Önce, bir 'hayırlara vesile olması' temennisi:
İran'ın ve hattâ bütün şiî Müslüman toplumların da en üst dereceli lideri, 'İmam'ı durumunda olan Seyyid Ali Khameneî'nin Amerika ve İsrail işbirliğiyle 28 Şubat günü yapılan hava saldırısı ve bombardımanı sırasında dünya hayatına vedâ etmesinden sonra, onun yerine, 86 kişilik 'Meclis-i Hubregân' İslam tarafından Seyyid Ali Khameneî'nin oğlu Müctebâ Khameneî seçilmiş bulunuyor..
Bu tercih ile, İslam düşmanlarının düşmanlığını üzerine çeken Seyyid Ali Khameneî'nin sadece isminin değil, onun mücadelesinin çizgisine ve hatırasına bağlılık ve vefâ ilâmı da gösterilmiş oluyordu.
(Meclis-i Hubregân, ehl-i hibre /bilirkişi ve İslam hukuku alanında, 'feqahat' /derin araştırma sahibi oldukları, ilgili 'İslamî ilimler' kurumlarınca tasdik edilen ve bu özellikleriyle halk tarafından seçilen 'faqih'lerden oluyordu. Bu Meclis'in üyeleri, 'İnkılab Rehberliği' makamının icraatını ve İslamî Şûrâ Meclisi olarak bilinen İran parlamentosunun kanun koyma (teşrî') faaliyetlerini (İsnaaşeriyye'den, 12 İmam'dan 6'ncısı olan İmam Cafer-i Sâdık Hazretleri adına tesis olunan Caferî Mezhebi'nin ölçülerine göre, İslam şeriatine aykırılığı görülen çalışmaları derhal durdurur ve Rehberlik, en üst liderlik makamında, ölüm, uzun koma hali; ya da liderlik / rehberlik vazifesiyle ters düşen yaşayış tarzı veya aqıdevî sapmaları görmesi halinde, o makamı 'Kanun-u Esâsî', Anayasa sınırlarına göre ikaz veya azl etmek yetkilerini haiz, bizdeki Anayasa Mahkemesi gibi bir tiplerden ve halkın seçimiyle teşekkül eden bir kurumdur.
Bilindiği üzere, Amerikan Kralı Trump, USA ordusunun ve ekonomisinin her alanda en güçlü olduğu bir dönemi yaşadığını her fırsatta devamlı ileri sürüyor. Elbette kendisi de, o en büyük güç odaklarının en büyük imparatoru havasında..
İran'daki İslam Cumhuriyeti kurumlarının, Amerikan ve İsrail rejimlerinin anayasa sınırları içinde yetkisini kullanarak, yeni İnkılab liderini seçmesi öncesinde, İsrail isimli Siyonist haydutlar çetesinin başında bulunan Netenyahu, 'İran'da seçilecek olan yeni Rehberi ve onu seçecek olan Meclis-i Hubregân üyelerini de öldüreceğiz..' derken; İran makamları, 'İran'ın yeni liderini ben seçeceğim!!!.' gibi en küstah sömürgeci ve emperyalist beyan ve tavırları sergileyen Trump'a rağmen, kendi hür iradesini ortaya koymuştur ve bu sonuç karşısında daha bir küstahlaşan ve saldırganlaşan Trump da, 'Benim görüşüm alınmalıydı.. Yoksa, uzun süreli kalamaz..' demek kalmıştır, saldırganlığının örneği olarak..
Netenyahu'nun, 'yeni rehber kim olursa olsun, peşinde olacağız, yenisini de öldüreceğiz.' demesi de, cür'etkârlığını Amerikan emperyalizminden almakta..
*
Bu arada, Amerikan kamuoyu da şaşkınlık içinde.. Çünkü, 'savaşları durduracağım' diyerek C. Başkanı seçilen Trump'ı, İran'la yetkisiz bir savaş başlatmaya ikna edenin kendisi olduğunu gururla açıklayan ve İran'la savaşa girilmesi gerektiğini uzun süredir savunan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Trump'ı, Ortadoğu'da topyekün bir savaşa ikna etmek için 'kelime oyunu' oynadığını söylemekte iftiharla..
Graham, Wall Street Journal' gazetesine verdiği röportajda, 1933-1944 arası eski Başkanlardan Roosevelt'in "Korkudan başka korkacak bir şeyiniz yok" şeklindeki ünlü sözüne atıfta bulunduğunu da hatırlatmakta..
Graham, Trump'ın 2024 başkanlık seçimini kazanmasından hemen sonra, bir golf turu sırasında Trump'a İran konusunu ilk kez gündeme getirdi.
Trump'ın geçen Haziran ayında İran'ın nükleer tesislerine düzenlediği ve bunların "tamamen yok edildiğini" iddia ettiği saldırının ardından Graham, Başkan'a İran'ın silah üretmeye devam edeceğini savundu.
