Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Saadet ORUÇ
soruc@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Yerel medya, mavi rengin kokusu ve Kütahya

25 Şubat 2018 Pazar

Tarihi sokakta, içeriye adım attığınızda burnunuza renklerin kokusunun geldiği bir çini atölyesi… Kendi adıma tanımakta geç kaldığım bir kenti, Kütahya’yı daha da kıymetli kılan Sıtkı Olçar’ın kızı Nida Olçar karşılıyor. 

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti’nin davetlisi olarak, bir açık hava müzesi olan bu kentteyim. İki konferansın yer aldığı şehir programımızın önemli duraklarından birisi de Tarihi Germiyan Sokağı. 

UNESCO tarafından “Yaşayan İnsan Hazinesi” seçilen Sıtkı Olçar’ın vefatının ardından bayrağı kızı Nida devralmış. Ülkemizi yurtdışında pek çok sergi, toplantı ve buluşmada başarıyla temsil ediyor. Kente damgasını vuran çini sanatçılarının, sanatlarını sorunsuz icra edebilmeleri için elbette “Hiçbir başarı cezasız kalmaz” ilkesinin tamamen kırılması gerekiyor. Sanatçılar daha fazla itinayı hak ediyor. 

Modernitenin ardından geleneksel yöntemlere dönüşün kaçınılmazlığını konuşuyoruz Olçar atölyesindeki sohbetimizde. 

Ardından Sıtkı Olçar müzesini geziyoruz ve bir başka çini sanatçısı Mehmet Gürsoy’u yine atölye ve sergi mekanı olan tarihi konağında ziyaret ediyoruz. 

Katar Emiri için Londra'da yaptığı eserleri anlatıyor. Çini ve seramikle Kütahya, Anadolu'nun sınırlarını aşalı onyıllar olmuş. 

Kütahya Valisi Ahmet Hamdi Nayır, Kütahya'ya, Kütahyalıya ve Kütahya sanatına sahip çıkan bir bürokrat. Konferanslardan önce kendisini ziyaret ediyoruz. Kütahya'nın 15 Temmuz gecesini anlatıyor. Meydanı darbecilere bırakmamış Kütahya halkı da. 

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erkan Sağlam, Ankara Kanal 7 bürosunda çalıştığım yıllardan, 20 yıl öncesinden tanıdığım bir kardeşim.  

Dumlupınar Üniversitesi'ndeki konferansta "Sosyal Medya ve Siyaset", Hilton Oteli'nde düzenlenen ikinci konferansta da "15 Temmuz sonrası süreçte basın" başlığını tartışıyoruz, 

Yerel basın, dijitalleşen ve küreselleşen dünyada bu trendlerle başa çıkabilir mi? 

Bunun en güzel yanıtı aslında bizzat 15 Temmuz. Sadece Başkent'te ya da ülkenin büyük kentlerinde değil, herhangi bir sahil kasabasından gelecek haber, bir ülkenin kaderi için hava ve su kadar hayati olabilir. Bunu 15 Temmuz Gecesi yaşamadık mı? Başta teknik sorunlar olmak üzere, belirli sebeplerle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'ten ayrılmadan önce yaptığı açıklama millete ulaşamamıştı. 

Hande Fırat'ın facetime yayını ile CNN Türk'te Cumhurbaşkanımızla yaptığı yayın, gidişatta önemli bir etki yaptı. Cumhurbaşkanımız iyi idi ve milleti meydanlara çağırıyordu. Güçlü bir yerel medya, Marmaris'te o geceki mesajı millete daha erken ulaştırsaydı, sonuçlara daha hızlı ulaşılırdı kuşkusuz... 

Yerel medya, güçlü bir ulusal medya kadar milletin kaderi açısından da hayati önemde. 

Davos Dünya Ekonomik Forumu'na hitap eden bir profesörün tanımlamasında olduğu gibi dünya dijital bir diktatörlüğe ve hatta vücudumuzun makineler gibi hacklenmesine doğru gidiyor. Gelenekselin, insani olanın önemi de daha fazla ortaya çıkıyor böylesi bir dönemde... 

Tıpkı boyanmamış çini kapların kokusundaki sohbetimizde olduğu gibi, geleneksel olanın kıymeti, çok da geç olmadan anlaşılacak... İnşallah anlaşılır.