Ziraat’in kredileri Bosna için cansuyu

Saraybosna Üniversitesi Rektörü Prof. Oğurlu, Taraf gazetesinin Boşnaklara faizsiz kredi vererek Sırplara karşı güçlendirmekle suçladığı Ziraat Bankası’nın ülke için ‘cansuyu’ olduğunu söyledi.

  • Betül Soysal Bozdağ/İstanbul
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
x

17 Aralık darbe girişimi operasyonuyla milli bankalara yönelik karalama kampanyası başlatan paralel yapının savaş mağduru Bosnalılar üzerinden Ziraat Bankası’nı vurma senaryosu geri tepti. Turkish Ziraat Bank Bosnia DD’nin, iki ülke arasındaki sözleşme gereği, Bosnalılara sıfır faizle kredi vermesinden rahatsız olan paralel yapının bu operasyonu karşısında şaşkınlık yaşayan Uluslararası Saraybosna Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu “Krediler sahipsiz Bosna için cansuyu niteleğinde” dedi. STAR’a konuşan Oğurlu şöyle dedi:

Başka adres yok

“Bosna Hersek’in Avrupa Birliği ve Türkiye dışında destek alabileceği başkaca bir adres yok. Savaşın tarafları olan Hırvatistan AB üyeliğine hızla kabul edilirken Sırbistan, Rusya Federasyonu tarafından tam destek görmeye devam ediyor. Bosna’da işlenmiş her türlü ürünün mesela salçanın bile komşu ülkelerden gelmesi şaşırtıcı olmanın ötesinde üzücü. Her türlü organik meyve sebzeyi pazarlarda rahatlıkla bulabilirsiniz, fakat bunların işlenmiş halini, bisküviyi, çikolatayı, makarnayı yerli üretim olarak güçlükle bulabilirsiniz.

Yerli ürün teşvik edilmeli

Küçük de olsa yerli sermayenin üretebileceği bütün ürünlerin teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Türk işadamlarının yatırımları, Türkiye merkezli dernek ve vakıfların mesleki kursları ve rehberlikleri bölgede istihdamın arttırılması ve ülkenin siyasi istikrarı için son derece önemli. Türk kamu bankalarının verdiği krediler ise sahipsiz Bosna halkı için can suyu değerindedir.”

TARAF ZİRAAT BANKASI’NI SUÇLADI

Ziraat Bankası’nın Bosna Hersek’teki iştiraki Turkish Ziraat Bank Bosnia DD’nin Boşnaklara uygun krediler vermesi Türkiye’de Taraf Gazetesi’ni rahatsız etti. Taraf, 12 Şubat’ta bankayı Boşnaklara kredi vererek onları ‘Sırplara karşı güçlendirmek’le suçladı.Turkish Ziraat Bank Bosnia DD, Bosna Hersek’te halkın uygun şartlarda ev veya arsa alabilmesi için faizsiz konut kredisi veriyor. Taraf’ın haberinde bankanın verdiği uygun şartlardaki kredinin Bosnalıların Sırplara karşı, konut ve arsa almaları için verildiğini söylemesi art niyet olarak yorumlandı. Verilen kredinin ‘siyasi operasyon’ olarak değerlendirilmesi de tepkiyle karşılandı.

***

Bosna, Osmanlı sarığından çalınan son mücevher…
‘Osmanlı’ kimliğiyle bütünleşmiş, Osmanlı elbisesini giymiş, asırlarca Anadolu ile aynı tarihi paylaşmış ayrılmaz parçamız…

İşte o yüzden 93’te Bosnalılar katledilince yüreğimiz dağlandı.

İşte o yüzden Bosna karışınca elimiz yüreğimize gidiyor ve “eyvah!” diyoruz… “Bir daha kan dökülmesin kardeş topraklarda” diyerek dua ediyoruz…

Ve merak ediyoruz Bosna’da neler oluyor? Sokaktaki Bosnalı ne istiyor?