Graham, son haftalarda İran'la savaşa girme konusunda başkanı ikna etmek için İsrail'e birkaç ziyaret gerçekleştirdi ve ülkenin istihbarat camiası üyeleriyle görüştü ve 'Bana kendi hükümetimizin söylemeyeceği şeyleri söyleyecekler" diye itiraf etti Journal'a.
Graham, 'Bu gün yaşananlar da, dünya tarihinin bir ânı. Sadece havuzun derin ucuna atlayın." diyor..
Kendisi gibi, etrafındaki alkışçıları da gücetaparlık sapkınlığının manyetik çekim alanındalar ve gücetaparlık konusunda destekçileri de kendisinden geride kalmıyorlardı.. Trump'ın evvelki günkü ahvalini seyredenler , ruhî bakımdan tam bir trans halinde gibi bir tablo oluşturuyordu.. Başını önüne eğmiş, ellerini birleştirmiş, durmak bilmeyen konuşma tarzını bir kenara koymuş gibi, sessizce oturuyor ve yüksek yönetici sınıfının önde gelenleri de, etrafını kuşatmışlardı ve o trans halindeki liderlerini, âdeta evrenin başka bir âleminden gelmiş mukaddes bir nesneye dokunur gibi kuşatmışlar, onun ceketine el sürmek yarışındaydılar..
*
Dünyaya aklınca nizâmat vermeye kalkışan ve Dünya lideri iddiasındaki bu gücetapar kişinin kendi nefsini nasıl kutsadığı ise, zâten biliniyor.
Daha geçenlerde, ABD'nin, 2009-2018 arasındaki eski 'Başkan'larından Barack Obama ve hanımıyla ilgili olarak -sırf siyah tenli oldukları için- çizdiği 'mağara'daki ilkel insanı' tiplemesi karikatürleri karşısında, Obama'nın, 'Utanmayı unutmuş, ne diyeyim?' şeklinde bir cümle kurması bile, bu kişinin bütün mükevvenâta, bütün yaratılmışlar âlemine nasıl bir bakış açısına sahib olduğunu göstermeye/ anlatmaya yetiyordu. Ve bu kişi, dünyanın en büyük gücü diye andığı USA emperyalizminin son saldırganlığı konusunda, birbiriyle her an çelişen laflarla da daha bir ilginçleşiyordu..
Nitekim, daha dün, önce, 'Kürdleri seviyorum ve onların , Tehran'a doğru harekete geçmelerinin yerinde olacağını düşünüyorum..' demişken; bir-kaç saat sonra, akşam üzeri, 'Kürdlerin harekete geçmesini istemediğim kanaatine vardım..' şeklinde bir cümle de kurabiliyordu.
Dahası, geçen hafta, Güney İran'daki Minab şehrine yapılan bir bombardımanda, bir okuldaki 170 kadar kız çocuğunun parçalandığı saldırıyı 'İran'ın kendisi yapmıştır' diyerek açıkça çarpıtması ve bizzat yaptırdığı bombardımanın sorumluluğundan kaçmak için, 'O bombardımanı İran yapmıştır' demesi ve bundan dolayı İran Cumhurbaşkanı Mes'ud Pezeşkiyan'ın Trump'ı 'utanmak da bilmeyen bir saldırgan' olarak nitelemesi ve Trump'ın bu beyanlarındaki çelişkilerin ve ortaya çıkabilecek dünya çapındaki gerilimlerin bütün dünyayı, istenmeyen büyük felaketlere doğru sevkedeceği ihtimalinin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan aracılığıyla Amerikan yönetimine bildirilmesinden sonra, Trump'ın frenlenip frenlenmediği yarınlarda görülecektir.
*
Bu arada, İran'dan Irak ve Suriye üzerinden İsrail haydut düzenini vurması hesab edilerek fırlatılan bir füzenin, Türkiye üzerine doğru gelmekte olduğu sırada, NATO tarafından vurulması ve 'İran'ın Türkiye'yi hedef almasını kınıyoruz.. Türkiye ve bütün müttefiklerimizin yanındayız..' açıklaması, Türkiye'yi korumaktan çok, kendilerine şükran borçlu duruma düşürmek çabasının yansımasıdır.
Asıl üzerinde durulması ve tedbirinin düşünülmesi gereken konunun, bu gerilimin ve Trump'ın bir 'delifişek siyasetçi tavrı ile sürdürmesinin bir '3. Dünya Savaşı'na bile müncer olabileceğini unutmamak gerektiğidir..
*
'Zâlimlere bir gün dedirtir kudret-i Mevlâ;
Tallahi, leqad âserekellahe aleynâ..
(Allah'ın kudreti, bir gün zâlimlere dedirtir:
Yemin olsun ki, Allah'ın kudreti, seni (mazlumları) bize tercih etti..'
*