarının yuvasıdır.

Türgev’e ve o tertemiz kızlara dokunmayın! İlla birisini almadan durmayacaksa öfkeniz... Gelin... Şule Yüksel’i alın, beni alın... Sizi ayakta karşılarız! Yeter ki kız çocuklarımızı diri diri toprağa gömmeyin...