Uluslararası Saraybosna Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ile Bosna’ya dair pekçok şeyi konuştuk. Prof. Yücel Oğurlu dokuz dil bilen, pekçok kitabı yayınlanmış bir hukukçu. Osmanlı kültürüne dair engin bilgisi ise dikkatleri çekiyor. Oğurlu Bosna’da hizmet veren bir akademisyen olarak kıymetli bilgilerini bizlerle paylaştı. Dileğimiz; Bosna sorunlarını akl-ı selim ile aşarak huzur ortamını muhafaza etsin. Ve o muhteşem güzelliği hiç bozulmasın.

“VANDALİZM YAPANLAR YERLİ HALK DEĞİLDİ”

Tuzla'da başlayan gösteriler Saraybosna'ya kadar yayıldı. Bosna'da neler oluyor? Gösteriler hangi yönde ilerliyor?

Gösteriler barışçıl şekilde sükunetle devam ediyor. Zannedildiği gibi büyüme eğilimine girmedi. Şimdilik polis müdahaleside görülmüyor. Ekranlarda sürekli döndürülen görüntüler, tansiyonunun en fazla yükseldiği ilk günün görüntüleri.

Gösteriler işsizlik gibi temel ve ciddi bir sorun üzerinden sert ve hızlı bir çıkışla Tuzla’da başladı. Maaşlarını alamayan kamu çalışanlarının protestolarıyla başlayan gösteriler, Tuzla, Brçko, Zenica, Priyedor, Banya Luka, Bihaç, Mostar ve Sarayevoya yayıldı. Başkent Sarayevodaki gösterilerde başkanlık sarayının ateşe verilmek istenmesi ve kamuya ait birkaç aracın yakılmasıyla olaylar Dünya gündemine taşındı. Geldiğimiz noktada yaklaşık sadece bin kişilik bir grubun sessiz protestosunun sürdürdüğünü görüyoruz. Gösterilerin barışçıl tarzda yürütülmesi belki de en sevindirici haber. Bosna Hersek halkı son derece kibar, medeni ve anlayışlı bir halk. Aynı zamanda bir o kadar da sabırlılar. Başkentteki göstericilerin taşkın faaliyetleri aslında burada herkesi şaşırttı. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu ana kitlede göstericilerin önemli bir kısmının başka şehirlerden geldiklerini ve yüzlerinin maskeli olduğunu duyuyoruz. Bu küçük gruba, tabi ki, şu ana kadar siyasetçilere farklı sebeplere kızgınlığı olan kitleler de katıldı. Gördüğüm kadarıyla belirli bir ideolojik kimlikleri yok. Talepleri, şimdilik işsizlik ve yolsuzukla mücadele talebi gibi görünüyor. Fakat yönetime halk temsilcilerinin alınması gibi anayasal dayanağı olmayan taleplerinin kabul edilme ihtimali bence gözükmüyor.

“TAŞ ATANLARI YAŞLILAR ENGELLEDİ”

Saraybosna Kanton Binası, Cumhurbaşkanlığı binası, Bosna Hersek arşivi ateşe verildi. Barışçıl gösterilerin vandalizme dönüşünde başka aktörlerin devreye girmesi söz konusu olabilir mi?

Bence yıllardır çok bölünmüş parçalı bir yönetimin doğurduğu bütün olumsuzlukların biriktirdiği öfke bu şekilde patlarken olaylar şiddet taraftarı ve daha da büyütmeye çalışan marjinaller tarafında manipule edildi. Olayların Ukrayna ölçeğindeki gösterilere dönüşmesi bekleniyordu belki de. Fakat henüz olayların ikinci ve ücüncü gününde daha yaşlı olan göstericilerin şiddete izin vermedikleri ve taş atılmasına bile izin vermediklerini gördük.Yüksek işsizlik oranları gibi kimsenin itiraz edemeyeceği haklı bir talep üzerine konuşlanan başkaca aktörlerin olduğunu ve ortamın dışarıdan da tehlikeli bir şekilde manipule edildiğini düşünüyorum.

