28 Kasım 2020 Cumartesi / 12 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Aziz ÜSTEL
austel@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Bağnazlık-ırkçılık ve cehalet!

14 Kasım 2020 Cumartesi

Irkçılık, bağnazlık ve cehalet sözcüklerini yan yana koydunuz mu dünyada bir tek ülkeyi tanımlamış olursunuz: ABD

Hayatımın 20 yılını o ülkede geçirdim. Babamın peşine takılıp ailece Amerika'ya gittiğimizde, ben 5 yaşındaydım. Uçak koltuğunda arkama yaslanıp pencereden dışarı baktığımda ve de İstanbul'u yeniden gördüğümdeyse 25'ime yeni basmıştım.

Amerika'da daha doğrusu San Francisco'da geçirdiğim onca yıl sonrasında Amerikalıdan farksızdım. Türkçeyi doğru dürüst konuşamıyordum ama beş yıl sonra Türk Dil Kurumu çeviri ödülünü de "7 Numaralı Mahkeme" adlı çevirimle kazanmıştım!

Şimdi o 20 yıla şöyle bir baktığımda, sokaktaki Amerikalının bizim bildiğimiz, gözünü kırpmadan milyonlarca Iraklıyı öldüren, kendini dev aynasında gören diğer bütün insanları çizmesinin topuğuyla ezebilen sonra da bir şişe viskiyi devirip horul horul uyuyabilen karikatürle ilgisi yoktur.

Nazi'lerin dışında dünyada yaşanan en büyük soykırımın altında Amerika'nın yönetimlerinin imzası vardır. Amerika kıtasının yerlilerini, topraklarına çöreklenmek için acımasızca katletmişlerdir. O yıllardan günümüze değin uzanan bir tür ata sözleri bile vardır ki duyunca insanın tüyleri diken diken olur: Tek iyi Kızılderili ölü Kızılderilidir!

Bu lafı edense ABD Başkan olmasına ramak kalmış, Little Big Horn savaşında kadın, çoluk çocuk, kundakta bebek demeden herkesi öldüren General George Armstrong Custer'dır.

Amerikan yönetimlerinin acımasızlığına bir diğer örnekse Kuzey Vietnam kentlerini, başta Hanoi olmak üzere bombalamalarıdır. Sayısız sivil can vermiştir bu saldırılarda. Ama sonunda Güney ve Kuzey Vietnam birleşip tek devlet olmuş ve Amerikalılar arkalarına bakmadan kaçmak zorunda kalmıştır.

Eğer Beyaz, Anglosakson ve Protestan değilseniz, yani WASP, ne devlet ne de özel sektörde zirveye tırmanabilirsiniz. Bu kuralı Katolik John Kennedy ve Obama delebilmiştir 1776'dan bu yana.

Bana Pazar günleri hangi kiliseye gittiğimi soran, kız arkadaşımın annesine, "biz Hıristiyan değiliz...Müslümanız." dediğimde kadın ve kocasa, kızlarının benimle bir daha görüşmesini yasaklamışlardı. Hoş adı Judy olan kız onlara kulak asmamıştı. Yatak odasının penceresinden kaçarak gelirdi...

Amerika'yı yönetenler, bütün insanlığa hoşgörü, kardeşlik, dostluk ve demokrasi çağrısı yapabiliyor yüzleri kızarmadan! Sokakta polis, spor olsun diye siyahi bir genci kurşun yağmuruna tutup öldürebiliyor. Amerikalılar kendi ülkeleri için : Land of the Free and the Home of the Brave (Özgürün ve Kahramanın Ülkesi) tanımlamasını yapmışlar ve bu deyiş milli marşlarında bile yer alır..

Ya işte böyle. Özgürlüğün ve Yiğitliğin Ülkesi ha?! Anlatın anlatın heyecanlı oluyor be!!