26 Şubat 2021 Cuma / 14 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Fadime ÖZKAN
fozkan@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Yeni Çankaya ve Çözüm Süreci

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Görev süresi 30 Ağustos’ta sona erecek olan Cumhurbaşkanı Gül’ün devletin zirve makamındayken kurduğu cümleler içinde biri var ki tarihe düşülmüş önemli bir milattır.

Türkiye’nin gönlüne umut ektiği o cümle 2009 Mart’ında sarf ettigi, çözüm surecinin işaret fişeği hükmündeki meşhur “Kürt sorununda güzel şeyler olacak” cümlesidir.

Göreve gelir gelmez ilk icraat olarak bölgedeki olağanüstü hal uygulamasını kaldıran AK Parti hükümeti zaten planlı şekilde önce AB uyum yasaları çerçevesinde, daha sonra meselenin şiddet ve anormalite üreten taraflarını ortadan kaldırmak için çaba sarfetmekteydi. Buna rağmen çözüm fikri -hele bugünden geriye bakınca- öyle sahipsiz ve öyle korkularla kuşatılmıştı ki “insan gerçekten hayret ediyor”.

O günlerden bu yana çok şey değişti. Çözüm karşıtlığı aşikar muhalefet partilerinin ortak adayı dahil üç cumhurbaskanı adayımızın üçü de çözüm taraftarı.

Durum tam olarak şöyle aslında: MHP kategorik olarak hala çözüm karşıtı. CHP ise içerden yükselen çatlak seslere rağmen, en azından “Kürtlerin varlığını inkar aşamasından Kürt sorunun varlığını kabul aşaması”na geçmesi gerektiğini anlamış görünüyor. Şüphesiz Kürt sorununun çözümü için küçük, CHP için büyük bir adım bu!

Çatıda Kürt çatlağı

Lakin Ağustos seçimlerinde sayısal ve siyasal zaruretten bir araya gelmeye mecbur kalan bu iki büyük muhalefet partisi çözüm sürecindeki söylem farkı nedeniyle daha birleşemeden “çatıda çatlak” sahibi oldu. Çünkü ortak aday İhsanoğlu meselenin tanımından çözüm yöntemine kadar ne çözüm sürecine gururla “ihanet projesi” diyen MHP’yi, ne “çözüm taraftarı görünümlü çözüm karşıtı” CHP’yi memnun edebildi ve bu “durumu idare etme siyaseti” de kamuoyunun gözünden kaçmadı. Ne dese ikisinin de böğründe yumruk etkisi yaratacağından İhsanoğlu ancak zayıf ve aslında hiç bir şey demeyen cümleler kurabildi.

Biraz sıkıştığı dar alanın zorlaması nedeniyle, aslında meselenin özünü, boyutlarını ve zaten tıkır tıkır işlemekte olan çözüm sürecine hakim olmaması hasebiyle çözümün tesisi konusunda cumhurbaşkanınından sağlam irade ve güçlü inisiyatif bekleyen seçmen kitlesi nezdinde büyük puan kaybetti.

Anadilde eğitim meselesi mesela. “Türkiye ana dilde eğitim için adım atmalı” derken Türkiye’nin bu meselede onu aday gösteren koalisyonun tüm engelleme girişimlerine rağmen epey yol aldığından, yaygın eğitimde seçmeli ders, özel okulda eğitim evresine ulaştığından bihaber görünüyor İhsanoğlu.

Ya da “Çözüm için yasal çalışma yapılmalı” cümlesi büyük gaf değilse nedir? O tam da böyle buyururken çünkü, Mecliste AK Parti hükümetinin hazırladığı çözüm paketi tartışılıyordu ve onu çatıya çıkaran koalisyonun Meclisteki üyeleri kürsüdeki konuşmacılara arkalarını dönmek suretiyle çok yaratıcı ve çok yapıcı bir siyasi örnek sergilemekteydi.

Anlaşılan o ki İhsanoğlu’nun en büyük talihsizliği, yaslandığı koalisyonun siyasetsizliği basiretsizliği.

Kazanan süreç olacak

Neyse ki çözüm sürecine gerçekten sahip çıkan iki cumhurbaşkanı adayı var Türkiye’nin. Biri, tüm siyasi riskleri göğüsleyerek “gerekirse baldıran zehri içerim” diyen, süreci bu noktaya taşıyan ve vaadlerinin sağlamasını icraatlarıyla ispatlayan AK Parti’nin adayı Başbakan Erdoğan. Diğeri Kürt siyasi hareketi içinde sivrilmiş, dağ ova ve ada arasında güdülen siyasette rol almış HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş.

Demirtaş’ın adaylığının Türkiye demokrasisi ve çözüm sürecinin geldiği noktayı göstermesi bakımından önemi ortada. Lakin bu bir sonuç ve bu başarı da aslında 12 yılda Türkiye’yi değiştiren siyasi rakibi Erdoğan’in hanesine yazılı.

Öte yandan Demirtaş’a kendi tabanı dışından yönelen ilginin Kürt meselesinin halli ya da Türkiye siyasetinin hayrı için olmadığı da aşikar. Hatta “Erdoğan gelmesin de isterse bir Kürt gelsin” küstahlığından ibaret.

Buna rağmen seçim ikinci tura kalırsa Demirtaş’ın oyları İhsanoğlu’na döner mi hesapları yapılmakta. Sırf “oyum Erdoğan’a gitmesin de...” diye BDP-HDP seçmeninin, hele de oğullarının ve kızlarının hayatı söz konusuyken ve çözüm süreci yürümek zorundayken kalkıp MHP, CHP, DYP, BBP vesaireye oy vereceğine inanmak kadar akla zarar bir hesap bu. Erdoğan gerçekten bayram ediyor olmalı.