“BOSNA’DA BÜYÜK RESMİ GÖRMELİ”

Bosnada tehlike altında olan, sadece Hükumet veya Cumhurbaşkanlığı değildir. Tehdit kantonal bütün yapılara ve Devlet başkanlığına yönelirken gösterilerin işsizlik gibi temel ve ciddi bir ülke sorunundan, ülkeyi daha büyük bir kargaşaya sürükleyecek etnik bir meseleye taşınması riski bulunmaktadır. Bu anlamda, olayın bütününü değerlendirerek lokal veya küçük taleplerin masumiyetinin ötesinde, “büyük resmi” görmek gerekir.

“HANTAL BÜROKRASİ EKONOMİYİ YAVAŞLATIYOR”

Bosna'da yaşanan karmaşanın nedeni sadece ekonomik yetersizlik mi?


Bir hukukçu olarak baktığımda Bosna’nın en temel sorununun, halkın önünü açacak ve güvenliğini hızlı şekilde sağlayacak bir hukukun bulunmaması olarak görüyorum. Karmaşık siyasi yapı, en küçük illerde bile kantonal ve federal seviyede farklılıklar, iş yavaşlatan hukuk denetimleri dikkatleri çekiyor ve bu durum hantal bir bürokratik yapı oluşturuyor. Bu yapı ekonomiyi yavaşlatmakta, yeni yatırımları caydırmakta, yabancı sermaye akışını durdurmaktadır. Şüphesiz, yatırımcı kendisini koruyacak iyi bir hukuk sistemini arar. İç ve dış yatırımcının bulunmadığı bir ortamda ise, işsizlik kaçınılmaz bir sonuçtur.

GİZLİ SİYASET YAPAN AKTÖRLERE DİKKAT!

Bu yıl Ekim ayında yapılması planlanan seçimde Aliya'nın partisi SDA'yı yenme ümidi olmayan muhalefetin bu olayları kışkırttığı söyleniyor. Katılır mısınız?


Burada öfkenin, yönetimde kim olduğuna bakılmaksızın topyekün olarak siyasilere yöneltildiğini söyleyebilirim. Gerekli müdahalelerin zamanında yapılmaması için iş yavaşlatan, göstericileri teşvik eden, polisi demoralize eden yönetimde bulunan bazı siyasilerin bulunduğundan da haberdarız. “Bel altı” ve gizli siyaset yapan, tribünlere oynayan aktörler her zaman karşımıza çıkabiliyor. Kendi bindiği dalı kesen bu siyasetçilerin hırslarının ülke menfaatlerinin önünde olduğunu görüyoruz. Oysa ki Bosna’nın birincil ihtiyacı istikrarın korunması olmalıdır. Çünkü istikrarın bozulması, Bosna Hersek’e daha fazla işsizlik, daha fazla yolsuzluk getirecektir. Bunun için, gösteriler yapılacaksa barışçıl usullerle yapılması Bosnanı geleceği için elzemdir.

“BOŞNAK NÜFUSUNUN ARTMASI TEHLİKE OLARAK GÖRÜLÜYOR”

Gösteriler Bosna Sırp Cumhuriyeti'ne sıçrarsa Dayton anlaşmasının yeniden tartışılır hale geleceği konuşuluyor. Ne dersiniz?


Bence yapılan bütün bu senaryo, bu erken doğum için bir hazırlık. Boşnak nüfusunun savaştan bu yana ilk defa yüzde ellinin üzerine çıkması sadece dostları sevindirdi. Bu hassas konu bölgedeki hesapları tersine çevrecek bir gidişin işaretçisidir. Çünkü, zaten savaşın nedeni Boşnak nüfus oranının minimize edilerek etknliğinin kırılması idi. Fakat hesap tutmadı ve Boşnak nüfusu çoğunluğa sahip oldu. Ülkede istikrar sağlanması halinde yaklaşık iki milyon Boşnağın ülkesine dönme ihtimali de bulunuyor. Ayrıca Hırvatistanın AB üyeliği, Bosna Hersek federasyonundaki genc Hırvatların Federasyon dışında kendilerine hayat aramaları, AB ülkelerine yönelmeleri, Hırvatları telaşa düşüren bir husustur.

