İtalya'nın, Türkiye yapımı Bayraktar TB3 insansız hava araçlarını (İHA) tedarik etmeye hazırlandığı bildirildi.
Dış basında yer alan analizlerde, bu adımın Ankara ile Roma arasındaki savunma ve jeopolitik ilişkileri derinleştirdiği ve Türkiye'yi Avrupa'nın güvenlik mimarisinde merkez bir konuma taşıdığı değerlendirildi.
İtalya'nın önümüzdeki birkaç ay içinde TB3 tedarikini resmen onaylaması bekleniyor. Anlaşmanın nihayete ermesiyle İtalya, Avrupa'da TB3 sistemlerini envanterine katan ilk ülke olarak kayıtlara geçecek.
İtalya Donanması Eski Komutanı Koramiral Berutti Bergotto mart ayında yaptığı bir açıklamada, İtalya'nın kısa pistli uçak gemilerinden iniş ve kalkış yapabilen bu sistemleri "Cavour" uçak gemisinde konuşlandırmayı planladığını belirtmişti.
Katlanabilir kanatlara sahip olan TB3, insanlı uçaklara ihtiyaç duymadan deniz gücünün gözetleme ve taarruz menzilini genişletme kabiliyetiyle öne çıkıyor.
Orta Doğu merkezli haber ve analiz sitesi Al Monitor, konuyu manşetine taşıyarak iki ülke arasındaki bu hamleyi detaylı bir şekilde inceledi.
Haberde, halihazırda Polonya, Romanya ve Hırvatistan gibi Avrupa Birliği ülkelerinin Baykar'ın bir önceki modeli TB2'yi kullandığı hatırlatılırken, İtalya'nın yeni nesil TB3'ü tercih etmesinin kıtada bir ilk olacağına dikkat çekildi.
Özellikle Akdeniz'deki göç baskısıyla başa çıkmak için gözetleme yeteneklerini modernize etmeye çalışan İtalya için Türkiye, savaşta kendini kanıtlamış İHA sistemlerinin hızlı ve uygun maliyetli bir tedarikçisi konumunda bulunuyor.
AVRUPA İÇİN BİR İLK VE "VAZGEÇİLMEZ ORTAK" VURGUSU
Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, Avrupa'nın silah ithalatının üç kat arttığı bir dönemde, Türkiye'nin küresel silah ihracatındaki payını ikiye katlayarak yüzde 1,8'e çıkarması bu yükselişi somutlaştırıyor.
Bu savunma işbirliğinin arkasında endüstriyel ortaklıklar da yatıyor.
2025 yılında Baykar ve Leonardo'nun ortak girişimi olarak kurulan LBA Systems, haziran ayından bu yana İtalya'da İHA platformları geliştirme faaliyetlerini sürdürüyor.

Al Monitor'a konuşan IstanPol Enstitüsü Dış Politika Koordinatörü Riccardo Gasco, değişen stratejik dinamiklere işaret ederek Türkiye'nin Avrupa ülkeleri için "vazgeçilmez bir savunma ortağı" haline geldiğini vurguladı.
Analistler, ABD'deki Trump yönetiminin güvenlik taahhütlerine dair yarattığı belirsizlik ortamında Avrupa ülkelerinin Türkiye gibi AB dışı ortaklarla bağlarını çeşitlendirmesinin stratejik bir zorunluluk olduğuna işaret ediyor.
İtalyan jeopolitik dergisi Limes uzmanı Daniele Santoro ise İtalya'nın dış baskılar ve kendi askeri kapasite açıkları nedeniyle Türkiye ile yakınlaşmaya uyum sağlamak durumunda kaldığını belirtti.

DIŞ POLİTİKADA YAKINLAŞMA SİNYALLERİ
İki ülke arasındaki yakınlaşma, sadece savunma alanıyla sınırlı kalmayıp dış politikada da benzerlikler göstermeye başladı. İsrail birliklerinin 8 Nisan'da Güney Lübnan'daki İtalyan UNIFIL konvoyuna uyarı ateşi açmasının ardından İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, İsrail'i kınamış ve 14 Nisan'da İsrail ile 2003 yılında imzalanan savunma işbirliği anlaşmasını askıya aldıklarını duyurmuştu.
Uzmanlar, İtalya'nın İsrail'e yönelik bu sertleşen tutumunun Türkiye ile benzer bir çizgi oluşturduğuna dikkat çekse de, Ankara'nın duruşunun hala çok daha sert olduğunu ifade ediyor.
İtalyan araştırma şirketi SWG'nin mart ayında yayımladığı verilere göre, İtalyan halkının yüzde 60'ından fazlası İsrail'in Gazze'deki eylemlerini olumsuz değerlendiriyor.
Analistler, Meloni yönetiminin İsrail ve Trump'a yönelik eleştirel hamlelerinin kısmen bu kamuoyu baskısından kaynaklanan sembolik adımlar olduğunu değerlendiriyor.




