31 Ekim 2020 Cumartesi / 14 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Türkiye'nin istikrara verdiği destek Libya'da dengeyi değiştiriyor

06 Haziran 2020 Cumartesi

Kendimizi pek fazla önemsemiyoruz. Bazen başkalarının yaptıklarına o kadar anlam ve mana yüklüyoruz ki, o başkaları dediklerimizin bizi nasıl algıladıklarına, nasıl değerlendirdiklerine odaklanamıyoruz.

Ocak ayında neredeyse bizi saf dışı etme çabaları varken, bir kaç ay içinde dengeyi nasıl lehimizde şekillendirebildiğimizi, açıkçası anlamak ve anlatmak lazım.

Rusya'nın; Libya'da perde arkasından "Hafterci", perde önünde "dengeci" tutumunun, gözlerimizin önünde değişmesinin de tek sebebi Türkiye'dir.

Hafter'in "başarısız maşa" olarak devrede olmasını, halen ondan medet umanların bile, başka aktör arayışına gireceklerini de şimdiden görür gibiyim. Ama geldiğimiz nokta, "Türkiye merkezli aktörlerin modasının devrede olduğunu" anlatmakta.

Türkiye; Libyalıların kaderine, kendi kaderi paralelinde baktığı için karşılığını alabilmekte. Malum ya, şimdiye kadar herkes masada sadece kendisi için oturmakta. Türkiye masaya gelirken, kendinle beraber kader birliği yapan halkların kaderini de masaya yatırmakta.

Libya'da sadece Doğu Akdeniz değil, Akdeniz’in tamamında hakimiyet için anlaşmaya varabilmekteyiz. Libya ile anlaşabilmek, halkının çıkarlarını benimseyebilmek, Akdeniz coğrafyasında uzun vadeli istikrarı sağlamış olur. İstikrar, Türkiye’nin esas bayrağıdır. Hem kendisine yönelik planlamaları istikrar merkezlidir, hem de kader birliği yaptıklarının istikrarına can atmaktadır. Çünkü hayat, istikrarla beraber meydana çıkar. İstikrar; ekonomik, siyasi, kültürel kalkınmanın anahtarıdır. İstikrar; mutlu toplum ve kalkınma için tek yoldur. Görüyor musunuz, Türkiye’nin verdiği vaat "umuttur". Kimse ne Libya ne de coğrafyadaki diğer ülkelere ve halklara bu umudu vermedi, veremedi. Çünkü gelen sadece "ben" dedi!

Şimdi BAE, Mısır gibi başkalarının maşası ülkelerin, Libya'daki istikrarsızlık için çabalarının suya düşmesi ile Libya'nın başarısının yansıması, coğrafyanın tamamına yayılacaktır. Yani kısacası Türkiye’nin Libya'daki başarısı, desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümetinin Libya'nın tamamına sahip çıkabilmesi, sonuç itibari ile Libya'yı bu başarıya götüren akla, "Türkiye aklına" herkesi müracaat ettirecektir.

Rusya'dan, Hafter aleyhinde çıkan eleştiri ve analizlerin kökünde yatan şeyin de bu olduğunu, kimse göz ardı etmesin!

Başkan Erdoğan'ın nasıl "güvenilir" olduğunu, siyaseten nasıl "itibar edilecek" odak olduğunu anlayan coğrafya ülkeleri için, Türkiye’nin siyaseten ve ekonomik olarak da cazibe merkezine dönüşmesi, yakın zamanlarda Türkiye liderliğinde dünyada farklı güç merkezinin devreye gireceğinin göstergesi.

Hem ordu, istihbarat, emniyet gücü, hem ekonomi, finans, maliye alanında ürettiği akıl ve tabi ki siyaseten yeni fikirleri devreye sokabilecek vizyona sahip olabilen Türkiye’nin, önünün açık olduğunu kimse unutmasın!

Libya'daki başarı Akdeniz'deki varlığı, hem siyaseten hem ekonomik olarak doğru hamleler, Libya, Tunus, Cezayir, Somali gibi ülkelerin Türkiye çevresinde birleşme isteği ile pekişen süreç, Türkiye'yi merkez haline getireceği açıktır. Ayrıca ABD, Rusya, Fransa, İspanya gibi ülkelerin küresel salgınla baş etmekte zorlandığı dönemden Türkiye’nin bu kadar başarı ile çıkabilmesi, O'nu dünyanın cazibe merkezine dönüştürmesinden doğal bir şey de olamaz!