“ŞİMDİLİK AKIL DIŞI DAYTON’U SAVUNMAK GEREKLİ”

Daytonu şu kritik aşamada tartışmak, ekonomisi oldukça zayıf olan ve Devlet olarak ayakta kalmaya çalışan ve bir ordusu da bulunmayan Bosna Herseki komşu devletlerle karşı karşıya getirmek, etnik huzursuzluk ve iç kargaşalara sürüklemek anlamına gelir. Bunun bu aşamada yanlış olacağını peşinen kabul etmek gerekir. Savaştan yirmi yıl sonra ilk defa Boşnak nüfusunun %50 yi geçtiği bir ortamda ülkeyi yeni maceralara sürüklememek gerektiğini düşünüyorum. Şu anda daha da küçültülmüş bir Bosnayı hiçbirimizin içine sindiremeyeceğine eminim. Kötüniyetli taraflar hatalı bir zemin de olsa Daytonu tartışmaya açarak diğer etnitisitelerin artık beraber yürüyemeyeceklerini ve ayrılmaları gerektiğini tartıaşmaya açmak istiyorlar. Buna izin vermemek ve şu aşamada akıldışı olan Daytonu maalesef savunmaktan başka çare kalmıyor.

“ERKEN SEÇİM İLE KRİZDEN ÇIKILMALI”

Sizce mevcut hükümet süreci nasıl yönetecek? Demokrasi kültürü adına Bosna siyaseti nerede duruyor?


Bu ülkenin sabırlı ve iyiniyetli insanlarının bu krizi aşacağına inanıyorum. Şu anda istifa eden Hükumet görevlilerinin yerini almak üzere derhal birilerinin seçilmesi, anayasaya göre erken seçim imkanı bulunmadığından uzak görünüyor. Ancak bir anayasa değişikliği ile erken seçim yapılabilir ve krizden çıkılabilir. Bu da şu gergin ortamda hiç de kolay olmayacak.

INZKO’NUN ANLAMSIZ YORUMU

AB Bosna Hersek yüksek temsilcisi Valentin Inzko'nun "eğer tansiyon düşmezse AB askerlerini bu ülkeye davet edebilirim" sözünü nasıl değerlendirirsiniz?


Bu sözü anlamsız buluyorum. AB’nin bir askeri güç olarak bölgeye şu anda katabileceği herhangi bir katkı gözükmüyor. İçeriden mevcut ve meşru makamların sorunu çözmek üzere bütün yolları denemelerinden sonra yine onların talep etmeleri halinde bu çözüm düşünülebilir. Son kertede denenebilecek bir çözümdür. İş, dış desteğe gelecek noktaya varırsa ki bu ihtimali gerektirecek bir vehamette değil olaylar, o zaman başka hukuki yollar da denenebilir. Fakat şimdilik durum bu noktada değil.

5 CUMHURBAŞKANI 14 BAŞBAKANI OLAN BİR ÜLKE

1995’te savaş sonrası Bosna siyasi ve sosyal olarak nasıl şekillenmişti?


Bosna Hersek Cumhuriyeti’nde bugün yaşanan tatsızlıkların kaynağı yorumlanırken, ülkenin yakın tarihi bilinmeksizin akıl yürütülmesi veya hamaset yapılması halinde, ancak romantik veya kasıtlı yönlendirmelere fırsatlar verilmiş olur.

