26 Ekim 2020 Pazartesi / 9 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Türkiye olmak...

12 Mart 2018 Pazartesi

Türkiye'nin geçmişine, şu an ki durduğu yere baktığımızda, esasında çok büyük yükü omuzlarında taşıyabildiğini ve bu yükü misyon gibi kabullenen bakış açısının olduğunu görmemek mümkün değil. Tabii ki bunun derin anlamından ders alamayan bir takımın da mevcutluğunu, görmüyor değiliz!

Bu bakış açısı sadece bugüne has değil. Hep olmuştur! Şimdi de vardır. Küresel güçlerin; Türkiye'yi görmek istedikleri yerden fırlaması, 200 sene önceye kadar elinde olan etki ve ilgi alanlarına tekrar geri dönüş hedeflerini arzu etmeyenlerin de, bu "anlamadıklarını" zannettiklerimize destek nitelikte güç vermesi de, esasında işin asıl yüzünü bize göstermektedir.

Türkiye olmak zordur. Çünkü işin temelinde, insan ve adalet durur. Dünyanın bu kadar insan ve adaletten uzak, sadece para para paraya dayanan, daha fazla kazanmaya dayanan yürüyüşü varken, daha daha zordur Türkiye olmak. Lakin insan sevgisinden yoksun bir çağda Türkiye olmak, bir o kadar da şereftir anlayana!

Afrika... Zulmün ve yoksulluğun, insanın insanlıktan çıkarıldığı bir coğrafyada, Türkiye olmanın ne denli bir mesuliyet olduğunu, daha derin idrak ediyorsun.

İçeride; Türkiye'nin kendi tarihi, kendi kodları ile yeniden birleştiği, kendini yeniden tanımladığı bir dönemde, hem de eşzamanlı olarak, onu bekleyenlere "yanındayım" mesajı, başkalarının cebinde fazlasıyla parası ile yaptığı varlık göstergesinden, daha daha zengin ve anlamlı tablodur.

Türkiye'nin içerisinde, yeni ve yeniden yükselişinin, önünü kesme gayretlerini görmüyor değiliz! Lakin Türkiye'nin esasısını ve omugasını oluşturan zekanın, herşeye rağmen mefkurenin ve gidilecek yolun ne olduğunu iyi bilen ve bundan vazgeçmeyen kararı önemlidir.

Afrika... Türkiye'nin dünyadaki misyonunu ne kadar anlamlı kılan coğrafyadır. Orada herkes var. Gelen, altın ve diğer yeraltı zenginlikleri için gelmiş. Bir tek seni gördüklerinde ürkmediler. Çünkü geçmişinde, onları irrite ettiğin bir vaka yok. Onlar seni geçmişten iyi biliyor. Senden sonra gelenlerin zulmünü de! Şimdi seni görünce, sevindiğinin farkındadır. Lakin bu sevincin farkında olanlar, sadece sen değilsin. Oraları babasının çiftliği hesabedenler de, bu sevincin farkında ve buna müsade etmemek için her fırsatı değerlendirme peşinde!

Suriye'deki başarı, orada kurulacak nizam, seni daha fazla etki ve ilgi alanında adil ve hakim kılacak. Doğu Akdeniz'deki yeni enerji rezervlerinde, seni masa dışı bıraksınlar diye, seni PKK-YPG ile uğraştırmaktalar. Seninle dost gözükenler, ondan ötürüdür ki, teröristlerle ortaklık ilan ettiler. Ama sen sondaj geminle oradasın. Hem de Zeytin dalı ile terörü bitiriyorsun. Hem de Afrika'ya açılıyorsun. Hem de yeni ticaret yolarında yerini almanın yollarını arıyorsun. Bunu yaparken Afrika'da, Balkanlar'da, Rusya'da, Uzak Doğu'da, Kafkasya'da, Orta Doğu'da, Merkez Asya'da, Orta Asya'da, Güney Amerika'da kendinden bahsettiriyorsun. Aynen Moritanya'dave Mali'deki o masum insanlar gibi, senin adaletli olduğunu bildikleri için, bekleyenlerin vardır. Yeni dünya düzeninde senin yerin, bu sancağı taşıdığın için vardır. Suriye'deki rejimin zulmüne terkedilmiş kadınların sesi de, seninle birlikte gündem oluşturuyor. Afrika'daki yoksulluğun, adil olmadığını dile getiren de sensin. İşte sana yazılan kader, Türkiye olmaktır. Adalet ve insan odaklı misyonun adıdır, Türkiye. Kimse bana, "Türkiye'nin küçük veya orta ölçekli bir yer olduğunu" söyleyerek, nasıl büyük bir misyon üstlendiği gerçeğini gölgelemeye kalkmasın. Güç; sadece "nükleer silah veya dünyayı kapsayacak kadar para" demek değil. Adaletin bekçisi kim ise, güç odur. Tıpkı adaletten yoksun dünyada, adalet için Türkiye olmak gibi...