İsrail basını, Türkiye'nin savunma sanayisindeki son gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdürüyor. Maariv, Türkiye'nin yerli hava-hava füzeleri GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN'ın canlı atış testlerini başarıyla tamamlamasını "İsrail'e verilen açık bir mesaj" olarak değerlendirdi.
"STRATEJİK ANLAM TAŞIYOR"
Maariv'de yayımlanan analizde, Türkiye'nin geliştirdiği GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN füzelerinin gerçek mühimmatla yapılan testlerden başarıyla geçtiği belirtilerek, bu gelişmenin yalnızca teknik bir başarı değil, aynı zamanda bölgesel güç dengeleri açısından stratejik bir anlam taşıdığı ifade edildi.

ABD FÜZELERİNE YERLİ ALTERNATİF
Haberde, 2013 yılında başlatılan proje kapsamında geliştirilen sistemlerin seri üretim öncesindeki kritik doğrulama aşamasını tamamladığı vurgulandı. Türkiye'nin bu projeyle savunma alanındaki dışa bağımlılığını azaltma hedefinde önemli bir eşiği geçtiği kaydedildi.
Maariv'e göre, görüş ötesi hava-hava muharebeleri için geliştirilen GÖKDOĞAN uzun menzilli angajman kabiliyeti sunarken, BOZDOĞAN ise yakın hava muharebelerinde yüksek manevra yeteneğiyle öne çıkıyor.

Her iki füzenin de ABD yapımı AMRAAM ve Sidewinder sistemlerine alternatif olarak tasarlandığı belirtildi.
"BÖLGESEL DENGELERİ ETKİLEYEBİLİR"
Gazetenin analizinde, söz konusu testlerin teknik boyutun ötesinde stratejik bir mesaj taşıdığı ifade edildi. Türkiye'nin bu kabiliyetle hava sahasındaki caydırıcılığını artırdığı ve başta İsrail olmak üzere bölgedeki askeri dengelere ilişkin algıyı etkileyebileceği değerlendirmesine yer verildi.

YENİ PLATFORMLARDA DA KULLANILACAK
Haberde, GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN füzelerinin Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki F-16 savaş uçaklarına entegre edilmesinin planlandığı belirtildi. İlerleyen dönemde ise milli muharip uçak KAAN ve insansız savaş uçağı KIZILELMA projelerinde de bu sistemlerin önemli rol üstlenmesinin beklendiği aktarıldı.
Gazete, Türkiye'nin son yıllarda hız kazanan yerli savunma projelerinin yalnızca envanter yenileme amacı taşımadığını, aynı zamanda stratejik özerklik ve caydırıcılık kapasitesini güçlendirmeye yönelik kapsamlı bir dönüşümün parçası olduğunu değerlendirdi.




