05 Ağustos 2020 Çarşamba / 15 ZilHicce 1441
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Serdar AKBIYIK
sakbiyik@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Vefa borcumu beyaz balina ile ödüyorum

30 Ağustos 2015 Pazar

Beyaz Balina, 80’li yıllardaki iki köylü çocuğun hayal dünyasını anlatıyor. Türkistanlı yönetmen Uygur Öztürk, yurt dışında da ilgi görmesini beklediği film için Ilgaz’ı film platosuna çevirmiş.

Doğu Türkistan ve Uygur Türkleri’nin Çin Halk Cumhuriyeti ile ilgili sorunları gündemde. Bölgede yaşadığı sıkıntılar nedeniyle Türkiye’ye gelen yönetmen Uygur Öztürk, ülkemizde çektiği Beyaz Balina filmiyle ‘bilinç uyandırmaya’ çalışıyor. Öztürk’e ‘yaşananları’ sorduk.

- Neden böyle bir film çektiniz?

2010’da Türkiye’nin Uygurlar’a yönelik çıkarttığı istisna bir kanun ile Türkiye’ye geldim. Ve bir sinema filmi hayal ettim. Ürümçi’de bir arkadaşımın anlattığı bir köydeki yoksul bir çocuğun hikayesi aklıma geldi. Tabii Doğu Türkistan’da biz Moby Dick hikayesi okuyarak büyümedik, okusak okusak Çinliler’in kahramanlıklarını okumuşuzdur. İki köylü çocuğun kitap okumak için çektiği ıstıraptan yola çıkarak senarist Sühan Bozdağ’ın kaleme aldığı bu Beyaz Balina projesiyle amacıma ulaştım.

- Öyküde yer alan iki çocuktan biri şehri ifade ederken diğeri kırsal yaşamın temsilci. Bu iki sınıf, gerçek hayatta böyle bir uyum sağlayabilir mi?

Ali de Vahap da yalnızca birer çocuk. Herhangi bir sınıfı değil, saflığı ve masumluğu temsil ediyorlar.

- Türkiye’de çektiğiniz ilk filmin sizin için önemi nedir?

80’li yıllarda Anadolu’daki çocukların kitap okuma isteğini anlatmak istedim. Öte yandan uluslararası festivallerle Türkiye’deki çocukların okumaya ne kadar hevesli olduğunu göstererek Türkiye’nin tanıtımını yapmayı hedefledim. Türkiye bana sahip çıktı. Bu film, vefa borcum. Eğer uluslararası medyada ses getirirse Türkiye için vatandaşlık vazifemi yapmış olacağım.

- Filmin geçtiği mekan dikkat çekici.

Bağımsız birkaç sahnesi İstanbul Şile’de çekildi, genel olarak Çankırı Ilgaz’da çektik. Çünkü öykü 80’li yılların başlarında Anadolu’nun yoksul bir köyünde geçiyordu ve Ilgaz’da tam bizim hikayemize hizmet ediyordu ve bir plato gibi kullanabildik köyü. Bu köyden olan Başbakanlık’ta çalışan Feridun Terzioğlu sayesinde oldu bunlar sağ olsun.

- Siyasi bir geçmişiniz var ilk filminizde bu yönünüzü filme belirgin bir şekilde yansıtmamanızın sebebi nedir?

“Dünya siyasetinin gözü kör olsun” diye başlasam çok mu isyan etmiş olurum?

BASKI HER ZAMAN VARDI YENİ BİR DURUM DEĞİL Kİ!

- Son dönemde Uygur Türkleri’ne yapılan baskılar ortada ve ülkemizde büyük tepki çekiyor, bu konuda bizi aydınlatabilir misiniz?

Anlamıyorum herkes neden ‘son dönem’ diyor. Uygur Türkleri için son dönemin 1949 senesi Komünist Çin Hükümeti’nin Doğu Türkistan’ı işgal etmesi ile anılması lazım! Türkiye’de 2009 senesinde Çinlilerin Ürümçi’de yaptığı katliamdan sonra başladı ama bu hep vardı.

- Çin tarihini sinemada sürekli seyrediyoruz, Moğolistan’ın bile kendi tarihini anlattığı son dönem başarılı filmleri var. Osmanlı imparatorluğu öncesi Türkmen tarihimizin sinemamızda neden göremeyiz?

Bu sorunuza cevabım beni yanlış anlayıp birçok kardeşimizi, arkadaşımızı kızdırabilir ama Türkiye’de Türkçülük zayıf.