26 Eylül 2020 Cumartesi / 8 Safer 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Yaşa, yaşa, bin yaşa, ey şanlı Azerbaycan

28 Mayıs 2018 Pazartesi

Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti 28 Mayıs 1918 tarihinde kuruluyor. Meşakkatli bir yoldan geçilerek savaş, açlık, mahrumiyet dalgası altında kurulan cumhuriyet; Alman, İngiliz, Bolşevik ve Ermeni baskılarına rağmen, bu zor dönemde ilan edildi.

Azerbaycan toprakları, İran ve Çarlık Rusyası arasında son 200 yıllık tarihi dilimde parçalanmış durumda idi.

Dünyadaki konjonktürel durum, Birinci Dünya Savaşı nedenleri sonucunda Kafkasya'da yeni siyasi durum söz konusu idi. Ve bu siyasi durumu, Azerbaycan'ın önemli şahsiyetleri, başta Cumhuriyetin ilk başkanı Mehmet Emin Resulzade ve dava arkadaşları olmak üzere, Azerbaycan lehine değerlendirmeyi başardı.

Azerbaycan kesin olarak işgal altında idi. Güney Kafkasya üyeleri olan ülkeler, bağımsızlığını Tiflis'te ilan etti. Azerbaycan'ın başkenti olarak Bakü'nün kaderi soru altında idi. Çünkü Bolşevik Saumyan Bakü'nün kontrolünü, Bolşevik çetelerce Ermeni terör örgütlerinin ve o zaman İran'da bulunan İngiliz askerlerinin yardımı ile kontrole almış durumdaydı. Bakü çok önemliydi ve bağımsız Azerbaycan'ın başkenti olmaması için hamleler atılıyordu. Bakü petrol ve doğalgaz kenti olarak, statüsü belirsiz kalmalı, hatta mümkünse uluslararası kullanma için kimseye verilmemeli idi.

İşte Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti yöneticileri bu durumu Azerbaycan Türklerinin lehine çevirme yolunu Osmanlı'dan destek istemekle gercekleştirebildi.

Azerbaycan Devleti, Osmanlı Devletinden destek istedi. Ve Osmanlı sekiz bin askerle yardıma geldi. Osmanlı tam on cephede savaş içinde idi. Ve Birinci Dünya Savaşından kaybederek geri çekilme zorunluluğu ile karşı karşıya idi. İşte o zor olan dönemde Osmanlı Cihan Devleti, kendi zorluklarına rağmen Azerbaycan'ı özellikle Bakü'yü işgalden kurtarmak için Azerbaycan'a, İslam Ordusu operasyonu düzenledi. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin başkenti Tiflis'ten, Genceye taşınmıştı. Gence; bağımsız Azerbaycan'ın ilk payitahtı olarak tarihe geçti. Lakin Bakü, olağanüstü ehemmiyet taşımakta idi. Bakü'nün kaderi Azerbaycan'ın kaderini belirleyecekti. İmdada gelen Türk Ordusu, Azerbaycan'ın yedi binlik sivil milis ve gönüllüleri ile beraber 15 Eylül 1918'de çok zor olan Bakü'nün fethini gerçekleştirebildi. İşte Osmanlı Devleti'nin yardımı ile Azerbaycan payitahtı Baku ilan ediliyor. Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycan'da olduğu müddet diliminde, Azerbaycan Devleti'nin kurumsal birimleri ihya ediliyor. Azerbaycan Devleti'nin bugünkü tüm kurum ve kuruluşlarının temeli, iki yıllık Cumhuriyet döneminin mirasıdır. Bu cumhuriyetin ömrü iki yıl sürdü. Birinci Dünya Savaşı'nın sonucu, yeniden Güney Kafkasya'da dengeleri değiştirdi. Çarlık Rusyası çöktü. Bolşevikler, Rusya ve Çarlık Rusyası hinterlandında, yeni Bolşevik yönetimin iktidar olmasını başardı. Kızıl Ordu; Azerbaycan'a 28 Nisan 1920'de gelerek, Azerbacan'ı işgal etti ve tam 70 sene kontrolde tuttu. Bu 70 yıllık tarihi sayfada Azerbaycan'ın, Resulzade başta olmak üzere yiğit şahsiyetleri, ülkesinin dışında mücadele ile dolu bir ömür yaşamış oldu. Azerbaycan Hükümetinin üyeleri; Paris, Tiflis, İstanbul ve Ankara olmak üzere ülkesi dışında vefat ettiler. Azerbaycan Devleti'nin kurucu lideri Resulzade, Ankara'da Cebeci Asri Mezarlığında ebedi istirahatgahındadır. Bugünkü Azerbaycan Cumhuriyeti Devleti ve Azerbaycan Türkleri; Mehmet Emin Resulzade, Ahmet Ağaoğlu, AliMerdan Bey Topçubaşov, Feteli Han Hoylu, Ali Bey Hüseyinzade gibi onlarca milli tefekkür sahibi şahsiyetlerine minnettardır. Azerbaycan Türkleri; Osmanlı Devleti'nin fedakarlığını, Paşalar Paşası Nuri Paşa'yı kahraman Türk askerinin yaptıklarını hiç bir zaman unutmayacaktır ve

"Vefalı Türk geldi yine, KURBAN TÜRK'ÜN BAYRAĞINA" cümlesi, ebediyyen Azerbaycan Türklerinin milli hafızasının ana sütunu olacaktır...