İsrail'in Filistin'de yaptığı zorbalık, eşkıyalık, katil, işgal, el koyma, yakıp yıkma ve benzeri hak hukuk tanımazlıkların, ABD'nin himayesiyle ve desteğiyle gerçekleştiği malum.
Yani ABD İsrail'in suç ortağıdır!
Fakat ABD sadece Filistin'deki hukuksuzluğun arkasında duran bir devlet değil.
Aksine ABD dünyanın her tarafında hukuksuzluğun baş aktörüdür.
Hukukun değil gücün esas olduğunu her geçen gün işlediği cinayetlerle tekrar tekrar hatırlatan bir tağuttur.
Tezgahladığı oyun o kadar sırıtıyor ki güçlü olduğu için kimsenin sesi çıkmıyor!
Bugüne kadar işlediği cinayetlerin görünürde gerekçesi terör ve insanlığı tehdit eden kimyasal silah benzeri iddialar.
Gerçek gerekçe ise başta petrol olmak üzere ABD çıkarlarıdır!
Bir ülkeye saldırıp sivilleri öldürmek hatta devlet başkanını kaçırmak en büyük terör eylemidir ve bu eylemi gerçekleştiren de en büyük teröristtir!
ABD ve diğer emperyalist güçler tam tersini söylüyorlar.
Bir ülkeye saldıranlar emperyalist iseler haklıdırlar, onlara karşı direnen yerli mukavemet hareketleri de teröristtir.
Onlara göre HAMAS o sebepten teröristtir. Hatta hiçbir şiddet eylemine bulaşmamış Müslüman kardeşler bile ABD ve hempaları nezdinde teröristtir.
Ama ABD'nin bile terör örgütü listesinde yer alan PKK terör örgütünün Suriye uzantısı ABD çıkarlarını koruduğu için adı Suriye Demokratik Güçleri'dir(SDG)!
Eylem bir yana fikir bazında bile ABD çıkarlarını korumayan her hareket, oluşum, yönetim teröristtir. ABD çıkarlarına uygunsa SDG gibi her türlü terör örgütü de meşrudur!
Filistinlilerin toprağını işgal eden, evlerini yıkan, soykırım uygulayan İsrail ABD'ye göre kendini koruyan bir devlettir ama doları boykot edip, Rusya ile Çin ile İran ile sıkı ilişki içinde olan Venezüella ABD nezdinde terör devletidir.
Bu hukuksuzluğunu artık gizleme ihtiyacı bile duymuyor ABD Başkanı.
ABD tüm dünyaya açıkça gözdağı veriyor!
ABD, doğrudan Kolombiya, Danimarka, Meksika, Küba ve İran'ı tehdit ediyor!
Hatta, İsrail ana muhalefetinin lideri Yair Lapid, Venezuela saldırıdan sonra sıranın İran'da olduğunu ima ederek, "İran rejimi Venezuela'da olup bitenlere yakından dikkat etmeli" diyerek İran'ı açıkça tehdit ediyor.
ABD Venezüella'ya yaptığı operasyonun benzerini, başka bir ülkeye yaparsa kim engel olacak?
Amerika'yı dünyada dengeleyecek bir güç görünmüyor maalesef!
ABD'nin Venezüella operasyonu çok açık ve net ve de acı bir şekilde güce karşı güç sahibi olmak gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor dünyaya.
Bu arada Rusya ve Çin'in ABD'den farkının olmadığını da hatırlatalım.
Evet, Amerika'nın eli nereye değdiyse felaket getirdi!
Afganistan'a, Irak'a, Libya'ya, Suriye'ye, Yemen'e, İran'a ve en son Venezüella'ya yapılan haydutluktan ders çıkarılacak mı bilmiyorum ama bu haydutluklara karşı koyacak güce sahip olmaya çalışmak, dünya devletlerinin en öncelikli görevi haline gelmiştir.
Güç derken sadece askeri gücü kastetmiyorum.
İç cephenin tahkimi ve yabancı istihbaratlara uşaklık eden satılmışlara karşı uyanık olmak askeri güce sahip olmaktan daha önemlidir.
Hatırlayın 15 Temmuz kalkışmasında Genelkurmay Başkanı'nı teslim alan bizzat kendi özel kalemiydi!
İsmail Heniyye'yi İran'ın en korunaklı sitesinde İsrail ajanlarının katlettiği anlaşıldı!
Maduro'yu ABD değil, ABD'ye satılmış Maduro'nun en yakın adamlarının teslim ettiği gerçeğini unutmamak lazım,
Bu konuda Türkiye içerde gereken temizliği yapmış, ayrıca savunma sanayiinde de küresel güç haline gelerek yerli ve milli imkânlarıyla her tür saldırıya karşı en hazırlıklı ülke haline gelmiştir.
Dünya siyasetini doğru okuyarak 23 yıldır bu alanda yatırım yapan, savunma sanayiinde Türkiye'yi küresel güce kavuşturarak diplomaside elini kuvvetlendiren Başkan Erdoğan'a ne kadar teşekkür etsek azdır.
Şimdi sıra, 10 Mart mutabakatı gereği 31 Aralık'a kadar entegrasyon sözü verip sonra askıya alarak ABD, İsrail desteğiyle özerklikte ısrar eden SDG'ye karşı, 'Ya silahlarını gömerler ya da silahlarıyla gömülürler!' ikazının gereğini yapmaya gelmiştir.
ABD'nin anlayacağı dil de budur!
Verilen süre dolmuştur, 9 ay boyunca SDG entegrasyon istikametinde tek bir adım atmamıştır.
Türkiye her açıdan haklı pozisyondadır.
ABD'nin Venezüella'ya müdahalesi ne kadar hukuksuzsa, Türkiye'nin SDG'ye müdahalesi ya da bu hususta Şam yönetimine desteği o kadar hukukidir!