25 Eylül 2020 Cuma / 7 Safer 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Yeni düzen ve Rusya'nın beklentileri

29 Ekim 2019 Salı

Suriye meselesi ile birlikte büyük siyaset sahnesine geri dönüş sağlayabilen Rusya, geldiği noktayı daha ileriye taşıma konusunda ısrarlı. Dikkat ederseniz üslup ve kullandığı cümleleri bile değiştirmiş bulunmakta. Kendi etki ve ilgi coğrafyasında, bir kaç yüzyıldır kullandığı dili Sovyet döneminde ciddi anlamda kabalaştırdı. 90'ların başından itibaren ise çekici gücünün giderek azalması, Rusya'nın açıktan sesinin çıkmaması ile görüntü verdi. 

Putin, Rusya'nın dönüm noktası oldu. Lakin küresel sistem, "Rusyasız" veya "zayıf Rusyalı" sistem arzulamaktaydı. Putin öncesi, medya ve STK, siyaset dilini ayrıca irdelersek, zaten her satır uygulanan siyasetin kodlarını anlatmakta. 

Yeni dönem, Putin dahil tüm Rusya devlet aparatı, dilini ve yöntemini değiştirme yolunu tercih ettirdi. 

Rusya, kendi genetik kodlarına çok da yakın olmayan yumuşak devlet dili geliştirmeyi, hayati buldu. 

Yapısı gereği, Rusya Çarlık dönemindeki tüm halklar ve toplumlara hak, hukuk tanıma yolunu tutmak zorunda olduğunun farkında. 

Küresel nizam, Rusya dahil tüm sesi yüksekten çıkan devletler için yeni tehdit ortamı oluşturduğu açıktır. Rusya kendi gelenek ve siyaset algısını, bu sebeple değiştirmek zorundaydı. 

Tek kutuplu dünya düzeni istemiyor. Hele kendisi, yeni çöküş dönemini hiç istemiyor. Bu sebeptendir ki; ilk hamlesini eski Sovyet coğrafyası üzerine inşası süreci ile başlattı. Israrla ABD merkezli strateji kafası, bu coğrafyadaki değişimlerle Rusya ablukasını derinleştirme isteğindeydi. Nitekim ki bunu bir hayli başardı. 

Rusya; Gürcistan’da girdiği savaşla, Ukrayna'daki tutumu ve Kırım ilhakıyla, savunmadan saldırıya geçit siyasetini benimsediğini gösterdi. 

Halen çevrelenme siyasetine maruz kalmış Rusya için, Suriye'deki görünür başarısı büyük siyasi sahnede Rusya'yı kuşkusuz taraf haline getirdi. 

Yeni dönemde Rusya çok kutuplu lakin kendinin de "merkezi konumda olduğu" ve "olmazsa olmaz" durumda boy gösteren yerin peşinde. 

Avrupa'nın geleceğinde, kuşkusuz Rusya frekansı rol ve yer üstlenecektir. Almanya ve Fransa'nın çabaları bunu teyit eder nitelikte. Lakin Rusya'nın sosyolojik yapısı ve demografik içeriği, ileride Rusya'nın Müslüman toplumlar içerisindeki oynamak istediği rolün de anahtarı kısmındadır. 

Rusya, kendini İslam aleminin bir köşesinde görme peşinde. Çünkü ahalisinin sayısı Müslümanlar lehinde giderek artmakta. Devlet ailelerde çocuk artımını teşvik etmekte. Daha fazlasıyla Kafkasya asıllı halklar, bu teşvike cevap vermekte. 

Lakin Rusya kendi sorunlarının da farkında. Devlet kademesinde ciddi yolsuzluklar ve devlet memurlarının uçuk zenginlikleri söz konusudur. Bu belki şimdilik dışarıdaki tehdit algısı ile bertaraf edilir ama ileride küresel sistem, bu açığı yakalama peşindedir. Devrimlerine baktığınızda, fakirlerin zenginler üzerindeki ayaklanmaları hep tetiklenmiştir. Rus oligarklarının çoğunun mal varlığı, Rusya dışında. Savaştıkları Batı'nın banka ve şehirlerinde. Putin bunu biliyor ve geri dönüşün sağlanması için her türlü yolu denemekte. Putin ve çok yakın çevresi dışında, bu derin Batı ayrışımdan rahatsız olanların sayısı da devlet içerisinde hayli fazla. Lakin toplum farklı. "Rusya anadır" bakış açısına sahip olan toplumun kodlarında, kendini koruma milliyetçi refleksi derindir. Zaten Putin'in yeni küresel sistemde başardığı tüm hamlelerin esas ana pınarı burasıdır.