Bu savaşla, nüfusunun iki yüzbinden fazlasını kayıp veren, toplam Boşnak nüfusunun yarısını göçmen olarak kaybetmiş olan bir ülkeden bahsediyoruz. Ülkenin bu büyük soykırım sonrasında ağır baskılar ile kurulmuş olması, savaş suçlularının büyük çoğunluğunun cezasız bırakılması, ülkenin yeniden yapılanması için yeterli insan ve sermaye kaynağına sahip olmadığı bir döneme denk gelir. Bosna Hersek halkı, önlerine konulan barış planını adil olmadığını bilerek, bir acı reçete olarak kabul etmek zorunda kalmıştır. Bugün Dünyada eşi benzeri
görülmeyecek bir yönetim yapısıyla Bosna Hersek Cumhuriyeti; şu anda 5 cumhurbaşkanı, 14 başbakan, 180 bakan, 760 milletvekili ile yönetilmeye çalışılmaktadır. Bu yapının ülkedeki yönetimi ne derecede zorlaştıracağı ve nasıl bir maliyet oluşturacağı ortadadır. Devlet harcamalarının %40'ından fazlasının, bu benzersiz yapının finansmanına ayrıldığı bilinmektedir. Bu tuhaf yapının oluşturacağı bürokrasi, yavaş karar alabilme, uzlaşmadaki zorluklar, yüksek maliyetler birarada düşünülürse ülkenin siyasi yapısının yönetmek değil, yönetememek üzerine kurulduğu görülür. Siyasetin karar alma yolları tıkalıdır. Bürokrasinin her zaman elinde yapının karmaşıklığı bahanesi vardır.

SIRBİSTAN VE HIRVATİSTAN KISKACI GÜÇLENDİ

Bosna 20 yıl sonra yeniden AB, Sırbistan ve Hırvatistan'ın kıskacına mı giriyor?


Aslında Dayton Planı, Yugoslavya’dan ayrılan Hırvatlar ve Sırplar için bağımsız birer devlet vermeyi, bunun dışında kalan Bosna Hersek toprakları içinde de bir “Sırp Cumhuriyeti” kurulmasına, buna ek olarak geriye kalan topraklarda ise Hırvat ve Boşnakların federal yapıda ve kantonlarda ortak yönetimine tarafları zorluyordu. Bununla her etnik kimliğe kendi ülkesi verilirken sıra Boşnaklara geldiğinde topraklarını ancak diğerleriyle aynı devlet yapısı içinde eşit olarak ve birlikte yönetebilecekleri bir yapıyı dayatıyordu. Dönemin şartları içerisinde taraflar bu yapıyı kabule zorlandı. Dün bugün Kıbrıs sorunun çözümünde taraflara dayatılanlar neyse Bosnada da dayatılanlar genel mantığı itibariyle birbirine benzerdir. Bunun için, Sırbistan ve Hırvatistan tarafından oluşturulmuş kıskaç zaten mevcuttu ve bugün daha da güçlenmiştir.

Hırvatistan’ın AB üyeliği, bölgedeki durumu Hırvatlar lehine daha da güçlendirdi. AB’nin fonkisyonu, doğru bir rehberlikle bir fırsata çevirilebilir. Burada AB’ni karşı bir aktör olarak algılamanın Bosna Hersekte işleri daha da zorlaştıracağı ve yanlış olacağı kanaatindeyim.

“ORTADOĞUYA BAHAR ÇİÇEK DEĞİL KURŞUN GETİRDİ”

'Bosna baharı' tanımını dillendirenler var. Oluşan algı olumlu değil. Süreç sizce nasıl evrilecek?


