06 Ağustos 2020 Perşembe / 16 ZilHicce 1441
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Fadime ÖZKAN
fozkan@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Yasin Börü / Anneler ağladıkça

02 Haziran 2015 Salı

Yasin’in bedenine dokunan, ona acı çektiren herkes yargılansın istiyorum. Ona zulmedenleri, üçüncü kattan aşağıya atanları, arabayla üstünden geçenleri, olanları gördüğü halde yardım etmeyenleri, camlardan balkonlardan seyredip zılgıt çekenleri affetmiyorum. Her sabah namazdan sonra Allah’a dua ediyorum. Yalnızca onun adaletine inanıyorum. Ben ağladığım sürece Yasin’in katillerinin işi rast gitmeyecek”.

Şehit Yasin Börü’nün ailesi önceki gece Ülke TV’de Esra Elönü’nün programına konuk oldu. Yasin’in fotoğrafını gördükçe “abi, abi” diye sevinen iki yaşındaki kız kardeşi stüdyoya neşe katsa da anne babanın sözlerine yüzlerine yansıyan acı Yasin’i nasıl kaybettiğimiz gerçeğini tokat gibi çarptı Türkiye’nin yüzüne.

Neydi gerçek? Nasıl ölmüştü 16 yaşındaki Yasin?

YasinRiyat Güneş, Ahmet Dakak, Yusuf Er ve Hasan Gökoğuz ile birlikte kurban eti dağıtırken sokakta PKK yanlısı bir grubun saldırısına uğramış ve linç edilerek öldürülmüştü.

Biraz geriden alırsak olaylar şöyle gelişmişti:

10 Ağustos’ta Erdoğan halkoyuyla Cumhurbaşkanı seçilmiş, başbakan, bakanlar kurulu ve ülkenin yüzde 50’sinin desteğini alan bir partinin genel başkanı büyük bir ustalıkla nizam intizam içinde değişmiş, ülkenin işleri duraksamadan aksamadan yürütülmüştü.

Eylül ayı boyunca Devlet İmralı’da Öcalan’la, Hükümet Başbakanlıkta HDP heyeti ile görüşüyor ve çözüm sürecinde izlenecek yol haritasını karara bağlıyordu. 

Başbakan Davutoğlu en son 1 Ekim günü Demirtaş’ı kabul etmiş ve Demirtaş “bundan böyle kamu düzenini bozan, hukuk dışı hiçbir faaliyet olmayacak. Şiddet olmayacak” diyerek (PKK adına) söz vermişti.  

Ama aradan sadece 5 gün geçmişken KCK 6 Ekim’de Kürt gençliğini acil isyana çağırdı. HDP ve Demirtaş da peşi sıra sokak çağrısını yineledi. Kardeşi Mehmet aracılığıyla bir çağrı da Öcalan’dan geldi: “Kürtlerin yaşadığı bölgede nerede bir IŞİD varsa sonuna kadar direnilecek”.

“Direnilecek” demek öldürülecek demek.

Sokaklar yüzü maskeli, eli silahlı, Molotoflu, kaldırım taşlı yüzlerce binlerce insanla, (teröristleri çiçek çocuk zanneden gazetecilerin aktivistlerin DKHP-C ile birlikte pek sevdiği) YDG-H’lılarla doldu hemen. Yollar kesildi, evler, kamu binaları, okullar, hastaneler, kütüphaneler yakıldı, dükkanlar yağmalandı. İnsanların evlerine önce çarpı atıldı sonra saldırıldı. Hamile kadınları çocuklarıyla birlikte yakmaya kalkıştılar. İnsanlara işkence ettiler, öldürdüler.

52 kişi hayatını kaybetti. KCK’nın peşi sıra Demirtaş’ın yaptığı sokak çağrısıyla.

Peki 52 candan 1 can olan Yasin Börü nasıl öldü?

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame “canavarca hisle ve eziyet ederek” diyor. İddianameden okuyalım:  

7 Ekim, saat 18.40. Cengizler Caddesi. Eylemci grup tarafından ilk önce sokakta maktüllere ve mağdura yönelik saldırının başladığı, maktüller ve mağdurun kaçması üzerine takip ettikleri, girdikleri binayı tespit edip tek tek daireleri kontrol ettikleri, üst kattan bez ile sarkarak aşağı kattaki daireye içlerinden birinin inip silahla ateş ettiği, kapının açılması ile daireye giren kitlenin silahla yaralanmış şahısları tekme, sopa ve kesici aletle yaralayıp üç tanesini camdan aşağıya attıkları, diğer birini sürükleyerek dışarı çıkardıkları, can çekişen maktüllere yönelik tekme, taş, sopa ve kesici aletle saldırılarına devam ettikleri, eylemin ölen ve yaralanan şahısların acı çekmesinden zevk almak şeklinde sadist bir düşüncenin tezahürü ile insanlara özgü duygu-
lardan yoksun bir şekilde gerçekleştirildiği...

18 yaşındaki Yusuf Er ise özellikle sağ bırakılmıştı, “anlatsın ki ibret olsun” diye. PKK-HDP hattının bölgedeki siyasetini en iyi tanımlayan cümle bu belki de.

Demirtaş ise olaylardan sonra, öldürülen 52 kişinin ve Yasin’in parçalanmış cesedinin vebali altında, kan ter içinde şunu dedi: Sokak çağrımın arkasındayım, yine olsa yine yaparım. 

Bu sözden sonra da bölgede çok sayıda sivil öldürüldü. En son iki HÜDA-PAR’lı HDP’lilerce katledildi. Bu esnada Demirtaş “Türkiye’ye demokrasiyi biz getireceğiz” diyordu.