Bosna baharı ifadesini yanlış buluyorum. Bu romantik “bahar” nitelendirmesinin Ortadoğuda ağaçlarda çiçek değil, vücutlarda kurşun deliklerine dönüştüğünü görüyoruz. Bosna halkının fevri çıkışlara değil, kendi geleceğini belirleyecek mantıklı ve iyi planlanmış bir siyasi uzlaşmaya ihtiyacı vardır. Burada kimin kime karşı olduğunu ve hangi taleplerle ayaklandıklarını söylemek oldukça zor. Problemin ancak yine bölge halkının uzlaşması ile çözülmesi gerektiğine inanıyorum. İçerideki bütün tarafların dinlenilmesi ve bir çözüm hükumeti kurulması gerekli. İşleri kilitliyen ve açmaza sokanları afişe edilerek yönetimden safdışı edecek bir mekanizma kurulması gerekli. Türkiyenin aktif girişimleriyle özellikle Hırvatistan’ın ve kuşkusuz Sırbistan’ın ikna edilebileceği konular vardır. Bölgenin diğer aktörlerini dikkat almadan atılacak adımların işleri daha da zorlaştıracağı muhakkaktır.

“BOSNA İÇİN TÜRKİYE’NİN VARLIĞI KRİTİK VE HAYATİ”

Davutoğlu geçtiğimiz günlerde Bosna’yı ziyaret etti. Ziyaretin etkileri ve taşıdığı anlamı nasıl
değerlendirirsiniz?


Bosna Sırp Cumhuriyeti Başkanı Milorad Dodik’in, Sırbistana gitmesi ve Belgrad’da “Bosna Hersek bölünmeye doğru kayıyor” ifadeleri beklentileri ve kimin nereden medet umduğunu ortaya koyuyor. Aynı günlerde Hırvatistan Başbakanı Milanoviç’in ise Hırvat Boşnak nüfus dengesinin kritik olduğu bir yer olan Mostar’ı ziyaret etmesinin sembolik anlamı büyüktür. İşte tam da bu noktada Türkiyeden Dışişleri Bakanının ziyareti, bölgede olumlu bir moral havası estirdi. Boşnaklar Türkiyenin önemli bir aktör olarak kendileriyle ilgilenmelerinden son derece memnunlar ve kendilerini böylece güvende hissediyorlar. Burada Türkiye’nin daha fazla yatırım ve rehberlikle var olması onlar açısından kritik ve hayati bir değer taşıyor.

Prof. Dr. Yücel Oğurlu kimdir?

1970 İstanbul doğumlu olan Prof. Dr. Yücel Oğurlu, 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini, 1995 yılında Marmara Üniversitesinde Yüksek Lisansını bitirmiş, yine aynı üniversitede Kamu Hukuku alanında doktorasını tamamlamıştır. 1999 yılında Atatürk Üniversitesi Hukuk fakültesinde yardımcı doçent, 2004 yılında İdare Hukuku Doçenti unvanını kazanmıştır. 2006 yılında İstanbul Ticaret Üniversitesinde Hukuk Fakültesi öğretim üyesi olan Oğurlu, 2010 yılında profesör unvanına hak kazanmıştır. Aynı Üniversitede Dekan yardımcılığı, Rektör yardımcılığı ve vekilliği görevlerini sürdürmüştür. Yazarın özellikle idare hukuku alanında yayınlanmış beş kitabı ve yine idare hukuku ve insan hakları ve özgürlükler ile uluslararası ilişkiler ve dilbilim üzerine yurtiçi ve yurtdışında yayınlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Doğu ve Batı dillerinden dokuzunu, kendi alanında çeviri yapabilecek ve günlük iletişim kurabilecek seviyede bilen Oğurlu, evli ve üç çocuk babasıdır.

2013 Eylül ayında bu yana International University of Sarajevo Rektörü olarak görev yapmaktadır.

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar

Yorumlarınızı kendi özgür iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

  • Lütfen birşeyler yazınız. Yorum alanı boş bırakılamaz.
  • Tebrikler! Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.
  • Mesajlarınız size hukiki sorumluluk doğurur.
  • Bir hata oluştu lütfen daha sonra tekrar deneyiniz!
 
´Terör örgütünün sözcülüğünü yapmayın´

´Terör örgütünün sözcülüğünü yapmayın´

En Çok Okunanlar